Özgür K. @Ozgur_K._1391

Güneşi Ve Yeşili Kabul Edenlerin Şehri

Freiburg, Avrupa’nın göbeğinde, bir tarafı kara ormanlarla çevrili, diğer tarafı ise Fransa ve İsviçre ile komşu olan bir Almanya şehri. Güneş Başkenti olarak anılmasının hikayesi ise petrol krizleri sonucu alternatif enerji kaynakları arayışındaki Almanya Hükumetinin 1970’lerde, var olanlara ilaveten 17 adet daha nükleer santral kurma kararı ile başlamıştır. Henüz Fukuşima ya da Çernobil facialarına tanıklık etmemiş olsa da yeni santralin kentlerinin yakınına inşa edilmesini istemeyen binlerce kentli ayaklanmıştır. II. Dünya Savaşı’nın acılarını yeni yeni saran halk, muhtemel bir felakete karşı kitlesel bir direniş göstermiş; sanatçılar, öğrenciler, doktorlar, akademisyenler, çiftçiler, mimarlar… aylarca süren eylemler yaparak, nükleer santral inşasını durdurmuş ve çevre dostu, sürdürülebilir bir yaşam kurulması için faaliyetlere başlamıştır. Ardından 1986 Çernobil Nükleer Faciası bir dönüm noktası olmuş ve Freiburg Belediye Meclisi nükleer enerji alternatifi olabilecek yenilenebilir enerjilere yönelme kararı almıştır. Fukuşima’dan sonra ise 10 yıl içinde Almanya’daki tüm nükleer santrallerin kapatılması, 2050 yılına kadar enerji üretiminin tamamının yenilenebilir kaynaklardan elde edilmesini hedeflemektedir. Ekolojik, ekonomik ve sosyal gerekler bir arada düşünülerek; ekonomi ile çevrenin uyumlu hale getirildiği Freiburg’da yaşam kalitesi yükselirken yaşadıkları çevreye minimum zarar verilmektedir.

Direnişlerde boy gösterenlerden mimar Rolf Dish, enerji üretiminin büyük bir kısmına sebep olan binaların çatılarını güneş panelleri ile kaplayarak yeni bir mimari anlayış sergilemiştir. Doğaya zarar vermeyen malzemeler seçilerek sıfır karbon salınımı hedefleyen “Pasif Enerji Evleri” geliştirilmiştir. Bu evler, ısıtma ihtiyaçlarını iyi yalıtımı sayesinde minimuma indirirken, kullanıcı ve ev aletleri kaynaklı enerjinin dışarı çıkmasını da engelleyerek kendi kendini ısıtan evlerdir. “Plus Enerji Evleri” ile de kendi ihtiyacını karşılamaktan öte, tükettiğinden fazlasını üreterek kamu şebekesine satabilecek evler tasarlamış ve üretmişlerdir. Bu temiz enerji evleri yalnızca çatılarındaki güneş panelleri ile değil, yağmur suyu depolayıcı ve dönüştürücüleri, organik atık bölmeleri, topraksız çatı tarımına uygun sistemler ile de çevreci duruşunu sağlamlaştırmaktadır. Tüm bu çevreci tercihleriyle kent, tükettiğinden dört kat fazla enerji üretimi gerçekleştirebilmektedir.

