İki Şehrin Hikâyesi
Her satırı hüzün kokan "İki Şehrin Hikayesi"
Ve, bitti...
Bu kadar kısa zaman diliminde içinden çıkamam sanıyordum ama uzun süre içimden çıkmayacak bir eser oldu İki Şehrin Hikayesi...Başlarda sıkılmadım değil. Fazlaca karakter ve sürekli değişen konular var.Demem o ki kitabın içine girebilmek için azıcık sabırlı olmak lazım 150-200 sayfa kadar :)
Neler yok ki eserde?
İsminden başlamak gerekirse, iki şehir: Paris ve Londra. Fransız Devrimi çatısı altında gerçekleşen; çaresizlik, gözyaşı ve kan kokan roman, iki şehir etrafında dönüyor.Sokaklarda giyotin ile idam edilen insanların ardında bıraktığı acı görüntüleri sayfalar arasında görüyor, hissediyor ve çığlıklarını duyabiliyorsunuz.Tüm bu olumsuzluklar üzerine yeşeren aşklar...Açıkçası bu kitaptan parıl parıl parlayan ,işte geldim burdayım diye bağıran çok önemli bir o kadar da özgün bir karakter doğdu, Sydney Carton.Kendi halinde ama tüm kitabın atmosferini değiştiren bu zat-ı muhterem. Bir insan nasıl sevilir,sevgi için nelerden vazgeçilir bize uygulamalı öğretti.Ve böylece adı favori kitap karakterlerimin baş köşesine yerleşen ikinci isim oldu...
Keyifli okumalar, kitapla kalın :)
4
Lisede öğretmenimiz sormuştu, hangi iki şehir anlatılıyor bilen var mı diye ve bir arkadaş Fransa, İngiltere demişti hemen. Ardından ben de sanki biliyormuş gibi refleks olarak Paris ve Londra demiştim. Herkes de beni bu kitabı okudum sanmıştı. Çok utanmıştım o zaman sanki yalan söylemişim gibi hissetmiştim. Ama sonra okudum. İnsanı kitap kurdu haline getirebilecek nadir eserlerden. Hatırlattığınız için teşekkürler.
