Sıra Geceleri
8-13 Kasım 2021 tarihleri arasında katıldığım GAP turunun, 2nci gecesi Şanlıurfa'da yaşadığım Sıra Gecesi deneyimi; benim için bir ilk, aynı zamanda araştırmaya sevk eden ve araştırdıkça hem mutlu eden, hem de biraz üzen bilgilere ulaşmamı sağlayan bir tecrübe oldu.
Yazının detayına girmeden önce yurtdışı ve yurtiçi seyahtaleriniz için SNA Travel internet sitesini incelemeyi unutmayın:) Link burada; https://www.snatravel.net/
Tur kapsamında böyle bir etkinlik olacağını biliyordum ama açıkçası katılma isteğim pek yoktu. Sıra gecesine katılmak yerine, çıkar şehrin sokaklarını gezer, keşfederim diye düşünmüştüm:) Ancak tura katılan arkadaşların eksiksiz katılımında çıkıntı olmamak adına katılmaya karar verdim. Sanırım katılmayı istememekte ki en büyük sebebim, çok dinlediğim tarzda olmayan müzikler ve yemek kültürüydü. Gereksiz bir önyargı da diyebiliriz.
Yazının başlangıcında öncelikle sıra gecesinin tarihi gelişiminden bahsedip, sonrasında ise şu an ki icra tarzını anlatmakta fayda var diye düşünüyorum. Tarihi gelişimini anlatırken farklı farklı kaynaklardan yaptığım araştırmalardan yaptığım alıntıları kendi üslubumla anlatmaya çalışacağım.
İlk olarak söylemem gereken ne zaman yapılmaya başlamış sorusunun cevabını bulamadım:) Yüzyıllardır devam eden bir gelenek dense de, herhangi bir tarih bilgisi yok. Ama bunula ilgili Wikipedia'da güzel bir bilgiye rastladım. Kaynak: Wikipedia
Sıra geceleri Şanlıurfa'nın tarihinde de önemli bir yer tutmaktadır. İngilizler 24 Mart 1919'da Mondros mütarekesinin 7. maddesi gereğince Urfa'yı işgale başladıklarında ufak grupları bulmak ve dağıtmak için ajanlar kullanıyorlardı. Halkın bir arada bulunmasını istemiyorlardı. Fakat 5 Eylül 1919'da, 12 kişi Binbaşı Ali Rıza beyin önderliğinde gözlerden uzak bir yerde düzenlenen sıra gecesinde bir araya gelmişlerdi. Gece yarısı binbaşı Ali Rıza bey ve arkadaşları Müdafa-i Hukuk Urfa şubesini işte bu sıra gecesi esnasında kurmuşlardır. Ve on iki arkadaş Urfa'yı düşman işgalinden kurtarmak için Kur'an'a el basarak yemin etmesiyle birlikte, Urfa için kurtuluş savaşı başlamıştır.
Bu bilgi sonrası geçelim farklı kaynaklarda geçen ama benim ilgi alanıma girmeyen ve burada da uzun uzun bahsetmeyeceğim kısa bilgiye. Bu gecelerin daha çok farklı inanç gruplarının, dini sohbetler yapmak maksadıyla bir araya geldiği toplantılar olduğu yönünde de birçok bilgi var. Ama dediğim gibi bu benim ilgimi çeken bir konu değil.
Benim ilgilendiğim ve sizlere aktaracağım bilgilere geçelim; belli ve birbirine yakın yaş grubundaki arkadaşların, özellikle de kış aylarında ve her hafta bir mahallelinin evinde toplanarak, belli kurallar dahilinde yaptıkları toplantılara, buluşmalara "sıra gecesi" ismi veriliyormuş. Ve tabi ki sıra gecelerinin çıkış yeri Şanlıurfa.
Buna bağlı olarak da sıra geceleri için yapılan farklı benzetmeler var; "halk mektebi", "eğitim-öğretim müessesi", halk konservatuarı" gibi. Gelelim bunları biraz açmaya:)
Halk mektebi olarak görülürmüş çünkü; özellikle gençler için topluluk içerisinde nasıl oturulur, kalkılır, nerede konuşulur, nerede susulur, nasıl davranılır gibi bir çok konuda gençler gözlemleyerek bunları öğrenirmiş.
Bunların yanında sıra gecelerinde zaman zaman kitaplar okunur ve bunlar yorumlanırmış. Bu haliyle de eğitim-öğretim müessesi olarak da tanımlanırmış.
Tabi zaman zaman ustalar tarafından çıraklara müzik öğretilir ve icra edilirmiş. Müzikte usta-çırak ilişkisi yönüyle de halk konservatuarı olarak da düşünülürmüş.
Ayrıca ülke gündeminden, aynı yerde yaşayan insanların sorunlarına, ihtiyaçlarına kadar farklı birçok konu konuşulur ve çözüm aranırmış. Birlik, beraberlik ve dayanışma üst seviyedeymiş.
Tüm bunların yanında oynanan oyunlar, ikram edilen yemekler de cabası:) Burada önemli olan konu ise şu; o dönemde ki sıra gecelerinde her şeyin bir sırası ve kuralı varmış. Gelen ilk konuğu karşılamadan tutunda, oturma sırasına, yapılacak muhabbetlerin konu ve sırasına, müzik ve oyun zamanına, ikram edilecek yiyecek, içecek ve tatlılara kadar her şey belli bir sıra, düzen ve disiplin içerisinde yapılırmış. Unutmadan sıra gecelerinin esas lezzeti çiğ köftelermiş ve her toplantı da belli başlı tatlılar yapılırmış.
