Seldağ Y. @Seldag_Y._2812

Bilinçaltı Çöplüğümüz: Duygular

Duygular üzerine sık düşündüğüm zamanlardan geçiyorum. Bazı insanlar için esaret olan duygular, bazıları için özgürlük olabiliyor. Gözlemlediğim kadarıyla duyguları esaret olarak gören insanlar, duygulardan korkan ya da kaçan insanlar oluyor. Özgürlük görenler ise hayatı her anlamıyla gögüslemeye çalışan ve dolu dolu yaşayanlar bence.

Duyguları bastırınca ya da göstermeyince güçlü olmuyoruz aslında. Çünkü güç dediğimiz olgunun dinamikleri çok daha başka şeyler. Kişiden kişiye değişebilen şeyler de vardır ancak genelgeçer dinamikler yadsınamayacak kadar çoktur. Duygular insan için dertlenme merkezi değil, aslında öğrenme merkezidir. Her duygunun bize katacağı öğreti mutlaka vardır. Ne yaparsak yapalım, bastırdığımız her duygu bambaşka bir surette, beklenmedik bir anda muhakkak ki karşımıza çıkar.Yani bir yere bakmamak, orda olan şeyi yok etmez. Freud’un deyimiyle İtiraf edilmemiş hiçbir his asla ölmez.” 

İnsanlar olarak bu konuyla ilgili önemli bir noktayı kaçırıyoruz. Bir şeyi kendine ne kadar çok yasaklarsan, onu daha çok istemeye başlarsın. Ve unutmayın, insanın kendi gardiyan olduğu hapishaneden kaçması o kadar zordur ki.. Mevzu, görünüşün ardındaki özü anlamak için zahmet çekmeyi göze almaktır. Biz sadece bir görüntü iken, duygular özümüzdür. Ve insan olmanın en heyecanlı taraflarından biri, gerçekten duyguların varlığıdır.

Beyhan Budak bir kitabında bu duruma şöyle güzel değinir: “Düşünsene çok neşelenmediğini, hayranlıkla bir manzaraya bakmadığını, sana zarar verecek şeylerden korkmadığını, haksızlıklar karşısında öfke hissetmediğini, ilk defa gördüğün bir şey karşısında şaşkınlığa düşmediğini… Hayat çok garip olmaz mıydı sence? Hayatta birçok şey A ve B noktası arasındaki çizgiden oluşuyor; duygular bu iki nokta arasındaki çizgiyi çekilebilir hale getiren güzellikler aslında.” Bu dizelerden de anlaşıldığı üzere duygular hapis değil, özgürlüğe açılan kıymetli kapılardır sadece.

Yaşar Kemal,  “Bir kuş, bir çalıya sığınır. O çalı da, o kuşu saklar.” diyordu İnce Memed’te. Ben o çalıyı duygularım olarak algılayıp, onlara sığınıyorum her zaman. Duygularımı, benliğime yakın tutmaya çalıştıkça daha iyi hissediyorum. Acıysa acı, heyecansa heyecan, mutluluksa mutluluk.. O an hissettiğim duyguda kalıyorum. Mutluluk mesela, gelmesini bekleyip veya yanlış yerlerde arayıp yalnızlaştığını düşünenlerden değil, var etmeye çalışanlardan oluyorum. Bu da ancak duygularımın farkındalığıyla gerçekleşiyor.

Bir şeyi nasıl karşılarsanız öyle yolcularsınız. Bu yüzden duyguları iyisiyle kötüsüyle hoş karşılamak ve o şekilde yolcu etmek önemlidir. Unutmayın; duygularınızı anlamak, hayatta her şeyi anlamak olacaktır. Acaba siz duygularınızı, esaret mi yoksa özgürlük mü görüyorsunuz? Farkındalığına ulaşmanız dileğiyle.. ☘




ELZ Kozmetik ürünlerini çok severek kullanıyorum. Cilt bakımdan saç bakıma bitki özlü birçok ürünü linke tıklayarak inceleyebilirsiniz. https://www.elzkozmetik.com/

6

Henüz hiç yorum yapılmamış.