Paris Gezi Yazısı
Brüksel’de beraber staj yaptığım arkadaşımla beraber 14–15 Temmuz 2018 günlerini Paris’te geçirmek için birkaç iyi sebebimiz vardı:
- Geldiğimiz günden beri başka hiçbir ülkeye gitmemiş olmamız
- Bu günlerin haftasonu olması
- 14 Temmuz’un Fransa’da ulusal bayram (Bastille Günü) olması
- 15 Temmuz’da Fransa Hırvatistan dünya kupası finali olması
Biz de cumartesi sabah 06.00'da Brüksel’den kalkan Eurolines otobüsüne biletlerimizi aldık.(Kişi başı 15 Euro) 3 saat 45 dakikalık bir yolculuktan sonra Paris Kuzey Garı’na varmıştık. Bu, Avrupa’daki ilk uzun yol otobüs yolculuğu deneyimizdi. Sıkıntılı bir durumla karşılaşmadık ama Türkiye’deki otobüs turizminin daha gelişmiş olduğunu söyleyebilirim. (Muavin, araç içi ikram gibi şeyler yoktu ve şoför mafya kılıklı bir adamdı.) Paris Kuzey Garı da pek temiz bir ortam sunmuyor. Telefonumuzun interneti çalışmıyordu ve garın metro çıkışını bulamadık. Arabaların yanından yürüdükten sonra bir büfeye sorarak metroyu bulduk. İnternet de başka bir ülkeye geldiğimiz için çalışmamış, onun da ayarını yaptırdık. Metrodan indiğimizde ise güzel bir manzara bizi bekliyordu.
14 Temmuz’dan dolayı Eyfel Kulesi etrafındaki büyük caddeler askeri geçit töreni için kapalıydı. Geçen askerleri izledikten sonra hazırladığımız sandviçleri bir parkta yeyip ilk durağımız olan Louvre Müzesi’ne doğru yola çıktık. Tek yardımcımız Google Maps’in çoğu yolun kapalı olduğundan haberi olmadığı için ekstradan baya bir yol yürüdük. Her 100 metrede bir polislere yol sorarak hedefimize ulaşmaya çalıştık. Polisler yardımcı olmaya istekliydi. İngilizceleri de idare ederdi. Öğle sıcağı altında kilometrelerce yürüyüp vardığımızda ise Louvre müzesi önünde uzun mu uzun bir sıra bizi bekliyordu. Neyseki Bastille Günü’ne özel müze ücretsizdi. Normalde biletler 15 Euro civarındaydı o zaman. Louvre Müzesi çok büyük. Büyük olduğunu gitmeden okumuştum ama bu kadarını beklemiyordum.
Müzenin içinde bizim gezebildiğimiz ilgi çekici yerler şunlardı: İslam Dünyası Koleksiyonu, Antik Mısır Bölümü, Rönesans Dönemi Koleksiyonu. Eğer bir gün yolunuz Louvre’a düşerse güzel bir araştırma yaparak gitmenizi ve tam bir gün ayırmanızı tavsiye ederim. Zaten müzede dinlenmek için oturaklar, eşyalarınızı kilitleyebileceğiniz dolaplar, güzel bir kafeterya, hediyelik eşyalar satan bir mağaza da bulunuyor.
Müzeden sonra otele geçtik. 20.000 adım attığımız bir günün sonuna gelmiştik.
15 Temmuz günü dünya kupası finaliydi ve Paris çok kalabalıktı. Eyfel kulesi maalesef kapalıydı. Biz de Notre Dame’ye geçmeye karar verdik. Bu katedral gördüğüm en ihtişamlı mimari yapı diyebilirim.
Notre Dame’den sonra artık saat 5'te başlayacak olan maça kendimizi hazırlamalıydık. Bir yemekten sonra Eyfel kulesine doğru tekrar dönecek ve orda kurulan dev ekrandan maçı izleyecektik. Saat 4 civarı yemek yemek için Eyfel kulesine yakın bir İtalyan restaurantına oturduk. Pizzamızı dışarda yerken bir patlama sesiyle insanların panikle koşuşturması bir oldu. Restaurant sahibi hemen bizim masamızı içeri taşıdı. Tüm sokak duman içinde kalmıştı. Herkes endişe içinde ne olduğunu anlamaya çalışıyordu ki çok geçmeden karmaşanın sebebinin polisin kullandığı biber gazı ve ondan kaçışan insanlar olduğu anlaşıldı. Herkes derin bir nefes aldı.
Maça yarım saat kalmıştı ve biz de bu kalabalıkta maç izlemenin pek de iyi bir fikir olmadığına kanaat getirmiştik. Kalan vakitte yakınlarda bir kafe bulmak için yürümeye başladık ama her yer ağzına kadar doluydu. Bulabildiğimiz en az dolu kafenin önünde maçı ekranın cama yansıyan görüntüsünden izledik.(Dışardaki insanların çoğu bizimle aynı durumdaydı.) Maç 4–2 bitti ve Fransa Dünya Kupası’nı kazandı. Maçtan sonra 1 saat kadar fransızlarla birlikte meşhur Şanzelize caddesindeki kutlamalara katıldık.
Artık bizim için Brüksel’e dönme vakti gelmişti.
Not: Eğer Dünya kupası kazanmış bir ülkenin başkentinde, kutlamaların yapıldığı meydanda iseniz ve sabaha kadar kutlamalara katılmayacaksanız oradan nasıl çıkacağınızı da iyi hesap etmelisiniz. Maçtan sonra Zafer Takı’nın yakınındaki bölgede toplu taşıma durmuş, ne taksi ne de Uber çalışıyordu. Neyse ki Bla Bla Car şoförümüz bizi yakın bir yerden almayı kabul etti.
İstanbul'un yeri benim için de tüm şehirlerden ayrıdır. Tavsiyeniz ve yorumunuz için teşekkürler :)
moulan rouge sokağını görmelisiniz, biraz bitirim sokağıdır ama öneririm. İçinden nehir geçen şehirler güzeldir derler, bizim istanbulun içinden deniz geçer :) Güzel yazı, tebrikler
