Ayşenur Naçar @aysenacaar

Okurken Çalışmanın Sıkışmışlığı ve Güce Dönüşen Yolculuk

Okurken çalışmanın yarattığı sıkışmışlık hissi, çoğu zaman görünmeyen ama derinden hissedilen bir yük. Bir yanda hayaller, diğer yanda sorumluluklar; biri geleceği kurmaya çalışırken diğeri bugünü ayakta tutmaya zorlar. Zaman yetmez, enerji bölünür, insan kendini iki hayat arasında asılı kalmış gibi hisseder. Tam da bu noktada insanın kendine sorması gerekir: Bu yükün altında ezilmek mi, yoksa onunla birlikte güçlenmek mi?

Şimdi dur ve kendine sor: Gerçekten neden başladın? Ben de tam bu soruyla yüzleştiğim bir dönemdeydim. Sabah erkenden işe gidip akşam derse yetişmeye çalıştığım günleri hatırlıyorum. Otobüste not okurken gözlerimin kapandığı, ama yine de vazgeçmediğim zamanlardı. Her şey üst üste geliyor gibiydi ama içimde küçük bir ses “devam et” diyordu. O ses, aslında yönümü kaybetmemem için bir pusulaydı.

Zamanla şunu fark ettim: Bu sıkışmışlık hissi aslında bir geçiş alanıydı. Ne tamamen olduğum yerdeydim ne de olmak istediğim yerde. İş çıkışı yorgunlukla açtığım defterler, bazen sadece birkaç satır yazabildiğim geceler… Hepsi birikiyordu. Ve bir gün şunu fark ettim: “En zor zamanlarım, en çok ilerlediğim zamanlarmış.” İşte bu farkındalık benim için bir kırılma noktası oldu.

Bu farkındalıkla birlikte bakış açım değişti. Artık “neden bu kadar zor?” diye sormak yerine “bu bana ne katıyor?” diye düşünmeye başladım. Çalışırken kazandığım disiplin, okurken geliştirdiğim sabırla birleşti. Küçük ilerlemelerin aslında ne kadar büyük olduğunu gördüm. Kendime yüklenmek yerine kendimi anlamaya başladım. Bu da süreci biraz daha taşınabilir kıldı.

Sonunda şunu anladım: Okurken çalışmak sadece bir zorluk değil, aynı zamanda güçlü bir dönüşüm süreci. Sıkışmışlık hissi kalıcı değil; ama o süreçte kazandıkların kalıcı. Eğer şu an bu duygunun içindeysen, bil ki yalnız değilsin ve bu bir son değil. Bu, seni daha güçlü bir versiyonuna götüren bir yol.

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yazmak için giriş yapmanız gerekli