HİÇ BİRİNİN ENİ OLDUN MU?
Kimsenin eni olmadım ben; ne en sevdiği arkadaşı, ne de en sevdiği yoldaşı. Anne-babamın, kardeşlerimin bile eni olamadım. Kimisinin en sevdiği dostu olur, kimisinin en yakın arkadaşı, kimisinin en sevdiği kardeşi olur, hatta aile de bile en sevilen çocuk olur. Ben hiç bir zaman bir en olamadım. Ya ortalarda ya da sonlarda yer aldım. Enleri olmayınca aranan, enleriyle araları bozulunca sorulan oldum. O yüzden bilemedim sevmeyi, tadamadım sevilmeyi. Sevgi nedir, aşk nedir, yabancılaştı git gide. Hep mi kötüydüm insan ilişkilerinde. Halbuki ne çok enlerim olmuştu benim. En sevdiğim dostum, en yakın arkadaşım, en sevdiğim akrabam, en sevdiğim kardeşim... Enler türedi de türedi, sonunda da tükendi. Elimde kalan bir ama cümlesiydi. Sen iyisin ama sertsin, sen iyi kalplisin ama soğuksun, sen yardımseversin ama... Amalardan sonra gelen ne çok cümle vardı benim bilmediğim. Tükenmek bilmeyen bir ama istilası gibi. Sayfalarca yazasım gelir. Gerçektende başladın mı amalı cümlelere dur durak bilmeksizin yazılır sözcükler. Malum hiç çekinmesi yoktur harflerin. Sen yazdıkça yazılır cümleler, yazdıkça yazılır. Hani amadan sonra gelen cümlenin bir anlamı yoktu. Bana söylenen her cümlede bir ama var ama. Belki de asıl anlam, amadan sonra gelen cümledeydi, biz yanlış yerlerde aradık.
Bir konu hakkında ne kadar farklı görüş olabiliyor değil mi? İnsan beyni hakikaten muhteşem bir organ. Bir eni etiket olarak düşüneceğim aklıma gelmezdi. Yasamadığımdan olsa gerek. Malum insanın yaşadıkları duydukları veya okudukları fikrinin oluşmasında etkili. Farklı bir bakış ile çok güzel yorumlamışsınız. Etiket olayı da farklı bir o kadar da daraltıcı olabiliyor. Özellikle bu etiketlere yakışır şekilde davranmaya çalışıyorsak. Yaşanan her olay bize yeni hisler katıyor bazısı yapıcı iken bazısı yıkıcı olabiliyor. Yeni yeni farkına vardiklarimiz ile eskiden farkında olup adlandiramadigimiz duygularımız ile karşısında duran parmaklıkları yıkıyoruz zamanla. Her yıkıcı olaydan güçlenerek kalkmak önemli olan. Özgürlüğümüzün taviz vermeden elbet. Güzel ve akıcı bir dille yazdığınız yorum için ben teşekkür ederim. ☺️
En'ler çok sert etiketler oluyor, kimi zaman, belki çoğu zaman hak etmeden alıyoruz ve almayan insanlara karşı suçlu hissediyoruz. Oysa ki en olmak ya da olmamak bizim suçumuz değil, ya da başarımız. Ben olduğum birçok eni olmak istemezdim. Çünkü bu en sıfatını sana veren diğerleri, aslında seni pek de bilmeyip bildiklerini sandıkları kalıplara koyuyorlar. Onaylanmak isteğiyle bu ene uygun olmaya çalışıyorsun. Seni hapseden parmaklıklara dönüşüyor çoğu en. Kurtulmak için ise kendini çok sevip kabul etmek gerekiyor, başkalarının düşüncelerinden önce kendi fikirlerini koymak gerekiyor ki bu meselenin ne kadar zor olduğunu tartışamam. En olmamak istediğim anlarda hiç bunun da bir problem olabileceğini düşünmemiştim. Yeni bir bakış açısı kazandırdığın için teşekkürler. Ama ben yine de en'lerimi kırmaya çalışmaya devam edeceğim. Çünkü kurulan en'ler hem bize hem de kuran insana sınırlar çiziyor, bizi hapsediyor. Şimdi öğrendiğim şekliyle en olan ve eni olunan insana zarar vermekle birlikte bunun dışında kalan insana da zarar veriyormuş. İnsanlara değer vermeyi çok severim ama kimseye sen benim en şuyumsun en buyumsun dememeye özen gösteririm. Ne kendimi ne de değer verdiğim insanı böyle bir kelimeyle hapsetmek istemem çünkü, ya da insanlar arasında bir kıyaslama yapmak. Kimin ne haddine ki hayatlarına dair bilmedikleri çok şey olmasına rağmen insanlara kendi küçük pencerelerinde gördükleriyle değer biçmek. Belki çevrende böyle insanlar da vardır kim bilir. Kimin bize ne dediğinden, ne sıfat verdiğinden çok bizim kendimize değer verip kendimizi sevmemiz önemli. Kendini seven bir insana, kendine saygısı olan bir insana diğerleri de aynı saygı ve değeri gösterir. Göstermeseler bile önceki yazında dediğin gibi, bugün yarın ya da hiçbir zaman, önemli değil.. fark etmeseler bile.. Kimse vazgeçilmez değil çünkü. Bu güzel yazıyı paylaştığın için teşekkürler. Benim de içime attığım mühim bir konu olduğunu yorum yazmaya başlayınca duramadığımda fark ettim. Söyleyecek bu kadar sözüm olduğunu bilmiyordum. Elinize sağlık :)