Freiburglular, temiz çevrede yaşama hedefiyle yalnız güneş enerjisinde lider olmamış, çevre kirliliğinin en büyük sorunlarından olan trafiğe de akılcı/ yaya odaklı çözümler üretmişlerdir. II. Dünya Savaşı yıkımlarının ardından yalnızca tek katedrali ayakta kalan kent, eski şehir planına göre yeniden inşa edilmiştir. Fakat bu sırada sokaklar, tramvay yolları için biraz daha genişletilmiş, ilk trafik yönetimi ve bisiklet yolu ağını 1969’da yapmışlardır. Yapıldığı tarihten itibaren 10 yılda bir güncellenen plan ile mesafeler, insanların yürüyebileceği ya da bisikletle ulaşabileceği biçimde hesaplanmış, şehir dışındaki alışveriş merkezleri şehir içine alınmıştır. 1973’ten itibaren ise şehir merkezi araç trafiğine kapatılmıştır. Duraklar arası 500 metre olduğundan araç ile ulaşım sağlamak isteyen kullanıcının 7,5 dakikada bir tramvay bulması mümkündür. Hız sınırı ana caddelerde 50 km, sokak aralarında ise yalnızca 30 km iken bazı caddelerde arabaların yürüme hızını geçmesi yasaktır. Freiburg şehir planlaması, 400 km’yi bulan bisiklet yolları ve arabaların iki katı bisiklet sayısı ile, araba merkezli modern şehir anlayışını yıkmış ve yaya odaklı, bisiklet ve tramvay kullanımına teşvik eden sürdürülebilir ve sağlıklı bir kent yaşamı yaratmıştır. Freiburg, bu politikalar sayesinde 1992 yılında Almanya’nın Çevreci Başkenti seçilmiştir.

Almanya’nın en çok güneşlenmesine sahip Freiburg şehri yılda 1800 saat güneş almaktadır. Bunun yanında Türkiye’nin ise yılda 2600 saat güneş aldığını bilmek, ülkemizde geliştirilebilecek güneş enerjisine yönelimden sağlanacak ulusal ve evrensel faydaları anlamak açısından faydalı olacaktır.

Freiburg’un bir diğer başarısı da dünyanın ilk güneş panelli fabrikası Solar Fabrik’e sahip olmasıdır. Dünyanın ilk güneş paneli fabrikası olan Solar Fabrik, gerekli enerjiyi yine fabrikanın her tarafına yerleştirilmiş, oldukça şık görünen güneş panelleriyle karşılamaktadır. Solar Fabrik 1998’den beri dünyada sıfır karbon emisyonuyla çalışan az sayıdaki fabrikadan biridir.

Kentin yerel futbol takımı SC Freiburg’a ev sahipliği yapan Schwarzwald-Stadion ‘Mage Solar Stadium’, tamamen güneş enerjisiyle çalışmaktadır. Almanya’nın güneş enerjisi ile çalışan ilk futbol stadyumu olan 24 bin kişilik Schwarzwald-Stadion’ın, tribünlerinin üzerine döşenmiş 2200 metre karelik fotovoltaik paneller sayesinde, yılda 250.000 kilovat saat enerji üreterek stadyuma güç sağlanmakta ve enerjinin fazlası da yerel şebekeye geri göndermektedir.

Güneş Başkenti Freiburg’da hemen her evin çatısı, kimi zaman cepheleri ve karşılaşılabilecek boş araziler güneş panelleri ile kaplı olmakla birlikte, şehrin tek enerji kaynağı güneş değildir. Bununla birlikte rüzgâr, biyokütle, ve Dreisam Nehri’nin enerjileri kullanılmaktadır.

Şehir çöplüğünün bulunduğu alan da, Freiburglular için güçlü bir enerji üretim merkezidir. Burada çöplerin üstü talaşlarla kaplanarak metan gazının hapsedilmesi sağlanmaktadır. Hapsedilen gaz, borular vasıtasıyla alınarak şehrin ısıtılmasında kullanılır. Hiç kimsenin kullanmadığı bu çöp alanının yamacına yerleştirilen 1500’den fazla güneş paneliyle de 1000 ailenin enerji ihtiyacı karşılanmaktadır.

Freiburg’un bir diğer başarısı da enerji üretiminin lokalize edilmesidir. Enerjinin, merkezlerden aktarılması hem maliyetlidir hem de enerji kayıplarına neden olmaktadır. Şehrin kuzeyindeki Freiamt köyü ise lokalize enerji üretiminin en başarılı örneğidir. Köy halkı, ihtiyacından yüzde 40 daha fazla enerji üretebilmektedir (yılda 13 milyon kWh). Ürettikleri enerjinin fazlasını da devlete satmaktadırlar. Bu sayede yalnız enerji ihtiyaçlarını karşılamayıp geçim kaynaklarını da artırmış olurlar. Köydeki geniş meralardan toplanan hayvan atıkları, sadece bu iş için üretilmiş mısır koçanlarıyla harmanlanıp 90 gün boyunca çok yavaş hareket eden bir karıştırıcıyla fermante edilmesi ile ortaya çıkan metan gazı, jeneratörler yoluyla köyün hem ısınmasında hem de elektrik üretiminde kullanılmaktadır. Ayrıca samanlıkların üzerine yerleştirilen güneş panelleri ve 4 rüzgâr gülüyle elektrik üretimi sağlanmaktadır. Hatta enerji üretme sevdasını ilerilere taşıyan bir köy sakini, 45 ineğinden günde 900 litre elde ettiği sütten enerji üretmiş, ineklerin memesinden 32 derecede çıkan sütün sıcaklığından yararlanarak, duş ve musluk suyunu ısıtma olanağı elde etmiştir.

