Miras (Kısa Hikaye)
BESMELENİN BEREKETİ
Biz de yazımıza, yazı başlığımızda olduğu gibi Besmele ile başlayarak bereketli bir yazı olmasını dileyelim. Ne demiş Atalaramız “Her işin başı Bismillah” doğru da demişler. Çünkü Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) in dediği gibi Besmelesiz başlanan işlerde hayır yoktur. Bir Müslüman her işine Allah’ın adı ile yani besmele ile başlamalıdır.
Günümüzde biz Müslümanların genellikle unuttuğu ya da önemsemediği husus olan herhangi bir işe başlarken çekmemiz gereken Besmele aslında çok önemli bir konudur ve kesinlikle hafife alınmamalıdır. Çünkü bir kişinin Besmele çekmeden yapmış olduğu işler neticesinde Mevla o işlerden hoşnut olmaz. Kulunun kendisini anmadan kendisini hatırından geçirmeden yapmış olduğu bu işlere bereketini, rahmetini indirmez ve o işlerden herhangi bir sevap da hasıl olmaz. Ama kişinin Besmele çekerek yapmış olduğu işler, hareketler daima Mevla’nın hoşuna gider ve bu hareketler Mevla’nın hoşnutluğu altında bereketli bir hale dönüşerek bir nevi Allah huzurunda makbul olan ibadete dönüşür ve sahiplerine çok büyük sevaplar kazandırarak Allah katındaki derecelerini yükseltir.
Zaten biz insanların ve cinlerin yani bütün mahlukatın Dünya’ya gönderiliş gayesi Allah’ı tanımak ve ona ibadet etmektir. Yüce Mevla’mız Kur’an-ı Kerim’inde “Ben insanları ve cinleri yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım” buyurarak Dünya’ya gönderiliş gayemizi gayet net bir şekilde açıklamıştır. Dolayısıyla bizlerin yani Müslümanların öncelikle Mevla’mızı tanıyor olmaktan Kur’an’dan haberdar olmamızdan memnun olmamız ve içinde bulunduğumuz nimetin şükrünü eda bahabından başladığımız her işe elimizden geldiğince titiz davranarak Besmele ile başlamamız gereklidir. Çünkü Besmele’siz başlanılan işlerde hayır ve bereket olmadığı birçok Allah dostu tarafından da ifade edilmiştir. Dolayısıyla yemeğe başlarken, su içerken, otobüse binerken, ilacımızı içerken, iğnemizi olurken, elbisemizi giyerken yani aklımıza gelebilecek hemen hemen bütün eylemlerimizde Besmele çekmeyi alışkanlık haline getirmeliyiz ki yapmış olduğumuz işleri birer ibadet haline dönüştürelim ve Mevla katındaki derecemiz yükselsin. Birçoğumuzun dikkat etmediği, önemsemediği bu durum aslında Mevla’mızın biz kullarına sunduğu mucize derecesinde çok mükemmel bir nimet ve ikramdır. Çünkü o Besmele’yi çekmekle başlamış olduğumuz işi Mevla’mızın adıyla başlatmış oluruz. Dolayısıyla onun adının anıldığı işler, sohbetler daima onun hoşuna gider ve o da Besmele ile başlanılan o işlere hoşnut olarak bakar ve bereketini, rahmetini ve korumasını o kişilerin üzerine adeta bir kalkan gibi gerer.
Şöyle düşünelim üç, beş kişi bir araya geldik. Sohbet ediyoruz. Sohbetin konusu da diyelim ki Dünya ve içindekilerin yaratılışı. Yaklaşık bir saat süren böyle bir sohbetin Besmele’siz alelade cümlelerle başladığını varsayarsak o sohbetten hiç kimse bir şey anlamaz. O sohbet hiç kimseyi etkilemez ve sohbetin sonunda hiç kimsenin ruhu mutmain olmaz. Dolayısıyla o sohbette adı anılmadığı için Mevla’mız da o sohbetten hoşnut olmaz. Ama aynı sohbetin başlarken oradaki kişiler tarafından Allah’ın adının anıldığını onun rızasını talep edildiği cümleler kurulursa ve Besmele çekilirse bizzat Mevla’mız o sohbete iştirak eder ve bizim bilmediğimiz bir takım meleklere Mevla’mız “Bakın bu kullarım beni zikrediyorlar. Beni anıyorlar. Sohbetlerinde benim adımı öne çıkartıp beni hoşnut ediyorlar. Ben de onlardan hoşnut oldum siz de şahit olun” diyerek kendi katındaki meleklerine o mecliste bulunan ve Besmele çeviren insanları onlardan razı olduğunu onları çok sevdiğini ve onları bağışladığını ilan eder. Bu durumda bir saat boyunca Besmele’siz havanda su dövmek mi daha iyidir yoksa Mevla’mızı anarak Besmele çekerek o meclisi Mevla’mızın bizden razı olduğu ve bizleri korumasına aldığı bağışladığı güzel bir meclis haline getirmek mi daha iyidir. Tabii ki Mevla’mızın hoşnut olduğu bir sohbet ortamı her zaman için biz Müslümanların lehinedir. Çünkü böyle yapmakla hem Mevla’mızın şevkatini ve rahmetini üzerimize celbetmiş hem de Mevla’mızın gazabından yine Mevla’mızın rahmetine sığınmış oluruz.
Yani Besmele öylesine mühim bir olay ki, söylendiği ortamları tabiri caiz ise yemyeşil, tertemiz, günlük güneşlik, adeta Cennet’ten bir köşe haline getirir ve birçok meleklerin o kişilere hayran, hayran bakmasını vesile olur. Besmele’siz bir ortam ise başlangıçta normal olsa da sonuçta adeta bir bataklık, kızgın bir çöl, susuz ve havasız bunaltıcı bir ortama dönüştürerek, o ortamdaki kişilerin bundan kötü olarak etkilenmelerine sebep olur. Yani sözün kısası Besmele her işin başıdır. Elimizden geldiğince unutmamamız gerekir ve yine elimizden geldiğince herkes bulunduğu ortama göre çevresine Besmele’nin önemini anlatıp uygulamaya geçirmesini sağlamakla vazifelidir. Yani sadece kendimiz kendi işlerimizde Besmele çekmekle kalmamalıyız. Çevremizdeki kişilere de onların gönüllerini kırmadan, onları kızdırıp bize karşı cephe aldırmadan, güzel cümlelerle tatlı bir dille, olayın önemini anlatmalı ve diğer insanların da işlerine başlarken Besmele çekmelerine ön ayak olmalıyız.
Yine yazımızın başında belirttiğimiz gibi her işin başı Besmele’dir. Besmele’siz yapılan işlerden fayda gelmez. Bizler de elimizden geldiğince Besmele çekmeyi alışkanlık haline getirmeliyiz. Biz Besmele çekmeyi, her işimizi Besmele ile yapmayı alışkanlık haline getirirsek ve bu konuda titiz davranırsak, umudumuz odur ki elimizde olmadan, unutarak başlamış olduğumuz Besmele’siz işlerin de Allah nezdinde diğer Besmele’li işlerimiz gibi kabul göreceğidir.
Muharrem KARAKUŞ
Henüz hiç yorum yapılmamış.
