Kalemimden Kitabım @Kalemimdenkitabim

Beyaz bi' mesele..

Biraz önce aynadaki yansımamla göz göze geldim. Hemen ardından, çok sevdiğim saçlarıma kaydı bakışlarım. Aralarındaki iki tel beyaza bakıp gülümsedim. Ve Funda Arar'dan bir şarkı mırıldanmaya başladı dudaklarım. 'Yaşlandım, yüzüme hüzün vurdu. Ah hâlâ çocuk olabilseydim..'

Aslına bakarsanız şarkının devamında aşka isyan etmesi benim durumumu pek de karşılamıyor ama yaşlandığım gerçeğiyle yüzleşmeme olanak sağladığı da bir gerçek.

Bu sözlerden sonra yaşımı merak ediyor olabileceğinizi düşünüyorum. Bugün itibariyle yirmi sekize tam üç ay kaldı. Şimdi eminim beni genç bulanlarınız olacaktır ama ben kendimi yıllanmış bir ağaç kadar yaşlı ve yorgun hissediyorum. Bunu daha önce söylemiş miydim?

Her neyse.

Yapraklarımı besleyen nadir damarlara tutunuyor, yetemediğim yapraklarımlaysa usul usul vedalaşıyorum. Ve belli ki; düşen her yaprakta bir telini feda ediyorum saçlarımın. Renklerimi de alıp götürüyor her bir hüzün ve ben yalnızca beyaza dönüyorum..

Beyaz rengin, tüm renkleri içinde sakladığı söylenir. Yani evet, onlarla vedalaşıyorum ama bana bıraktıkları beyazların içinde bir yerlerde var olduğunu bildiğim hiçbir rengi de asla unutmuyorum. Beni ben yapan, toprağa düşen her renge, yitirdiğim tüm renklerime gülümseyerek bakıyorum.

Sanal bir platformda yayınladığım bir kitabımda şöyle bir paragraf oluşturmuştum: Bir yaprak terk ederken hayat bulduğu dalı, dönüp bakmaz ardına. İsteyerek düşmemiştir çünkü toprağa. Rüzgârdır koparıp düşüren, sevdiği dalından ayıran onu. Geri dönüp dalındaki yerine konamaz bir daha. Yalnızca, düştüğü yerden, sevdiği dalında açan yeni tomurcukları izleyebilir çaresizce. Sonra usul usul karışır toprağa. Karışır ki; yeniden hayat bulabilsin o dallarda..

Açıkçası lafı biraz uzatmışım ama anlatmak istediğimi net bir şekilde izah edebildiğimi düşünüyorum.

Beyazdı, yapraktı, topraktı derken asıl üzerine yazmak istediğim konuyu 'çocuk kalmayı' unuttum yahu! Bunun için başlamıştım oysa bir şeyler karalamaya. Neyse, o da başka bir günün blog konusu oluversin artık.

Bir soruyla sonlandırmak istiyorum bu yazımı. Okyanusları aşmış birini derede boğmak için ellerinden geleni yapıyorlar sevgili okur. Ve okyanusları aştığı için haklı bir gururla dimdik duran, kendini güçlü hisseden bu insan; kurtulabileceğinden o kadar da emin değil.. Çünkü her şeyini okyanusta harcadığını, derede ona uzanan ellerden kurtulmak için gücünün kalmadığını fark edecek kadar bilinçli.

Şimdi soruyorum: Böyle bir durumda yerle bir olacağını bile bile direnmek; gurur mudur, yoksa aptallık mı? Direnmek yerine geri çekilmek; korkaklık mıdır, yoksa zekâ mı?

Renklerinizi yitirsenizde, size kattıklarını asla unutmayın sevgili okur. Beyazınızın içindekileri her zaman görebilmeniz dileğiyle..

Sevgiyle kalın. ✨


B.G.S.
Kalemimden Kitabım
1
Kalemimden Kitabım @Kalemimdenkitabim

Teşekkürler.

Mücahit Muhammet Karakuş @Mucahit_Muhammet_Karakus

Çok güzel özetlemişsiniz her şeyi. Kitabınızdaki paragraf da harika olmuş.

Yorum yazmak için giriş yapmanız gerekli