Şehir merkezindeki birkaç sokak dışında neredeyse orman kaplı olan şehrin Dreisam Nehri de etrafı yayalar ve bisikletlilere ayrılmış, herkesin rahatlıkla spor yapabildiği engelsiz bir rekreasyon alanı yaratmaktadır. Bu yeşillikte gizlenmiş tek katlı bir kulübe de elektrik üretimine çevreci ve temiz bir şekilde katkıda bulunmaktadır. Bu mütevazı HES, Freiburgluların, suyun gücünden faydalanması için antik çağların tozlu raflarından çıkardıkları Arşimet’in 2500 yıl önce tasarladığı “Arşimet Burgusu” sayesinde çevreye zarar vermeden enerji üretebildikleri bir hidroelektrik santralidir. Suyun yukarı çıkarılıp akıtılmasıyla enerji elde etme yönteminin derede yaşayan balık popülasyonuna zarar vermemesi için özel setler yapılmıştır. Dere içerisindeki ayrı bir yolu kullanan balıklar, bu insan dokunuşundan hiçbir zarar görmemektedir.

1949 yılında kurulan Fraunhofer Merkezi, birçok ülkede 74 enstitü ve yaklaşık 30 bin bilim adamının olduğu dünyanın sayılı uygulamalı araştırma merkezlerinden biridir. Fraunhofer’in beş önemli enstitüsü Freiburg’da bulunmaktadır. Bunlar arasında ISE, dünyanın önde gelen güneş enerji enstitülerinden biridir. Bu Enstitü, bugüne kadar güneş enerjisi alanında birçok dünya rekoruna imza atmış olup, yüzlerce patente sahiptir.1992 yılında tasarlanan ve enerji olarak kendi kendine yeten ilk ev, Prof. Dr. Adolf Goetzberger tarafından tasarlanmıştır.

Bunun dışında Freiburg şehrindeki önemli bazı ilkler şunlardır:

·        ISE tarafından Kendi etrafında dönerek güneşi izleyebilen ilk yapı -1994
Freiburg’a “güneş çağını” getiren Disch ve ekibinin ilk Plus Enerji evlerinden biri olan Heliotrop, doğadan ilham alınarak tasarlanmış. Tıpkı ayçiçeği gibi güneşe doğru dönen Heliotrop’un ön cephesi tamamen cam kaplıdır. Binanın arka bölümünde ise camlar daha küçüktür ve yalıtım açısından daha güçlüdür. Kışın, büyük camlar güneşe döndürülürken, yazın tam tersi uygulanır. Mevsime göre döndürülen bina, yazın serin ve kışın sıcak kalabilmektedir.

·        İklim koruma için, ulusal ödülü alan ilk şehir -2010
·        Avrupa sürdürülebilir şehir unvanı -2012
·        Kendi gereksinimi olan enerjiden fazlasını üreterek şehir elektriğine katkı yapan belediye binası-2017

Bir mühendislik ve mimarlık harikası olarak inşa edilen belediye binası, toplam 220 KWp gücünde güneş panelleri ile donatılmıştır. Her biri 250 watt olan 880 adet fotovoltaik panel, pencere kenarlarına güneşi en iyi açıda görecek şekilde monte edilmiştir. Paneller 3,5 metre yüksekliğinde ve 60 cm genişliğinde olup yaklaşık 100 kg ağırlığındadır. Dairesel olarak inşa edilen binanın tüm cepheleri solar paneller ile kaplanmıştır.

