S Koray Uğurlu @S_Koray_Ugurlu

Ben Babamın En Kötü Yatırımıyım - Öykü 01

 
Söylenecek bir şey kalmamıştı, ben de yazdım.
 
Çünkü yıllarca konuşmadı benimle. Ondan uzaklaşamıyordum çünkü evin kapısı ve duvarları gibiydi, vardı. En fazla odama saklanabiliyordum, düşünmek için: insan neden en yakınındakiyle iletişim kurmaz ki?
 
Başımı yastığıma koyduğumda henüz uyumayacağımı çok iyi bilirim. Bazen saatler alır kendi kendime konuşmalarım veyahut yarı kontrolümdeki rüyalarım; çocukluğumdan kalma bir alışkanlık. Sizi bilemem ama ben yatağa girdiğimde başlardım bir şeyler hayâl etmeye veya günün yaşananlarını "niye öyle oldu ki" gibisinden kendi kendime tartışmaya. Dünyamdaki herkesin ağzının yerine en az bir kere kendi ağzımı koymuşumdur. Onların yerine kendimle tartışırdım çünkü onlar benimle gerçekten tartışmazlardı, konuşmazlardı, yaşar giderlerdi ve ben bu yetersiz iletişimi kendi beynimde tamamlar, onlara hayatımda yer vermeye devam ederdim. Çocukluk... Çocuk dediğin inanır; onların hayatında olması gerektiğine, onların doğru kişiler olduğuna, onların doğru söylediklerine, ve daha nicelerine...
 
Genel itibariyle 'iyi bir adam' denilir benim için, hatta 'iyi bir baba adayı' demişlikleri bile var. Hâlbuki ben kendimi o kadar geleneksel tavırda ya da dünyanın şokuna kapılıp şaşkınlıkla bunlara izin verebilecek biri olarak görmedim hiç. Neysem; diğer sıfatlarımın öncesinde, beni 'iyi bir çocuk' olarak bildiler. İyi bir çocuk olarak, aileme pek fazla sıkıntı yaratmadan büyüdüm. Yani büyümek dediysem işte yaş olarak, zamanla yaş aldım yani, ister istemez. İyi bir çocuk olarak çoğu zaman derslerimde başarılıydım mesela (ilk başlarda çok başarılıydım hatta). Okulu asmaz, ailem ne derse ona olabildiğince itaat eder (arada isyanlar olsa da ortalığı birbirine katan yaramaz çocuk ol'a'madım hiçbir zaman), neredeyse kimseyle kavga etmez (öğretmenler hariç), kimsenin kuyusunu kazmaz, evde ya da çevrede olay çıkarmaz, olaylara karışmaz, falan filan vesaire... Bayağı bildiğin geleceğin 'saygılı insan'ının prototipi işte yahu. Evde top oynarken kırdığım birkaç parça bir şey vardı, bir kere de ocakta sütü söndürmeyi unutup evden çıkmıştım ama yangın falan çıkmadı. Bu kadar. Daha fazlası gelmedi aklıma. Gelse n'olacak, sanki ne yapacaktım; sıradan bir devlet memuru ile sıradan bir ev hanımının sıradan üç insan üretme denemesinden, çocuklarından biriydim.
 
Aslında onlar da çok sıradan insanlar değildi, doğal olarak. Ama işte sıradanlıkların arasında sakince yaşıyorlardı. Sanırsam ülkedeki en ideal ailede yaşıyordum, bazı istisnai durumlar haricinde de dışarıdan oldukça normal gözüküyorduk. Ama bilirsiniz, normallik görecelidir.
 
-- -- --
 
Doğrudur; elime kalemimi alıp kağıda yazıyla ya da çizgiyle dökülebildiğim an özgür hissederim, belki de en özgür hissedebildiğim zamanlardır. Çok fazla tavsiyede bulunmak herkes gibi benim de haddime değil ama bunu kesinlikle tavsiye edebilirim.
 
Hatta bir adım ileri gidip diyebilirim ki: kağıda, deftere ya da yola, duvara, sokağa yazmıyorsa çizmiyorsa anlatmıyorsa boşalmıyorsa bir insan, o insandan uzak durmalı.
 
Anlatmayan insan içinde biriktirir, kamburunda biriktirir. Ve yükü ağır olan bir hamal kolay kolay gülemez.
 
"O zaman suçlamamak gerek" dediğinizi zannederekse şunu diyeceğim: biriktirdiğini paylaşmayan insan ya bencildir ya korkaktır; o insandansa çok uzak durmalı.
 
-- -- --
 
Anlatmak istediğim zamanlarda, "sus, şimdi sırası değil" veya "şimdi yeri değil" dediler başlarda.
 
Anlatılana göre özgürlük, bir başkasının sınırlarını ihlâl etmediğin sürece var olabilen soyut bir kavram idi. Ama insan bir adım geri çekilip düşününce şunu görüyor: yapmak istediğin bir şeyi yapabiliyorsan özgürsündür, aksi hâlde özgür değilsindir, pür.
 
Fiziksel şartları ne kadarınız muhatap alıp özgürlüğün bence asıl olan tanımını geçerli kabul eder, bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey vardı, anlatmak istiyordum. Ve öğrendiğim bir şey vardı, şimdi sırası değildi.
 
Tahminimce şimdi artık yeri ve sırası; o yüzden ben anlatıcam, hem de tamamen kafama göre.
 



FullSepp Sponsorluğu:
Bu güzel platformun güzel sponsorundan da bir ufak bahsedelim. Özellikle İstanbul'a yakın olmasıyla birlikte bütün Marmara Bölgesi için orta nokta sayılabilecek konumda, hem doğada hem de konforlu bir tatil için ideal bir yer. Biraz sakince bir vakit geçirmek istiyorsanız kesinlikle tavsiye edebilirim.



3
Mirage Realist @MirageRealist

Merhaba, Ben, yerine ağzını koyduklarından bir'iyim. Hiç bilmiyordum seninle tartışmadığımı, konuşmadığımı. Ne iyi ettin de yazdın, şimdi öğrenmişliğin verdiği farkındalıkla duracağım karşında. Bu yaptığın seninle olan ilişkimi aşıyor, söyleyeyim. Öyle söyledin ki şimdi her ilişkiyi etkilecek yazdıkların. Ben dokunamadım sana ama sen dokundun; hem bana hem de dokunacaklarıma. Belki beni bile aşıyordur kim bilir? Ne de olsa ben okurlarından yalnızca bir'iyim.

1
Mücahit Muhammet Karakuş @Mucahit_Muhammet_Karakus

Toplumda da az konuşanı dışlama gibi bir eğilim olur hep, belki de sizin dediğiniz gibi düşünüyorlar. Güzel bir başlangıç olmuş, elinize sağlık.

1

Yorum yazmak için giriş yapmanız gerekli