Mücahit Muhammet Karakuş @Mucahit_Muhammet_Karakus

"Bir İdam" - Bunda Ne Var ki?

Neden Yazıyorum kitabının hikayelerini böyle tek tek yazmaya çalışınca başta daha kolay olur gibi hissetmiştim. Hem böylece her gün az da olsa yazma hedefimi gerçekleştirebilirim sanmıştım. Ama görüyorum ki hiç de öyle olmuyormuş bu işler. Yani bazen anlamakta zorluk çekiyorum. Her gün uyumakta, yemek yemekte, gezip dolaşmakta hiç zorlanmazken yazmayı sevmeme rağmen neden her gün yazamıyorum? Bilmiyorum henüz ama bunu kesinlikle çözmek istiyorum. Her gün yazmaya vakit ayırabilenleriniz varsa bunu nasıl başardığınızı merak ediyorum. Paylaşmak isteyen olursa diye yorumlarınızı bekliyorum…

Yıllar önce Almanya’da Türk işçi kılığına giren bir gazetecinin çıkardığı kitapla ilgili bir haber okumuştum. Şimdi hatırlamak için biraz aradım ve Alman gazetecinin Günter Wallraff, kitabın isminin de En Alttakiler olduğunu öğrendim. Beni o zaman şaşırtan şey bu gazetecinin 2 yıl boyunca siyah bir peruk ve lens takıp, bu araştırmasını yapabilmek için çok ağır şartlarda çalışmasıydı. O kitabı okuyabileceğimi pek sanmıyorum ama bu kitabın neden aklıma geldiğini söyleyeyim fazla uzatmadan. Orwell şu an Myanmar olarak bildiğimiz Burma’da doğmuş bir İngiliz. Daha önce de bahsettiğim gibi 5–6 yaşından beri yazar olması gerektiğini biliyor. Ama birbirinden farklı o kadar değişik işlerde çalışmak zorunda kalmış ki bunlardan biri de tahmin edebileceğiniz üzere polislik. Hem de Hint Emperyal Polis Teşkilatı’nda. Yani bu kitaplar öyle sadece hayal ürünü değil aslında.

Bir Fili Vurmak hikayesi için de aynı şeyi söylemiştim ama bence bu hikayenin de yaşanmış olma ihtimali yüksek. Ancak buna dair bir bilgi bulamadım araştırınca. Yine oldukça kısa, 7 sayfalık bir hikaye. Zaten anlatılanlar da belki de böyle 5–10 dakikada yaşananlardan ibaret. Yani gündelik hayatta hiç önemli olmayabilecek bir zaman dilimi ama bu önemsiz süre hikayede anlatılan mahkumun son dakikaları aynı zamanda. 
Bu hikayede bana en çok etkileyici gelen kısım şu cümlelerle başlıyordu:

“ Mahkumun çamur birikintisinden sakınmak için kenara çekildiğini gördüğümde, akıp giden hayatı birdenbire sonlandırmanın gizemini, kelimelerle söze dökülemeyecek yanlışlığını gördüm. Bu adam ölmüyordu, aynı bizim canlı olduğumuz gibi o da canlıydı. Vücudundaki bütün organlar çalışıyor; bağırsakları yiyecek sindiriyor, derisi kendini yeniliyor, tırnakları uzuyor, dokusu şekilleniyordu ve her biri heybetli bir aptallıkla didinip duruyordu. Tırnakları kapağın üstünde durduğunda ve havada aşağıya düşerken, yaşayacak sadece bir saniyenin onda biri kaldığında hâlâ uzuyor olacaklardı. Gözleri, sarı çakılları ve gri duvarları görüyordu ve beyni hâlâ hatırlıyor, öngörüyor ve düşünüyordu; hatta çamur birikintileri hakkında bile düşünüyor olabilirdi. O ve biz bir arada yürüyen bir grup adamdık; aynı dünyayı görüyor, duyuyor ve anlıyorduk ve iki dakika içinde ani bir kopuşla birimiz göçmüş olacaktı: Bir akıl, bir dünya daha az.”

Düşünsenize, idam edilmek üzere darağacına götürülüyorsunuz ama yerler çamur. Kimse böyle bir durumda üzerinin kirlenmesini umursamaz mı zannediyorsunuz? Hayır, bence hiç de öyle değil. Kendimden çok emin bir şekilde biliyorum ki ben de o çamura basmamaya çalışırdım. Yazarın bunu yakalaması çok etkileyici bence. Ardından yazdıkları zaten insanın suratına bir tokat gibi çarpıyor. Bir şiirmişçesine yukarıdaki her cümleyi bir dize gibi uzun uzun inceleyebilir, anlamlar çıkartabiliriz diye düşünüyorum.

Böyle karanlık bir hikayenin sonunun kahkahalarla bitmesi de ayrı bir ironi. Bir meslek olarak insan öldürmek zaten akıl almaz bir şey. Ama bir şeyi iş olarak görüp yapmaya başladığınız anda, sanki ne yaptığınızın bir önemi kalmıyor. Makineleşiyorsunuz. Dışarıdan baksak inanamayacağınız şeylerin içinde kaybolunca kendimizi “Bunda ne var ki?” diye sorarken yakalayabiliyorsunuz. Umarım bu hikayeyi okuduktan sonra bu soruyu soranlardan değilsinizdir.



Kısa Bir Reklam
ELZ Kozmetikte cilt bakım ürünleri de satılıyor, ayrıntılarını buradan inceleyebilirsiniz.


Eğer bu platforma hâlâ üye değilseniz buradan ücretsiz üye olabilir, 
her gün yazılan yazılardan notlar alabilir ve beğendiğiniz yazıları listeleyebilirsiniz. Hatta isterseniz siz de yazmaya başlayabilirsiniz… 
Dün gibi hatırlarım ben de bir gün böyle tek bir yazıyla başlamıştım yazmaya.

2

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yazmak için giriş yapmanız gerekli