"Tesla'nın Kutusu" Nasıl Bir Roman?
Bu kitabın yazarı olan Samantha Hunt’ı daha önce hiç duymamıştım ancak bu benim için kitap seçerken çok da belirleyici bir şey değil. Tam da Tesla ile ilgili okuduğum dönemde içinde Tesla’yı barındıran bir roman karşıma çıkıyor ve ilk bölümü her gördüğümde beni gülümseten şu ünlü cümleyle başlıyor:
“İcat edilebilecek her şey, icat edilmiştir.”
Charles H. Duell — Birleşik Devletler Patent Dairesi
Komisyon Üyesi
1899
Sonra kitabın orijinal adına da baktım hemen: The Invention of Everything Else. Birebir çevirirsek her şeyin icadı gibi bir anlama gelirdi ama çevirmen Tesla’nın Kutusu demeyi uygun görmüştü anlaşılan. Acaba hangi başlık daha iyi diye düşünürken muhtemelen kitapta bir kutu çıkacak karşımıza, ölümünden sonra FBI’ın el koyduğu Tesla’nın gizli belgeler olabilir mi diye aklımdan geçmedi değil. Bunu nereden biliyordum, gerçek miydi bu bilgiler yoksa internetin derinliklerinde karşıma çıkan asparagas haberler miydi? En kötü ihtimalle belki onu öğrenirim diye aldım bu kitabı aslında.
İlk öğrendiğim şeylerden biri ise mıknatısın keşfi oldu. Hayatta gerçekten tuhaf şeyler oluyordu bazen ama nedense bunu sadece bazı insanlar keşfedebiliyordu.
“Sam ise kıkırdayarak, ‘Magnesia denen bir köyün kenarında koyunlarını otlatan Magnes adlı bir çoban magnetizmayı böyle bir tesadüf sonucunda mı keşfetmiş?’ diye sordu. ‘Ya da siz mi çok şüphecisiniz?’ Bunu soran da Katherine idi. ‘Hayatta daha da tuhaf şeyler olmuyor mu?’”
Kitaptaki ana karakter Tesla değil, hatta yardımcı karakter bile değil de daha çok yan rolde diyebiliriz. Bundan şikayet eden yorumları okudum birkaç tane ama bu beni çok rahatsız etmedi. Hatta diyebilirim ki eğer Tesla böyle kurgu bir romanın baş kahramanı olsaydı sanırım beni o zaman rahatsız ederdi. Kitabın içine girmekte zorlanabilirdim. Tesla ile ilgili yazılanlar ne kadar gerçek bilmiyorum ama şu diyaloğu okurken bana son bitirdiğim dizi olan Monk’u hatırlattı:
"— Mikroplardan korkar ve rakamlarla ilintili zihinsel bir düzensizliği olduğu görünümü verir.
— Ne demek istiyorsunuz?
— Ona göre her şeyin üçe bölünebilir sayıda olması gerekir. Oda numarası, havlularının, attığı adımların, hatta yemek yerken öğüttüğü lokmaların sayısı… Bir makine gibidir bu konuda, ama gerçekten abartılı, harika bir makinedir. Ve mikroplar. Elini günde on sekiz kez yıkar ve her seferinde temiz havluya siler."
Böyle daha önce duymadığım ilginç şeyleri öğrenince hep mutlu olmuşumdur. Bilmenin, öğrenmenin verdiği, tarif etmekte zorlandığım çok değişik bir duygu var ve bence amacımız onu keşfetmek olmalıdır. Kitapta da geçen bir cümle vardı ve yazar da bu cümleyi çok güzel bağlamıştı hikayeye. Çelişkili gibi olacak ama ona da katılıyorum çünkü insan bazen de keşke bunu hiç bilmeseydim diyebiliyor.
“Bazen bilmemekte bilmekte olduğundan daha harika bir yan vardı.”
Öğrenince büyüsü bozulan şeylerin yanında bir de daha önce nasıl olurda hiç aklıma gelmez diye şaşıracağımız şeyler var kitapta karşımıza çıkan. En azından benim için öyle oldu. Hepimizin belki de en çok beklediği ışınlanma mesela, hep aklımıza insanların bir yerden başka bir yere gönderilmesi gibi daha çok ulaşımla ilgili düşünülür. Benim için de bu böyleydi, ta ki Tesla tarafından söylenen şu cümleleri okuyana kadar:
“Ya ısı ve ışık? Kesinlikle. Isı ve ışığı kablosuz aktarmak tek elimle yapabileceğim kadar basit bir şeydi. Böylece her Eskimo igloo’su Hawaii’nin sıcaklığına kavuşabilir, okyanusların serinliği Ağustos’ta insanların evlerini serinletmekte kullanılabilirdi.”
Hemen hemen her sene son 20, 30 hatta 50 yılın en sıcak günleri diye okuduğumuz haberlerin bu sene de sık sık karşımıza çıkacağını düşünürsek, bu cümleler ayrı bir anlam kazanıyor. Bilim kurguların gücü burada sanırım. Hiç aklımıza bile gelmeyen şeyleri bizlere hayal ettiriyor. Sırf bu yüzden bile her ay mutlaka en az bir bilim kurgu okumak gerekiyor bence. Sıkı okurlar bunu her hafta, okuma alışkanlığı olmayanlar da en azından her sene olarak değiştirebilir. Sadece bu küçük adım bile hayata bakışınızı değiştirecektir.
“Aşk insanların düşleme eğiliminde olduğu kadar elzem bir şey değildir. Düşünceleri karıştırıp yönünden saptıran bir şeydir ve ben her zaman düşüncenin aşktan daha büyük ödüller sunduğuna inanmışımdır. Aşk yok eder. Düşünce yaratır.”
Tesla’nın bu düşüncelerine katılır mısınız bilmiyorum. Hatta bu düşüncelere Tesla’nın diyebilir miyiz ondan da emin değilim. Sonuçta romanda anlatılanlar tamamen kurgu. Yazarın Türkçeye çevrilen tek kitabı bu ve yapılan yorumlara baktığımda pek beğenilmediğini gördüm. Tabii insan başlıkta Tesla’yı görünce daha çok şey bekliyor. Bu açıdan bakarsanız muhtemelen siz de hayal kırıklığına uğrayacaksınız o yüzden büyük beklentiye girmeden okumakta fayda var. Hani çok sevdiğiniz bir oyuncunun aralarda kısa kısa göründüğü filmler olur ya, sırf o oyuncu için seyredersiniz bütün filmi. Bu kitap da bana biraz onları anımsattı. Ben de bu yazıyı Tesla hayranları okur belki diye paylaştım biraz da. Zaten biliyorsunuz ben daha çok beğendiğim için değil, unutmamak için yazıyorum bu yazıları. Hem ben de Tesla gibi hissetmiyor değilim:
“Bazen ne kadar unutulmuş olduğumu tamamen unutuyorum.”
Eğer bu platforma hâlâ üye değilseniz buradan ücretsiz üye olabilir,
her gün yazılan yazılardan notlar alabilir ve beğendiğiniz yazıları listeleyebilirsiniz. Hatta isterseniz siz de yazmaya başlayabilirsiniz…
Dün gibi hatırlarım ben de bir gün böyle tek bir yazıyla başlamıştım yazmaya.
Kısa Bir Reklam
ELZ Kozmetikte cilt bakım ürünleri de satılıyor, ayrıntılarını buradan inceleyebilirsiniz.
2
Çok teşekkürler. Ben beğendim kitabı evet, bana yeni ufuklar açtı diyebilirim.
