fikir ve put üzerine notlar(kitab hakkında-önsöz-sayfa16)
-kitabın mukaddimesinde islam dunyasının geri kalmışlığına vurgu yapılıyor, batıya karşı duyulan bu hasret veya aşırı şehvet bizi doğuda bırakıyor ve batılılaşırken bile doğu kafasıyle kendimize sövüyoruz, musluman dunyası batı ilerlerken gerilemedi, olduğu yerden bir durma hali vardı, gerilemeye örnek roma verilmesi lazımdır, mesela roma antik çağda mimaride baya ilerlemişti ancak aynı yapıları ve kaliteyi barbar akınları ve iç çöküşüyle üretememiş, literal anlamda tekniğini kaybetmişti. rönesansı, reformu yakalaması 1000 yıl almıştı. muslumanların 1500'lü yıllardan önce üretip de sonrasında üretemedikleri bir şey yok ama şu var bir çok kutbun olduğu dunyada birliği/vahdeti yakalamakta çok kötüler, hindistanı portekizlilere işgal ettirecek kadar askeri olarak geleneksel kalmışlardı bütün mesele buydu, biz olduğumuz yerde durduk ya da batıdan ithal etmeye çalıştık, batı sürekli yeni sömürgeler aradı, yatırımlar yaptı, geri kazancını harcadı. bence muslumanlar şu 3 politikayı benimseseler birçok sorunu sırtımızdan atmaya başlarız, dışa dönük tek tavır, uzun vadeli yatırım, hızlı nufus artışı.
-mukaddime özet alıntım "bazı fikirler bireyden toplumun katmanlarına doğru süzülür ve "şey" iken madde ile bağlantısı kurulur bunda aşırıya gidilirse bir insana indirgenir ve putlaşır"
-"kitab hakkında kısmı" bitemedi, yazar ölü ve öldürücü fikir diye 2 ayrım yapmış ölü fikir geriden aldığımız bizi geride bırakan fikirler, öldürücüler ise gümrüksüz batı fikirleri şu notu da düşmeliyim gümrüksüz fikir terimi çok özgün geldi, çöqtüm. sayın cemal aydın geçmişten aldığımız ölü fikirlerin diriliğine kim karar verdi ?! islam fikri kabuğuna çekilmekle beraber kafasını kabuğundan çıkarınca bu salyangozun etine sert batı çizmezi geriye de tepiyordu cumlesini eklemek lazımdı.
-elhamdullillah önsözü yazan malik bin nebi ,cemal aydından ayağı daha yere basan bir olacak ki bütün sorunlara değinemeyeceğine değinmiş ve genel bir çerçevede her toplumdaki ortak noktalardan bir kanıya varacağını önden bize bildirmiş.
-şimdi yazarımız girişi yaptığı gibi bizi 2 seçeneğe zorladı, insan yalnız kalınca kozmik bir boşluk hisseder, bunu doldururken 2 yönü vardı kafasının/bakışlarının altı=maddiyat=teknik ve imparatorluk; kafa/bakış üstü=feza=maneviyat=ahlak ve metafizikbuna göre din bakış üstüdür dedi-avrupa bakış altıdır, bakış üstünden uzaktır-sami kavimlerde bakış üstüdür dedi hep maddiyattan uzaklarmış, bu adam yahudileri hiç anlamamış-aryen kuzeyli maddiyatçı ,sami maneviyatçı, itidal sentezci grek ve sonra biz muslumanlar ama biz doğuyuz-doğunun doğrusu, grek in iyisi bizde birleşmiş, doğru olan iyi, iyi olanda doğru değil midir, 2 kümenin kesişimi ayrışımından zannımca çoktur ki bu çokluk azlığa galib gelecek kadardır ama ayrımından da bahsedilemeyecek kadar değildir.-medeniyetler bazen "şey"leri odaklayarak gelişir, bazen düşünceler bu odakta olur (baya maneviyatçı, öteci, idealci toplum ve maddiyatçı putperest toplum ayrımı yapıyor), insan ruhu medeniyetin bu özüyle rabıtalıdır, bunun sonucunda halk edebiyatında iz bırakır, çok elitist olmayan üst edebiyatta yozlaşmadığı sürece bu izler görünebilirmiş.(bu adam solcu)-robinson crusoe ve hay bin yakzan = doğu batı çatışması argümanı, güzel bir noktadan delil getirdi ama bizim robin yeme, içme, çalışmaya odaklanmış kendine "masa" yapıyormuş, hay bin yakzanın ceylanı ölmeye başlayınca hay telaşa düşmüş ceylandaki kötülüğü düzeltip ondaki eksikliği giderecek eski haline döndürecek peki hay bunu yapmak için ne yapıyor? onu otlaklıklara götürüyor, meyve yediriyor bütün organlarını kontrol ediyor bir yarası vs var mı diye şimdi bu 2 karakter arasında maneviyat maddiyat tepki olarak ve farklılaşmaları nerde birisi maddiyatla yaşarken diğeri anlamadığı ölümü maddiyatla çözmeye çalışıyor. hay bin yakzandan örnek çekip herşey kendi leyhineyken eline yüzüne nasıl bulaştırmayı becerdi malik bin nebi.
(sayfa 16ya kadar ki yorumlar ve notlarımdır)
Henüz hiç yorum yapılmamış.