Benim şahsi fikrim muazzam bir sosyalleşme, yardımlaşma, birlik ve beraberlik örneği. Aynı zamanda ciddi bir eğitim, özellikle de gençler için.
Peki günümüzde ki durum nasıl:) Şu an tamamen eğlence ve yemek kültürü üzerine kurulu bir düzen. Tabi gelenek-göreneklerin yaşatılması önemli. Ama şu an, bu ad altında tamamen ticari bir faaliyet halini almış gibi görünüyor:) Gerek bölgede, gerekse bir çok televizyon kanalında hepiniz sıra gecesi adı altında yapılanları izlemişsinizdir:) Belki biraz ağır oldu yazdıklarım ama eski amacına bakınca, şu an olanlar için pek ağır sayılmaz diye düşünüyorum. Gelenek-görenek yaşatılacaksa, eskisi gibi devam da ettirilebilir değil mi?:) Bu yüzden bu faaliyetleri sıra gecesi diye adlandırmak yerine belki Urfa Geceleri ya da benzer bir isimle anmak lazım.
Gelelim bizim katıldığımız sıra gecesine. Önce kısaca akışı özetleyeyim. Bizim katıldığımız sıra gecesinin yapıldığı mekan, 1700'lü yıllarda yapılmış, yaklaşık 300 yıllık bir konaktı. Tam kapasitesini bilmiyorum ama nerden baksanız 150 kişiye yakın insan vardı diye tahmin ediyorum. Girişte sizi mekanın işletmecisi karşılıyor ve tek tek herkesle ilgileniyor. Gerçekten de ilgi seviyesi ve nezaket üst seviyede. Sonrasında sizin için ayrılmış yerlere geçiyorsunuz. Ayrılan yerler tabi ki yer oturakları ve yer sofraları. Sadece o geceye özel, aramızda ki bizden yaşça büyük hanımefendiler için grubumuzun başına ve sonuna masa ve sandalye koyulmuştu. Oturarak saatlerce kalmak, bir şeyler yemek çok kolay değil:)
Biz geldiğimizde masalar hazırdı, sadece çorba ve ana yemeğin gelmesini bekledik. Bu arada konak iki katlı ve misafirlerin karşı tarafında ve üst katta müzisyenler vardı. Bu arada oraya gittiğimde sıra gecesi hakkında önyargılarım dışında en ufak bir bilgim yoktu. Tahmin ettiğim gibi ilerliyordu:) Yemek ve müzik:)
İkramlardan kısaca bahsetmek lazım tabi:) Menü zengin ve yöreye özel lezzetler var. En çok dikkat çekenler ise; eskiden de olduğu gibi çiğ köfte yapılması ve ikram edilmesi, acı kahve yada orada bilinen adıyla Mırra ikramı ve ilginç isimlerde ki tatlılar:) Burada mırra ile ilgili de birkaç şey yazmak lazım. Mırranın ikramı, içen kişinin davranışlarının eskiden olduğu gibi şimdi de bazı kuralları var:) Eski zamanlarda size mırra ikram edildiğinde, eğer kahve fincanını ayın şekilde ikram eden kişiye vermez de, masaya koyarsanız, bunun bir cezası varmış. Ya ikram eden kişiyi evlendirmek, ya da fincan dolusu altın ile geri vermek zorundaymışsınız:) Tabi bunu ilk yapana müsamaha gösterilir ve uyarılırmış ilk seferde:) Şu an için kimseyi evlendirmiyor yada fincan dolusu altın vermiyorsunuz ama masaya koyarsanız, ikram eden çocuğa bahşiş veriyorsunuz:) Zaten bunu yaptırmak için epey bir uğraşıyorlar:)
Çiğ köfte ise; müzikli eğlencenin arasında, çiğ köfte ustası misafirlere takdim ediliyor ve alkışlar eşliğinde yerini alıyor. Siz eğlenceye devam ederken, o da çiğ köfteyi yapıyor. Yemeğin bir bölümünde de çiğ köfteler masanıza servis ediliyor. Çiğ köfte ile kötü anılarım olduğu için tatmadım ve lezzeti ile ilgili birşey yazamayacağım:)
Müzik tarzına gelince;
Türk Halk Müziği içinde Şanlıurfa Halk Müziği'nin önemli bir yere sahip olduğu söyleniyor. Çok anlamıyor olsamda toplam 11 makamın icra edildiğinden ve sanat kurallarına uygun olduğu bir çok kaynakta yazıyor. Bizim sıra gecesinde de başlangıç böyle oldu:) Çok dinlemediğim ama keyifli türküler ile başladı gecemiz ve bir süre de böyle devam etti. Ama insanların yemeğini bitirmesi ile tarz değişti:) Ve bildiğiniz farklı bir eğlenceye doğru sürüklenmeye başladık:) Halayla başlayıp, göbek atmalarla devam etti:) Aslında fena da değildi ve insanlar gerçekten çok eğlendi:)
Çok kızılacak birşey yok belki de ama yazının bir yerinde de yazdığım gibi, bunu belki başka isimlerle tanıtmak lazım insanlara. Çünkü ne yörede, ne de televizyonlarda sıra gecesi adı altında yapılan/ yayınlanan programların gerçek sıra geceleri ile uzaktan yakından alakası yok. Peki buralara kadar gidilmişken sıra gecesi denilen eğlenceye katılınır mı? Bence "evet":)
Öyle veya böyle yörenin yemekleri ile tanışmış, eğlence kültürünü, insanlarını az da olsa tanımış oluyorsunuz:) Umarım ilginizi çeken ve az da olsa size bilgi veren bir yazı olmuştur.
Gezi yazılarıma göz atmak isterseniz hayat40tansonra isimli blog sayfama beklerim.
Henüz hiç yorum yapılmamış.
