Tarihin hiç bir anında üretemedik
Üretim ile imalat farklı kavramlardır. İmalat, mal kökünden gelir, mal yapmak anlamı taşır. Üretim ise daha geniş boyutludur, ekonomik anlamda fayda yaratacak aklınıza gelen her şeyin hatta fikirlerin meydana getirilmesi sürecinin tamamıdır.
Yeri gelmişken pazarlama ile satış arasındaki farka da değinmek şart oldu. Satış, değiş tokuş anıdır. Mal verirsin, paranı alırsın, bu satıştır. Pazarlama ise talebi oluşturma fikirlerinin ilkinden başlar , üretimi yönlendirme işin içine dahil olur, nihai tüketicinin ürüne sahip olmasını takiben satış sonrası hizmet ile devam eder, sonsuza doğru yol alır.
Bu iki kavramı açtıktan sonra konumuza dönebiliriz. Lakin daha önce tarihi bir bağlantı yapmamız lazım ki, nereden geldik, nereye gidiyoruz, istikameti maziden doğru şekilde almak şart.
Orta Asya'da hayvancılık ile geçiniyorduk . Yazın yaylak, kışın kışlak kültürümüz hala bir çok yerde devam eder. Mera, çayır nerede bolsa oraya göçmek şarttı. Türkmenler göçebedir, Bir yerin kaynaklarını tüketip orayı terk etmek özümüzde var. Üretmeyi bilmeyiz. Orta Asya nihayetinde çekirge istilasına uğramış gibiydi, burayı bozkır kurusuna çevirince yönümüzü doğuya sürdük. Çin'in içlerine tarihin "Akın" dediği seferler düzenledik, lakin bu hareketlenmeler asla "Akın" değildir. Akın, bir yeri gidip zapt edip yerleşmektir. Bizimkiler "Talan" seferleriydi, keza baskın yapıp , metayı alıp geri dönmek "Talan" dır. Koca Çin baktı baş edemiyor, Tişin hanedanının emri ile meşhur Çin seddini kurdular. Artık Doğu'ya geçemiyorduk. Aç kalınca karınlarımız, "Balta değmedik ağaç olmaz " dedik, ormanları kestik; "yanık yerin ekini tez biter " dedik, otlakları ormanları yaktık, derken göklerden geldiğini sandığımız bela, planlı ve günün koşulları içerisinde bilimsel ziraat becerisi geliştiremediğimizden ötürü gelip başımıza çattı.
Orta Asya çekirge sürüsü tarafından talan edilmiş durumdaydı. Yönümüzü batıya çevirdik, Malazgirtten çok önce öncü seferlerle Anadolu'ya yerleşen Türklerden Orta Asya Türklerine haberler geldi, , Anadolu cennet. Bir Prusyalı general ( Helmuth von Moltke ) arkadaşına yazdığı mektupta aynen şu ifadeleri kullanmıştı ve tesadüfen okuduğumda gözlerime inanamamıştım: " Anadolu öyle bir cennet ki, Kars'tan kalkan bir sincap İzmir'deki akrabasını görmeye gitse ayakları yere değmez! " Anadolu öylesine kesif bir orman yığınıydı. Şimdi ne durumdayız? İç anadolu bozkırında 50 ağacı bir arada göremiyoruz. Tarih tekerrür edecek lakin artık sınırlar netleşti, doğuya gidemeyiz, batı da bize "Bilim Seddi" çekti. Adım atamayız oralara. Bu coğrafyada sıkıştık kaldık.
Ekonomi, üç ayağı olan bir iskemle üzerine oturur. Sanayi, Tarım ve Hizmet sektörleri. Özellikle 12 eylülden sonra uygulanan politikalarla bu ayaklardan tarım kısmı sürekli kesilip sanayiye eklendi, zaten zar zor ayakta duran iskemle sürekli devrildi ve o iskemle hala ayağa kalkamadı . Tarım ülkesi miyiz, sanayileşecek miyiz, konu netleşemediği için iskemle yerde yatıyor hala... Sanayi 4.0 ın gündemde olduğu global üretimde tüm gücümüzü sanayiye vermek maça 5-0 mağlup başlamak ile eşdeğer. Tarım deseniz evlere şenlik , en büyük sorunumuz planlama ve sürdürülebilir üretim teknikleri yok, lakin bu sorun çözülürse bir kaç gol de biz atabiliriz , keza tarım aşina olduğumuz bir konu. Sanayileşme için devrim şart , zihin devrimi . Asla sanayileşmeye karşı değilim, ama mutlaka sürdürülebilir ve çevreci olmalı. Sürdürülebilir olmasının nedeni kullanılan hammaddelerin kısıtlı ve çoğunun doğaya zararlı olmasıdır. Madem sıfırdan başlayacağız, zihinler ve ufuklar da tertemiz olmalıdır.
Milenyum sonrası "Talan" hareketlerine başvurmak intihar olur. Geleceğin en stratejik sektörü Tarımdır. Üretmeyen, lakin çok zengin arap ülkeleri , dışarıdan bir tehdit aldıklarında marketleri yağmalıyor . Para, pul, Apple telefon, Q7 jeep'i oturup yiyemiyorsunuz. Tüm insan faaliyetleri istekler üzerinden yönetilir. Bizi hayvanlardan ayıran yegane farklılık , arzularımızın sonsuzluğudur, asla tatmin olmayız ( cennette bile devam edebilir bu huzursuzluk) . Lakin açlık, insan için ( doğa bilime uygun olarak ) en baş edilmez kavramdır. Tarım , bu sebeple çok önemlidir.
Kadim bir milletiz, lakin planlama ve bilimsel üretim genlerimizde yok. Bu bağlamda mutasyona uğramamız şart. Şimdi yukarıda tanımını yaptığım "Pazarlama" olgusunu yeniden okuyunuz. Satış ile arasındaki farkı kavradıysanız, planlamanın ne kadar önemli olduğunun farkına varacaksınız. Başarılı pazarlamacılar , zamanı iyi yönetebilen , projelerle yönetim sistemine uygun , insan ve toplum psikolojisine hakim , empati kurma yetenekleri çok yüksek , uzmanı oldukları konu dışında paralel olarak üretimin her aşamasını , tüketici alışkanlıklarını ve güncel ihtiyaçlarını, gündemi , hatta doğa, sanat, kültür üçlemesini çok iyi bilen ve bu olguları sürekli yakından takip edenler içerisinden çıkıyor.
Başarılı üreticiler nasıl olmalı ?
Sağlıcakla...
Henüz hiç yorum yapılmamış.
