Yavuz K. @asosyalseyyah

Taksim denilen bir günlük maceralı yaşam.

Atlas Pasajı’nı Dramelodi Project – 155 parçası ile tanımıştım.. Taksim’e girer girmez Atlas Pasajı deyince bu şarkıyı mırıldanırım hep bıyıklarımın altından. Yine aynı şekilde mırıldanarak Atlas Pasajına girdik biletlerimizi almak için. Bizi tiyatro görevlisi, biletlerden sorumlu olan yaşlı bir amca karşıladı. Gayet kibar bir konuşma geçti aramızda.

TG; Hoş geldiniz efendim. Biletiniz mi vardı?
 S; Evet 2 bilet almıştık internetten.
 TG; Adınız nedir efendim.
 S; Sait Can
 TG; Sait Can Kutsal ne güzel isim. Neden tam olarak söylemediniz.
 Y; Siz soyadını sormadınız ki adınız dediniz..
 TG; (Ufak bir bozulma, ardından bir tebessüm) ama olsun..
 S; Biz çay içeceğiz de burada kafeteryanız var sanırım?
 TG; Evet var, buyurun isterseniz.
 Y; Yok bana açık hava lazım malum sigara içeceğim.
 TG; Sizin gibi yakışıklı beyefendilere yakışıyor mu? Genç yaşta ömrünüzü tüketiyorsunuz. Sigara sağlığa çok zararlıdır.
 S; Ben içmiyorum arkadaşım içici, neyse biz dışarıda bir çay içip gelelim.
 Y; Ömrün yaşı yoktur, hem ben sigara içsem de içmesem de gencim. Bir şeycikler olmaz...

Konuşmadan sonra Mavi Cafe adında İstiklal’in ara sokaklarında bulunan bir çay bahçesine oturduk. Olaylardan habersizdik dediğim gibi sosyal medyadan bir süre uzak kalmıştım. Çayımızı yudumlayıp çay fiyatları hakkında konuşuyorduk. Çayın fiyatı Taksimde 3 lira. Genel kural olmuş artık. Taksim’in neresinde içerseniz için en düşük fiyat 3 lira. Amaç ise Taksim’i fakir kesimden soyutlayıp, elit kesime zemin hazırlamak diyerek aramızda mırıldandık. Bir ara zenci bir saatçi geldi ve gülerek saat satmaya çalıştı. Edebi olarak yaklaştım içimden zaman para ile alınan bir şey değildir. Hem de süreye göre hareket eden insanların robotlardan farkı yoktur gözümde. Hem zencilerin asıl mesleği saatçilik değil. Türk kızları iyi bilir diyerekten kısa kesiyorum burayı. Başlarda sayısı az olan bir grubun İnternet sansürü için başlattığı eylem, zamanla çığ gibi büyüdü deyim yerindeyse. Çünkü insanlara koyun psikolojisi aşılanmış, eylemciler koşuyor. polis geliyor diye, bizim halkımızda eylemcilerin arkasından koşuyor. Birde eylemcilere sövüyorlar. Bazı noktalarda hak vermiyorum değil. Bir sürü insan ekmeğinden oluyor kepenkleri indirmek zorunda kalıyor. Eylemciler arasında aşırı tez canlı, atarlı ve aynı zamanda cesaretini bulduğu her şeyi polise atarak gösteren kardeşlerimiz, ateşe körükle gidiyorlar kendileri kuru, yanmayı göze alıyorlar da bir sürü masum insanların, turistlerin suçu ne? Tabii ki yaş olmak! Ara sokaktaydık ve çay içiyorduk. Birden millet koşuşturmaya başladı ve toma tazyikli su sıkmaya başlamıştı bile. Polisi kışkırtan yeniçeri kıvamında ki eylemcilerimiz sağ olsun bir güzel biber gazı yedirttiler bize. Bir sigara.. İşte bir sigara sağlığa zararlıydı o an.

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yazmak için giriş yapmanız gerekli