Yavuz K. @asosyalseyyah

Saçmalar

Yalnızdı.
Yalnızlık bile kendini kireçle boyanmış kirişe asmıştı onu böyle görünce...
Eskiden gülüşmeler ile dolu, yüzler ile dolup taşan bu evde şimdi tek başınaydı.
Zigon sehpadan sarkan dantelin ucuna takılmış bir resmi görünce gözleri yaşardı.
Yalnızlığını anlatabileceği ucu yanmış bir resim bulmuştu çünkü, annesinin resmi...
O ise en son "güle güle git oğlum" demişti, yüreğinde yeşeren özlem ve sevinç tohumları ile oğlunu Üniversite'ye yollarken...
Nereden bilebilirdi ki oğlunun bu kadar vurdumduymaz olacağını?
Anneler çocuklarını kendi göremedikleri yerinde üstünde görmek isterler.
Babalar, babasının yapmadıklarını evladına yapmak, yaşatmak isterler.
Hepsi bir söz... Hepsi kendilerine verdikleri ve "yapacağım" dedikleri bir söz aslında, hepsi ezilmişliğin ve çocuk aklında kalan yenilginin intikamı.

Köy meydanına oğlunu uğurladıktan sonra göğsünü gere gere dolaşan bir baba. 
"Oğlum okumaya gitti. Mühendis olacak ve bizi kurtaracak!" diyordu içten içe ve içten dışa... 
Arkasında mutlu ve umutlu bir aile bırakan evladımız çıktığı yolda çekeceği zorlukları bilmiyordu.
O aslında kaçmak için kazanmıştı bir şeyleri... Yıllardır kendi içinde çektiği zorlukları kaçarak ve yalnız başına savaşarak alt etmek istiyordu.
Ya da ölecekse kenarda köşede kimsenin haberi olmadan, kimseyi üzmeden ölmek.


Yalnızlıkla tanışması da bu yolculukla başlamıştı işte.
Velhasıl kelam yıllar geçti. Oğlan sadece sakalı ve saçı ağırmış bir şekilde geri döndü.
Anne öldü, baba öldü, herkes öldü. 
Bomboş olan evin hayaleti oldu oğlan...
Dolapta bulduğu küflenmiş bir dilim ekmek ve yerde paslanmış insülin iğnesi..
Ailesinden geriye kalan son iki film şeridi eşliğinde kendi ağırlığını son kez tartacak olan kireçli kirişin altında, o yanık resmin üzerine akıttığı göz yaşları ile yalnızlığına veda etmeye hazırlandı.
Son kez. Ağzından çıkan son kelime.
"Affedin beni. Yanınıza geliyorum. Asıl yolculuk şimdi başlıyor."

17 Nisan 2013
1

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yazmak için giriş yapmanız gerekli