Birlikte Büyüyeceğiz - Kısa Film Senayosu
Sahne 2 – Ofis – İç – Sabah
Ulaş ve Aras kapıdan girerken Serdar Hoca’yı görürler. Ofis tek salondan ibarettir. Serdar oldukça keyifli bir şekilde diğer 2 ofis çalışanı Melis ve Sercan’la sohbet etmektedir.
- Serdar Hoca: …o zamanlar akademisyenliği seçenlere kolaya kaçıyor diye kötü gözle bakarlardı. (Kapıda Ulaş ve Aras’ı görür) Hah, günaydın beyler.
- Ulaş: Günaydın hocam.
- Aras: Günaydın.
- Serdar Hoca: Ne diyordum? Hah, ben mezun olduğumda piyasa çok daha hızlıydı. Ben akademiye girmeye çalışıyordum. Arkadaşlarım da özel sektörü tavsiye ediyordu. O zaman için haklılardı tabi, akademi hem daha zor hem maaşı çok daha azdı. Şimdi de öyle. 6500 lira maaşla kongrelere, yurtdışına gitmemizi bekliyorlar. Saf bilim yapmak her zaman zordu Türkiye’de, şimdi daha da zor. Sen ne diyorsun Ulaş, sen de bir özel şirket sahibiydin? (Soru sadece konu geçiştirmek için Ulaş’a yöneltilir)
- Ulaş: Açıkçası Türkiye’de iş yapmak akademiden daha zor geliyor bana. Kimse size maaş vermiyor. Kendiniz bunu kazanmak zorundasınız. Orda da siyaset falan girerse, işler ya daha kolay ya da daha zor oluyor.
- Serdar Hoca: Evet haklısın. Her neyse, Melis şu İŞ-KUR dosyalarını imzalayabilir misin? (Diğer personellere dönerek) Arkadaşlar siz de kartlarınızı basıyorsunuz zamanında değil mi? Biliyorsunuz bu destekler bizim için çok önemli. Şirketimiz bu desteklerle ayakta.
Serdar Hoca bu konuyla ilgili konuşmaya devam ederken şirketin faturalarıyla ilgilenen Aras’ın kafasında sadece bu sene için yapılmış biri 100.000 diğeri 60.000 euro olan iki anlaşmayı gözünün önüne getirerek boşvermiş bir ifade takınır ve Serdar Hoca’yı dinlemekten vazgeçip bilgisayarına odaklanır.
Bu esnada Melis, Serdar Hoca’nın yanına geçmiş ve imzaları hallediyordur. İmzalar tamamlanır. Serdar toparlanır ve kapıya doğru yönelir.
- Serdar Hoca: Arkadaşlar başka bir konu yoksa ben okula geçiyorum.
- Sercan: Hocam aslında bir konu vardı ama?
- Serdar Hoca: Nedir?
- Sercan: Iıı hocam, şöyle ki yeni yıl geliyor biliyorsunuz, enflasyon açıklandı dün…(kem küm ederek) sizin bu konudaki fikirlerinizi alacaktık(!)
Sercan’ın bir an için zam isteme konusunda tek başına kalacağını düşünerek tedirginliği artar cümlenin sonuna doğru biraz sesinde titreme duyulur. Serdar Hoca masasına döner ve oturur.
- Serdar Hoca: (şaşkınlıkla)Evet ama sorunun amacını çözemedim Sercan?
- Sercan: Hocam yani enflasyon açıklandı… biz daha … önce bu konuyu hiç konuşmadık…sizin fikrinizi almak istiyorduk.
- Serdar Hoca: Hangi konuda, ben ne demek istediğini anlayamadım.
Ulaş kararlı bir ses tonuyla araya girer.
- Ulaş: Hocam, biliyorsunuz enflasyon hayatın, açıklanan oranda pahalılaştığının göstergesi. Biz sizinle sözleşme yaparken yıllık yaptık ve herhangi bir zam oranı konuşmadık. Normal şartlarda affort edebileceğimiz bir oran açıklansaydı ya da bazı zamlar daha makul olsaydı bu bir problem değildi. Fakat az önce sizin de belirttiğiniz gibi Türkiye artık gelir/gider konusunda uzun vadeli tahminler yürütebileceğimiz bir yer değil. Sözleşmeyi yaptığımız günün kuruyla şu anki arasında ciddi bir fark var. Sercan’ın söylemek istediği de şu ki, biz bu ara zam olayını hiç konuşmadık fakat durum ortada, sizin düşünceniz nedir?
- Serdar Hoca: Anladım. Senin de deklare ettiğin üzere biz sizinle aynı dönemde birer yıllık sözleşme yaptık ve bu süreç içerisinde herhangi bir artış düşünmedik. Ve bu konu benim tek başıma alabileceğim ve size şu anda cevabını verebileceğim bir durum değil.
- Ulaş: Açıkçası, biz zaten şu anda bir cevap vermeniz için değil, sadece düşüncemizden ve talebimizden haberdar olmanız için konuşma gereği duyduk. Zaten istediğimiz de zam değil, sadece mevcut pozisyonumuzu koruyabilmek adına bir talebimiz var.
- Serdar Hoca: (Şaşkınlığını atıp, soğukkanlı halini bürünerek) Anlıyorum, bu çok güzel. Birbirimizle iletişimimizin şeffaflığa dayanması beni mutlu eder. Bu konuda hepiniz aynı düşünüyorsunuz değil mi, öncesinde konuştunuz aranızda sanırım?
