Mutluluk Denemeleri
Bugün sizlere herkesin peşinden koşup anlamlandıramadığı ve formülünü bulamadığı bir rüyadan bahsetmek istedim, başlıktan da anladığınız üzere konumuz mutluluk.
Tarihin başından beri filozoflar her konuda bir fikre varmış ve üç aşağı beş yukarı tanımını kendi eksenleri etrafında yapmışlardır örnek vermek gerekirse bilgi, ahlak, doğru vs. ama ne olduğunu ve nasıl olacağına dair bir kanıya varamadıkları tek şey ise insanlığın temel ihtiyacı olan mutluluk olmuştur. Ben de bu konuyu irdeleme ihtiyacı hissettiren şey ise online yayın platformunun birinde yayıncının sohbet bölümünden yöneltilen “abi sevgilimden ayrıldım çok mutsuzum.” veya “abi birini seviyorum onun haberi bile yok taktik verir misin?” cümleleri oldu.
Düşününce mutlu olmak için illa ki hayatımızda sevgilimizin mi olması gerekiyor? Bu soruyu düşünürken aklıma başka bir soru geldi. Ya da biz mi durumu böyle anladık? Derken laf laf açtı ve kendi kendime uzun bir sohbet etme fırsatım oldu.
Düşündüm de hayatında ,sevgili bakımından, kimse olmayan kişilerin sürekli mutsuzluk sohbetlerini dinliyoruz veyahut ayrılan ve üstünden zaman geçmiş insanlarda bile bu olayı gözlemliyoruz ama benim düşünceme göre insanlar olarak bunu bu kategori ile sınıflandırdığımız için bu mutsuzluğu yaşıyoruz. Mutlu olmak için mutlaka hayatımızda bize diğer insanlara davrandığından farklı davranan ve yakın durduğundan daha fazla yakın duran birine mi ihtiyacımız var?
Arkadaşlık seviyesindeki kaliteli ve eğlenceli insanlar mutlu olmamıza yetmiyor mu veya rafine zevklerimizi yaparak mutlu olamıyor muyuz? Cevabı sanırım hayır, çünkü hayatımızı o kadar başkaları için yaşıyoruz ki kendimiz ve zevklerimiz mutlu olmaya yetmiyor illa ki birinin gözünde en değerlilerden biri olmamız veya insanların bizi onaylaması ihtiyacına gerek duyuyoruz. Mutlu olmamız için birinin mutluluk kaynağı olmamız lazım diye düşünüp tüm insanların bunu düşünmesi ile sonsuz bir paradoksa giriyoruz ve sanırım suçlu şu an yaşayan dünyanın en yaşlı insanı olabilir çünkü zinciri bozan parça o olmuş oluyor :)
Aslında mutlu olmaya yetecek rafine zevklerimizi yani kitap okumamızı, bir sanatla uğraşmamızı, vücudumuzu geliştirmeyi vs. hep başkaları tarafından onaylanmak ve beğenilmek için yaptığımızda yani kendimize bir şeyler katmaktan ve eğlenmekten daha fazla bunu paylaşıp insanlar üzerinde yaratmak istediğimiz imajı yaratmaya çalışmamızın sonucunda mutlu olmak için de kendi kendimize yetemiyoruz ve başkalarına ihtiyaç duyuyoruz.
Ne zaman yaptığımız işleri, hobileri ve başarıları birilerine bir şey kanıtlamak veya beğeni almak için yapmaktan vazgeçip kendimiz için yapmaya başlarsak, sanırım mutlu olmak için de bir sevgiliye veyahut ilgiye olan ihtiyacımızı sıfırlayacağız.
Albert Einstein’in da dediği gibi “Mutlu bir hayat yaşamak istiyorsanız hayatınızı bir amaca bağlayın, kişilere ve eşyalara değil.”
Hayata belki de olduğundan fazla anlam yüklüyoruzdur :) Güzel yorumunuz için ben teşekkür ederim.
Geçenlerde mutluluk üzerine düşündüğümde, aslında dünyada mutluluğun var olmadığına, mutluluğu bizim dışımızda herkesin sahip olduğunu sanarak ona ulaşmaya çalıştığımıza; ama aslında herkesin öyle olduğu düşünülürse, kimsenin gerçekten mutlu olmadığına karar vermiştim. Mutluluğa kavuşmak için yaşadığım hayatın beni getirdiği nokta böyle gülünç bir inkar oldu. Belki mutluluk, mutlu olmak için çabalamamaktan geçiyordur. Yazıda beni en etkileyen şey, mutluluğun bir rüya olduğunu söyleyen, sessizce sahneyi terk eden güçlü cümle oldu. Eline sağlık, böyle içten bir düşünce okuyunca yorumsuz kalamadım.
