Geleceğ(im)in Belirsizliği
Merhaba, ben yeni 18'ine basmış lise son sınıf öğrencisiyim. Bu yazım ile amacım geleceğ(im)in belirsizliği ile yüzleşmek. Umarım onu nakavt edebilirim ve sonsuza kadar mutlu ve huzurlu... Şaka şaka öyle bir şey olmayacak. Bakalım ne olacak merak ediyorum.
Ah! Korku, endişe... Ne olacak, ne yapacağım? İş bulabilecek miyim? Dünya ve Türkiye bu kadar karışıkken ben kendi yolumu bulabilecek miyim? Dünyada bu kadar çok insan varken ben onların arasından sıyrılıp parlayabilecek miyim? Evim, arabam, sevgilim, param falan yani "mutluluk için gereken her şey"e sahip olabilecek miyim? Sonuçta tüm insanlar olarak amacımız gelecekte mutlu olabilmek öyle değil mi? Gelecekte mutlu olmamız için şu an çalışmalı ve para kazanmalıyız, değil mi? Eğer ben ders çalışmazsam muhtemelen bir tekstil atölyesinde robot gibi çalışmak zorunda kalırım. Ve robot gibi çalışmak beni mutlu etmeyecektir. O yüzden şu an derslerime robot gibi çalışmalıyım ki gelecekte robot olmayayım?! Haydaa, noldu şimdi?
Hadi yukarıdaki paragrafı unutup başka bir şey hakkında düşünelim: Ne yapmak istiyoruz? Ya da kısacası, ne istiyoruz? Cevap vermesi zor bir soru. Her ne kadar sürekli kendimize bu soruyu sorsakta hala bir cevabı yok. Bu soruyu biraz değiştirip soruyoruz aslında kendimize: "ne istemeliyim" ya da "ne yapmalıyım".
İsteklere zaman ayırmak tembellik olarak görülüyor ve onlardan mümkün olduğunca uzaklaşmamız gerektiği söyleniyor. Çünkü önce yapılması gereken şeyler var. Yapması gereken şeyi yapan insan ancak yapmak istediği şeyi yapma özgürlüğünü elde ediyor. Yapması gerekeni yapmadan sadece istediğini yapan insan tembeldir. Hatta istediğini yapmaktan biraz korkuluyor da. İsteklerin insanları yozlaştıracağına inanılıyor.
Her ne kadar isteklerimiz bu kadar aşağılansa da, yapılması gereken şeylerin yapılmasının tek sebebi istediğini yapabilme özgürlüğüne kavuşmaktır. Toplumda "başarılı" olarak gösterilen insanlar, istediğini yapabilen insanlar. Bir iş insanı örnek gösteriliyor ve onun istediğini yapmakta özgür oluşuyla ne kadar özenilesi bir insan olduğu gösteriliyor. Bizim de onun gibi bir insan olabileceğimiz söyleniyor. Ancak önce yapılması gereken şeyler var. İstediğin şeyleri yapabilmen için istemediğin şeyleri yapman gerekiyor. Ki istediğin şeyleri yapabilecek olman bir ihtimal ancak istemediğin şeyleri yapacak olman bir kesinlik.
Eğer uslu bir çocuk olursan ve büyüklerinin sözüne uyup istediğin şeyi yapmaktan kendini belli bir süre alıkoyarsan ancak o zaman istediğini yapmaya izin verilir. Daha çok küçükken öğreniyoruz bunu: Her güzel şeyin bir bedeli vardır.
Yukarıda yazdıklarım ne kadar da iç karartıcı. Ama "gerçek" bu öyle değil mi? Hayat budur öyle değil mi: Çalışmak.
Evet, sanırım biraz marksist bakıyorum. Kahrolsun kapitalizm, kahrolsun emek sömürüsü falan filan. Ancak tabi ki konuyu bu şekilde ele almayacağım ve alamam da zaten. Cahilim ben. Bilgim yetmez ona. Belki ilerde daha bilgili olurum da daha siyasi sosyolojik girebilirim. Neyse ben şimdi cahil cahil düşündüklerimi yazmaya devam edeceğim.
