Modernizm ve Gogol’un Palto’su
Giriş:
Batı’da başlayan modernleşme dönemi ve bu dönemi henüz yaşamamış olan toplumlar arasında ekonomik ve kültürel farkın anlaşılmaya başlandığı bir dönemde Rus Çarı I. Petro modernleşme içerisine kendi ülkesini dâhil etmek ve Rusya’yı bir “Batı” ülkesi haline getirmek için belirli yönetimsel hamleler gerçekleştirmiştir. Bu hamlelerden belki de en ünlüsü Petersburg şehrinin kurulmasıdır. Petersburg’un kurulması modernleşmenin arkasında yatan düşüncenin bir temsilidir. Tamamen bataklıklar arasında bulunan adaların üzerine kurulan bu şehir hem Rusya’nın zoru başarma kapasitesini göstermekte hem de coğrafi konum olarak Rusya’nın batıya açılan Fin körfezinde yer aldığı için batı Avrupa ülkelerine yakınlaşma çabalarını ifade etmektedir. Petersburg şehri aynı zamanda bir başkent olarak tasarlanmıştır. Başkentin Moskova’dan Petersburg’a taşınması Rusya’nın bir doğu ülkesi olmaktan çok batıya yöneldiğini kanıtlar niteliktedir. Rus düşüncesinde Moskova kutsal olanı ve ruhu temsil ediyorken Petersburg bir yenileşmeyi temsil etmektedir. Şehrin mimari tasarımında da bu durum ortaya çıkmaktadır. Moskova’da görülen Rusya’ya özgü soğan kubbeli yapıların inşa edilmesi Petersburg’da yasaklanmıştır. Petersbug mimari stiline “Petro Tarzı Barok Mimari” denilmektedir. Bu tarz; İtalyan Barok, Erken Dönem Fransız Klasisizminden izler taşımaktadır. Hollanda, Alman ve Rus mimarisinin bir karışımı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu açıdan bakıldığında Rusya kendisine özgür değerlerden vazgeçip Batı’nın değerlerini benimsemeye başlamıştır.
[1] Çetin, R. 2015. I. Petro’nun Şaheseri Petersburg. Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi. 3(6). S.35.
Henüz hiç yorum yapılmamış.