Freiburg, nükleer enerjiye bir başkaldırı olarak kurgulanmaya başlanıp bunu birbirinden kopuk birkaç parça çözüm ile gerçekleştirilmeye çalışıldığı bir kent değildir. Yapılan tüm hamleler birbiri ile bağlantılı olup, hiçbiri gereksiz ya da sisteme aykırı değildir. Temiz enerji üretimi için yalnızca güneş panelleri kullanılmamış; bu güneş panellerinin geliştirilmesi ve temiz enerji araştırmaları için gerek üniversiteler gerek STK’lar her türlü desteği sağlamıştır. Güneş enerjisi kullanımı için yeni bilgi ve teknoloji üretimi gerçekleştirilmiştir. Binaların halihazırda sahip oldukları enerjiyi koruması için seçilen malzemeler, doğal iklimlendirme ve iklim etkilerinden maksimum düzeyde faydalanarak yapılarda enerji kaybını minimum düzeyde tutmak da üretilen enerjinin daha azına ihtiyaç duyulmasını sağlamakta ve daha fazla enerji artırmaktadır. Binaların güneşten maksimum düzeyde faydalanmasını sağlamak elbette önemlidir, ancak Freiburglular bununla yetinmemiş, organik atıkların kompost halinde geri dönüşümü, yağmur suyu ve gri su yönetimi ile su tasarrufu sağlama gibi alternatif kaynaklarla da donatılmış sistemler kurmuşlardır.

Çevreci bir kent için yalnızca mimari ögeleri bu kadar verimli kullanmak yeterli değildir. Bu yapıların, kentsel ölçekte doğru planlama ile de desteklenmesi gerekmektedir. Toplu taşıma ve bisiklet kullanımını destekleyen, yaya olarak rahatça ulaşım sağlanabilecek bu ulaşım ağı sayesinde hava ve gürültü kirliliği azaltılmış, enerji tasarrufu sağlanmış, kentliyi harekete ve sağlıklı yaşama teşvik eden bir sistem yaratılmıştır. Tramvay yollarının bile çimen kaplı olduğu bu yeşil şehir ruhsal olarak da kullanıcıyı pozitif etkilemektedir.

Organik tarımın gelişmiş olduğu Freiburg’da, büyükbaş hayvancılık da gelişmiştir. Bu hayvanların etinden ve sütünden yararlanmak dışında gübreleri ile de enerji üretilebilmektedir. Tarım ve hayvancılık artıklarından, çöplerin dönüşümünden elde edilen gazlar ile rüzgâr ve hidroelektrik enerjileri de şehrin halihazırdaki kaynakların nasıl daha verimli kullanılabileceğini dünyaya çarpıcı bir şekilde göstermektedir. Rüzgâr gülleri birçok yerleşkede gürültüleri, ilk çalışmada ihtiyaç duydukları güç ve kuşlara verdiği zarar gibi gerekçelerle istenmemektedir. Fakat Freiburg, üniversiteler ve akademisyenlerin desteğiyle, birçok Ar-Ge çalışması ve hesaplamalar sayesinde bu sorunları ortadan kaldırmıştır. Güneş panelleri için de aynı titizlikle yürütülen çalışmalar sayesinde hiçbir panel gereksiz değildir, hepsi maksimum verimle çalışmaktadır. Hidroelektrik santralleri de günümüzde birçok yanlış düzenleme ve hatalı yapımlar nedeniyle çevreye ve su ekosistemindeki canlılara zarar vermektedir. Fakat Freiburg, bu konuda da oldukça eski bir yöntemi oldukça verimli ve çevreci bir şekilde uygulamayı başarmış, yalnız bir santral kurmakla kalmayıp çevresini de yeşil bir rekreasyon alanına çevirmiş ve kullanıma kazandırmıştır.
Freiburg’un başarısındaki en büyük pay insanların, farklı meslek gruplarının, akademisyen ve köylünün bir arada, sistemli ve çok yönlü şekilde çözüm üretmesi sayesinde olmuştur. Ekoloji ön planda tutularak, doğaya en az zararı verecek çözümler, yalnızca ilk akla gelen formlarda değil, derinlemesine düşünülerek ve dolaylı zarar verebilecek her durum güz önünde bulundurularak çözülmüştür. Güneşten maksimum fayda sağlayacak panellerin güneş hücrelerini üreten teknolojiyi geliştiren akademisyenlerden, gübre ve mısır koçanından enerji üretmek için çiftçilik ve hayvancılık yapan bireylere; tramvayla ofisine giden iş insanından bisiklete binen yaşlısına, kentin her bireyi doğanın üstünlüğünü ve ona uyum sağlamanın gerekliliğini özümsemiş ve buna uygun biçimde yaşamayı kabul etmiştir.