Tamam, şimdi yeniden gelecek endişesi konusuna geri dönelim. Bazen düşünüyorum da belki de geleceğimizin belirsizliğinden değilde, belirsiz olduğu belli olduğu halde geleceği belirlemeye çalışmak bizde korku, endişe ve sıkıntıya neden oluyor. Geleceği, getirecekleri ile kabul etmeye hazırlanmaktansa onu değiştirmeye ve istediğimizi sandığımız forma sokmaya çalışıyoruz. Yapamayacağımız şeyi yapmaya çalışıyoruz. Dik duvara tırmanmaya çalışıyoruz ve her seferinde düştüğümüz için üzülüyoruz(halbuki zaten düşeceğin belli niye üzülüyon?). Sürekli üzerimize sorumluluklar yükleniyor ve onları başarmamız gerektiği söyleniyor. Sorulması gereken soru bence şu: Bu sorumlulukları gerçekten de taşıyabilir miyim? Toplumun cevabı hazır olacaktır zaten: "komşunun çocuğu yaptığına göre sende yapabilirsin.".
Gerçekten de öyle mi? Başkalarının yaptığı şeyi ben de yapabilir miyim? Ben de üniversite sınavında ilk bine girebilir miyim? Ben de milyarder olabilir miyim? Ben de lüks bir arabaya sahip olabilir miyim? Ben de bir villada yaşayabilir miyim? İstatistik kullanarak cevaplara ulaşmaya çalışırsak cevap büyük bir oranla: Hayır! Çok büyük bir ihtimalle istediklerimize(istediğimizi sandıklarımıza) ulaşamayacağız. Ama iyi yönden bakarsak yine de bir şans var, öyle değil mi? Evet. Her şeyi yapabilme şansımız var ancak içinde bir damla su bulunan bardağa boş diyeceğimiz gibi, bu kadar düşük ihtimalli hayallere ulaşamayacağımızı da söyleyebiliriz.
İçinizi kararttığıma göre şimdi bir soruyla içinizi ferahlatmak istiyorum: Hayallerimize ulaşmalı mıyız?
Belki bir sonraki yazımda bu soruya bir cevap ararız. İyi günler:)
Toplumda başarılı görünen insanların gerçekten istediklerini yapıp yapmadıklarını merak ediyorum açıkçası? O muhteşem komşunun çocuğu gerçekten de mutlu mu, hayattan istediği tüm hazzı alıyor mu, kendini gerçekleştiriyor mu??? Hiç sanmıyorum ya da sanmak istemiyorum. Ya da gelecekte olmak istediğimiz (?) yer için şimdimizi erteleyerek robot gibi çalışmamız iyi bir şey mi? Çünkü olmak istediğimizi sandığımız kişi bir yanılsama olabilir. Daha kendini bile tanımayan genç insanlardan, dünyayı tanıyorlarmışçasına geleceklerini şekillendirecekleri ciddi bir karar vermelerini istemek tamamen bir aptallık. Önemli olan bireyleri kendini tanımaya teşvik etmek. Okul başarısı, sıralamalar, ortalamalar kişiye bir değer biçmemeli. Keşke bir ütopyada olsaydık ve dediğin gibi tekstil atölyesinde çalışmak böyle kötü betimlenmeseydi. Ama bir ceo ve tekstil atölyesinde çalışan insanı karşılaştırabilir miyiz gerçekten? belki bir işçi kendini gerçekleştirecek faaliyetler yapabilirken (belki ekonomik dertleri olacaktır) ceo sadece istediği kadar para harcayabilir. Peki bu parayı istediği gibi harcayamıyorsa? kendini gerçekleştirmekten korkuyorsa? Çevresinin beklentileri ve baskıları altında eziliyorsa? Bu noktada gerçekten önemli olanın içe dönmek ve kendi beklentilerini dinlemek olduğunu düşünüyorum. Statüleri, kalıpları, kuralları ve beklentileri bir kenara bırakmalı, gerçekten istediğimiz şeyleri yapmalıyız. Yargılanabiliriz ama biz kendimizi tanıdığımız ve değer verdiğimiz sürece, başka bir şeyin önemi kalmıyor. Sana sınavlara çalışma demiyorum. Belki bu seni mutlu edecek bir yere ulaştırabilir. Ama bunun tek yol olmadığını, önemli olanın senin isteklerin olduğunu unutma. İsteklerine ulaşmak için tekrar tekrar çalışabilirsin, mezuna kalabilirsin. İnsanlar hep bir şeyler söylerler ama bunların çok da değeri olmadığını düşünüyorum. Önemli olan kendimizi anlamak, tanımak. Umarım sınavın güzel geçer ve istediğin yerlere gelirsin. Daha da önemlisi, umarım, bu yazıda yaptığın gibi, korkmadan, belki de korkarak ama yine de hayatla yüzleşerek kendini geliştirir ve istediğin mutlu hayatı yaşarsın.
