"Bir Fili Vurmak" Neden Kolaydır?
1996 yılında başladı benim okul hayatım. O zamanlar 4+4+4 gibi sistemler yoktu. Eğer uyarlamak gerekirse 5+3 denilebilirdi ama aynı zamanda bir ayrım yok gibiydi. Çünkü ilkokul, ortaokul gibi değil de hepsi birden ilköğretim olarak adlandırılıyordu. Ama 6. sınıfta ceket falan giyiyorduk yani bir yandan da ortaokul gibiydi aslında. Sanırım sadece benim değil, herkesin kafası biraz karışıktı.
Sizin de kafanızı daha fazla karıştırmadan, neden bunlardan bahsettiğimi açıklayayım: Ben o 8 seneyi 4 farklı okulda okudum ve ilk diplomamda son okulumun adı olarak Nasreddin Hoca İ.Ö.O. yazıyor. Hâlâ aynı yerde, yan yana ilkokul ve ortaokul olarak duruyor. Okuduğum kitaplardan bahsederken artık biraz da alışkanlık haline geldi, kendimden ve kitabı keşfetme hikayemden bahsediyorum ya kısaca. Bu hikayenin başlığını görünce aklıma Nasreddin Hoca’nın fillerle ilgili olan fıkrası gelmişti. Evet, biliyorum o fıkranın gerçekte yaşanmış olma ihtimali yok, Timur’la farklı dönemlerde yaşamışlar ama zaten fıkraların çoğu uydurmadır. Orada anlatılmak istenen konu başkadır. Yine anlatılmak istenen konunun çok farklı olduğu meşhur İngiliz grup Coldplay’in Paradise klibini hatırladım. Ne kadar güzeldi değil mi? Özellikle o sona doğru filin arkadaşlarını görüp yanlarına sevinçle koşma sahnesi. Bizim hikayemiz öyle mutlu sonla bitmiyor ne yazık ki. Ama anlatılmak istenenler hayata bakış açınızı değiştirebilir.
Olay Burma’da geçiyor. Belki yazarın Burma Günlükleri kitabında bahsediyordur bundan, çünkü bu hikaye yaşanmış bir anı olabilir gibi geldi bana. Zaten kahramanımızın adı hiç geçmiyor, bir İngiliz polis olduğunu biliyoruz sadece.
Bu polise kontrolden çıkmış bir fil haberi geliyor. Ama kendisinden istenen ve beklenen sadece kontrolü sağlaması değil, onu öldürmesi. Tabii bu ilk başta böyle görünmüyor ama işin içine girdikçe olayın rengi değişiyor.
“Filin nereye gitmiş olduğu hakkında ahaliyi sorgulamaya başladık ve alışıldığı üzere hiçbir kesin bilgi almayı başaramadık. Bu, Doğu’da değişmez bir durumdur: Mesele, belirli bir mesafeden daima açık görünür; ancak olay yerine ne kadar yaklaşırsanız o kadar bulanıklaşır. Kimileri filin bir yöne, diğerleri öteki yöne gittiğini söylerken, bazıları da fil mil görmediklerini öne sürüyorlardı.”
Doğu’ya has bir durum mu bilmiyorum ama ben maalesef karşılaşıyorum bu tarz durumlarla. Hatta itiraf ediyorum bazen o görmeyenler arasına bile katılabiliyorum. Çünkü hemen hemen her gün çok fazla şey oluyor dünyada ve ben kendimi hepsine yetişmek zorundaymış gibi hissetmek istemiyorum. Bana adres sorulduğunda da mesela hiç öyle uzun uzun düşünmem ben, bilmiyorsam, bilmiyorum derim. Ama bu cevap yetmiyor bazılarına sanki ben onlardan saklıyormuşum bu gizli bilgiyi gibi bakıyorlar insanın suratına. Yani ben her ne kadar sinir olsam da o bilmeyip düşünme numarası yapanlar boşuna yapmıyor bunu. Bunu da bir düşünün derim. Ne işe yarayacağını bilmediğim bu düşüncelerim bu hikayeyi okuduktan sonra böyle şekillendi diyebilirim.
Bana soracak olursanız, bir fili vurmak kesinlikle kolay değildir. Ama hayatta öyle durumlar var ki, insan bazen çok zor olan şeyleri bile hiç ummadığı kadar kolayca yapabiliyor. Bu kulağa iyi bir şey gibi geldiyse eğer yanılıyorsunuz çünkü bu aslında korkunç bir şey. Ne demek istediğimi daha iyi anlamak için bu kısa hikayeyi okuyabilirsiniz.
Bu yazıyı beğendiyseniz, hikayeyi de beğenirsiniz diye umuyorum. Ben gerilim filmlerini pek sevmem mesela ama anladım ki okumayı seviyormuşum. Kim bilir belki siz de seviyorsunuzdur. Eğer daha önce bu hikayeyi okuyup o vesileyle bu yazıyı keşfedenlerdenseniz, yorumlarınızı merakla bekliyorum.
Kısa Bir Reklam
ELZ Kozmetikte cilt bakım ürünleri de satılıyor, ayrıntılarını buradan inceleyebilirsiniz.
Eğer bu platforma hâlâ üye değilseniz buradan ücretsiz üye olabilir,
her gün yazılan yazılardan notlar alabilir ve beğendiğiniz yazıları listeleyebilirsiniz. Hatta isterseniz siz de yazmaya başlayabilirsiniz…
Dün gibi hatırlarım ben de bir gün böyle tek bir yazıyla başlamıştım yazmaya.
1
Henüz hiç yorum yapılmamış.