- Sercan: Evet hocam, hepimiz aynı şekilde düşünüyoruz.
- Serdar Hoca: (Aldığı cevaptan mutsuz olarak) Peki, bu tip konuları dedikodu seviyesinde tutmadan benimle de paylaşmanız beni sevindirdi. Biz bir aileyiz ve bu şirketi kurarken sizlerle birlikte büyümeyi düşündüğümüzü açıkça söyledim. Talebinizi de makul ölçüde karşılamak isteriz elbette. Fakat biliyorsunuz ki biz bir startup şirketiyiz ve bütçelerimiz bunlara el vermeyebilir. Ben bu konuları muhasebecimizle ve ortağımla da görüşeyim. Eh, peki madem konu açıldı ben de size sorayım bizim markamızla birlikte olmaktan memnun musunuz? Aras seninle başlayalım, ne dersin?
Aras, startup olduğunu belirten Serdar Hoca’nın markaymışcasına soru sormasını biraz da komik bularak hala bilgisayarına bakınırken kendisine yöneltilen soruya boşvermişliğinin getirdiği rahatlıkla:
- Aras: Mutsuzum diyemem hocam.
Ofiste sahte gülüşler olur.
- Serdar Hoca: (Gülerek) Aras senden iyi yönetici olurmuş. Mutsuz olduğun kısımlar şirketimizle mi alakalı peki?
- Aras: Yani tam anlamıyla değil, esasında ben Türkiye’de olmaktan memnun değilim.
- Serdar Hoca: (Alaycı bir tavırla) Seni mutlu etmek için şirket olarak yapabileceğimiz bir şey var mı peki?
- Aras: Şirketi Avrupa’ya taşıyabilirsiniz hocam.
Gülüşmeler.
- Serdar Hoca: (Samimiyetsiz olduğunu hissettirmeme çalışarak) Arkadaşlar, bizim bu şirketi kurarken amaçlarımızdan biri birlikte büyümekti biliyorsunuz. Sizin buradan Avrupa’ya geçişinizi kolaylaştırmak da bunlardan birisi. (Nabza göre şerbet vermeye çalışarak) Ulaş, sen ne düşünüyorsun, bizimle olmaktan mutlu musun?
- Ulaş: Yaptığım işi bu parantez içine alırsak memnunum. Fakat dediğim gibi bu şirket bizim için x/24 saat. Geri kalan zamanda oluşan gelecek kaygısı, birikimsizlik…(Umutsuz tavrını belirterek) Para ya da maaş üst limitte mutlu olmam için kriter değil fakat alt limitte mutsuzluk sebebi oluyor haliyle.
- Serdar Hoca: Anlayabiliyorum. Melis sen ne düşünüyorsun?
- Melis: Hocam, ben genel olarak ülkeye çok umutsuz bakıyorum. Bu konuda Ulaş’la benzer düşünceler içerisindeyiz. Şirketle ilgili fikrim de aynı, işten ve kalitesinden şikayetçi değilim.
- Serdar Hoca: Sercan senin fikirlerini de duymak isterim.
- Sercan: Hocam ben de söylenen her şeye katılıyorum. Yaptığımız iş beni mutlu ediyor. Yeni şeyler öğrenmek, bunları uygulama fırsatı bulmak beni mutlu ediyor o yüzden şirketle ilgili bir problemim yok.
- Serdar Hoca: Yani evet, bizim amacımız da bu. Ar-Ge süreçleri her zaman zordur. Bundan keyif alan insanlarla çalışmak beni mutlu ediyor. Biliyorsunuz bu aralar böyle firmalar da çok çıkmıyor. E işsizlik de ortada. Biz de bu düzen içerisinde sizler gibi kıymetli arkadaşlarla yolumuza devam etmeye çabalıyoruz. Bu şirkette birlikte büyüyeceğiz arkadaşlar. Ben sizlere kaliteli işler getireceğim, sizler bunu realiteye dökeceksiniz. İşsizlik ortamında bu fırsatı yakalayabilmek aslında bir şans gibi geliyor bana. Aras sen bizden önce bir yerle çalıştın mı?
- Aras: Hayır.
- Serdar Hoca: (Soğukkanlılığın zirvesinde, aba altından sopa gösterme gayretiyle) Eminim başvurduğun yerler olmuştur. (Aras’ın yüzünde onaylayan, mağlup ifade belirdi) Mezun olduktan sonra bir sene işszidin değil mi? (Aras yine onaylar) Ulaş senin de bazı girişimlerin olmuştu ve negatif sonuçlanmıştı diye hatırlıyorum? (Ulaş onaylar, Serdar Hoca’nın özgüveni iyice yerine gelmiştir) Maalesef Türkiye böyle bir yer ve biz bu şirkette bu ülke ortamında bir nebze olsun umut yeşertmek ve birlikte büyümek adına çalışmalar içerisindeyiz. Hepinize benimle bu konuyu konuştuğunuz için teşekkür ederim. Umarım, sizleri motive edebilmişimdir. Ben burdan ayrıldıktan sonra işlerinize aynı performansla sarılmanızı istiyorum. Talebinizi anladım. Gerekli ayarlamaları yapmaya çalışacağım. Benim bir toplantıya yetişmem gerekiyor. Hepinize iyi günler dilerim.
Serdar Hoca ayrılır ve ofiste Serdar Hoca’nın son şovu herkesi umutsuzluğa daha çok saplar.
Henüz hiç yorum yapılmamış.