Buradaki kabul etme durumu da oldukça önemli bir noktadır. Çünkü bu ütopik şehirde yaşamayı kabul edemeyecek birçok metropol insanı vardır. Arabası olmadan hiçbir yere gitmeyen ve bunun en konforlu, en çağdaş, kendine en layık çözüm olduğunu düşünen kentliden bisiklete binmesini ya da yürümesini; plastik ve kağıt atıklarını bile ayırmayan metropol insanından doğal atıklarını kompost yapacak bir sistem kullanmasını, sebze almak için evinden bile çıkmayıp mobil alışveriş uygulamaları kullanan kişinin çatısında topraksız tarım yapmasını beklemek (her zaman değil, bu hayatı yaşamak zorunda olup da aksini severek kabul edecek insanlar da azımsanmayacak kadar vardır elbette, ancak burada genelden- tembelleşen, toplumun tembelleştirdiği ve bunu hak olarak görmelerine sebep olduğu kitlelerden bahsediyorum) ancak komik bir duruma düşmemize sebep olacaktır.

Sonuç olarak mimarların, akademisyenlerin, aktivistlerin bu ütopik şehri yaratmak istekleri ve çalışmaları Freiburg’u var etmek için yeterli ve tek kriter değildir. Mimarlar zaten ütopyalar var etme, kullanıcı için en doğruyu yaratma çabalarını, doğayı dinleyerek ve ona uyum sağlayarak yapmalıdır. Fakat tüm bu çabalar teorikten pratiğe dönüştüğünde, eskizler yer yüzünde üç boyuta kalktığında mimar ya da plancı, yavrusu uçmayı öğrenmiş anne kuşun yavrusu üzerinde kalan etkisi kadar bir güce sahip olacaktır. Bundan böyle yaratıcı güçleri etkisini yitirmiş ve tüm iş kullanıcıya kalmış olacaktır. Ancak bilinçli ve istekli bir kullanıcı bu ütopya hayalini var edecek ve yaşatacak güce sahiptir.
 
 
KAYNAKLAR
Aral, C., Güneş Başkenti Freiburg, http://haberci.com/2017/07/21/gunes-baskenti-freiburg/, 06.01.2023
Aral, C., Temiz Enerji Ütopyası: Freiburg, Coşkun Aral Anlatıyor, www.youtube.com/watch?v=Db7430Vj3oA&ab_channel=Co%C5%9FkunAralAnlat%C4%B1yor, 06.01.2023
Bayramoğlu, T., Enerji ve İnovasyon, İnovasyon: Ekonomik ve Sosyal Eğilimler, 2018, 51-60.,
Koç, D., Almanya’nın Yeşil Kenti Freiburg, https://boboscope.com/icerik/almanyanin-yesil-kenti-freiburg, 07.01.2023.
Türe, E., Avrupa’nın Güneş Başkenti, Yeşil Şehir Freiburg, https://temizenerji.org/2020/09/25/prof-dr-engin-turenin-kaleminden-avrupanin-gunes-baskenti-yesil-sehir-freiburg/#:~:text=Freiburg'da%20ayr%C4%B1ca%20enerji%20verimlili%C4%9Fi,70'i%20toplu%20ta%C5%9F%C4%B1ma%20kullanmaktad%C4%B1r., 07.01.2023
Yazman, D., Temiz enerjinin başkenti: Freiburg, https://www.arkitera.com/haber/temiz-enerjinin-baskenti-freiburg/, 07.01.2023


2

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yazmak için giriş yapmanız gerekli