onurtoteles-.-sapere aude! @onurtoteles.sapere_aude_1046

zaman kavramı üzerine üç tanım ve bir eleştiri

Aristoteles: Önce ile sonraya göre devinim sayısı.


Augustinus: Ne gelecek var ne geçmiş; ne de "geçmiş, şimdiki, gelecek zaman diye üç zaman var" demek yerine, belki şöyle demek daha yerinde olur: Üç zaman vardır: geçmiştekilere ilişkin şimdiki zaman, şimdikilere ilişkin şimdiki zaman ve gelecektekilere ilişkin şimdiki zaman.


Martin Heidegger: Uzay kendi başına hiçbir şey değildir, mutlak uzay yoktur. O yalnızca içinde yer alan cisimler ve enerjilerle var olur. Zaman da hiçbir şey değildir. Yalnızca içinde geçen olaylar sonucu vardır. Mutlak zaman yoktur.



Augustinus’un varsayımına göre yalnızca şimdiki zaman vardır, diğer iki zaman kavramsal olarak zihnimizde kurguladığımız imgelerdir. Geçmiş, geçtiği için artık yoktur gelecekte, şimdiki zamanın dışında olduğu için ‘varsayılan’ bir gerçekliktir. Geçmişin, geçtiği için olmadığını ve geleceğin de daha gelmediği için olamayacağını varsayarsak şimdiki zamanı nasıl tanımlayacağız? Yani zaman, ‘önce ile sonraya göre devinim sayısı’ olduğuna göre, “önce ile sonra yoktur, yalnızca devinim vardır.” dersek bu devinim hangi zemin üzerinde gerçekleşecek? Açıktır ki devinimin zamansal boyutta gerçekleşmesi şimdiki anların geçmesi ve gelecek anların gelmesi ile mümkün olur. 100 yıllık bir gelecek zamanı inceleyelim; ilk yıl şimdiki zamandır dersek, gelecek 99 yıl yoktur ve biz bunu ‘varsayımsal’ olarak yalnızca kabul ederiz ve aradaki devinim zamanı oluşturur. Bir yıllık bir gelecek zamanı inceleyelim; on iki ayın ilk ayı şimdiki zamandır dersek, gelecek on bir ay yoktur ve biz bunu yalnızca ‘varsayımsal’ olarak kabul edebiliriz; bu tasım, apodeiktik olarak sonuna kadar şüphesiz devam edecektir. Peki, şimdiki zaman saniyenin kaçta kaçıdır dersek ne sonuca varacağız? Yani söz gelimi bir saniyelik bir gelecek zamanı incelersek ilk bir salise şimdiki andır dersek aradaki elli dokuz salise yoktur ve biz bunu ‘varsayımsal’ olarak yalnızca kabul ederiz, o yalnızca gelecek andır. Saliseyi de parçalayarak aynı işlemi sanırım tekrar edebiliriz. O halde Augustinus’un yöntemine göre cevap bulabilir miyiz? Zaman, geçmiş ve gelecek arasındaki harekettir ve geçmiş de vardır, gelecek de geliyordur. Bu zamanları daha derinlemesine incelemek bu yazının konusu değil fakat geçmiş ile geleceği varsaymadan şimdiki zamanı tanımlamak akla aykırıdır çünkü mevcut hareket üç zamanı zorunlu olarak birbirine bağımlı kılar. Geçmiş geçip gitmiş olsa dahi onu şimdiki anlara ait geçmişan olarak tanımlamamalıyız. Onu geçen devinim sayısı olarak tanımlamalıyız ve şimdiki anlardan ayrı olarak geçmiş-şimdiki anlar kavramı en uygun isim olacaktır. Gelecek de gelecektir ve onu şimdiki anlara ait gelecek zaman diye tanımlamamalıyız, gelecek devinim sayısı olarak tanımlamalıyız ve şimdiki anlardan ayrı olarak gelecek-şimdiki anlar kavramı en uygun isim olacaktır.

7
Daltonist @Daltonist_1402

Zamanın anaforundan sürüklenip Issız bir yalnızlığa düşmüşüm Yanımda Telvesinde söndürülmüş izmaritli Çikolata Ve bir kitap ...

onurtoteles-.-sapere aude! @onurtoteles.sapere_aude_1046

teşekkür ederim.

Yorum yazmak için giriş yapmanız gerekli