kürşat @kursat_647

LEFEBVRE’İN DÖNÜŞÜM MODELİNDE TOPLUMSALFARKINDALIK VE KISITLILIK

Bu çalışmada; toplumların oluşumu, farklılaşması ve dönüşmesi süreçlerini açıklamak üzere Lefebvre’e odaklı olarak belirlenen bazı değişkenlerin seçilmiş çıktıları açıklama durumu analiz edilmektedir. Bunun için öncelikle nitel analiz ile ana kategoriler çıkarılmakta, bu kategoriler somut ölçülebilir göstergeler ile ilişkilendirilmekte ve ülkelere dair seçilmiş makro verilere dayalı olarak modelin açıklayıcılık gücü analiz edilmektedir.
Lefebvre’e göre toplumların dönüşümünde üretimin belirleyici bir önemi vardır; Değişmeyen öz doğayı üretir. Bunun ardından doğa, insan varlığını üretir. İnsan varlığı ise sırasıyla; mücadele ve emeği ile hem tarihi hem de kendinin bilgisini ve bilincini dolayısıyla başlangıçtaki ve sondaki değişmeyen özü yeniden üretir. Üretim kavramının iki anlamı vardır; biri çok geniş, diğeri ise kısıtlı ve belirgindir. Geniş anlamda toplumsal varlıklar olan insanlar kendi hayatlarını, tarihlerini, bilinçlerini, dünyalarını üretirler. Tarihte ve toplumda edinilmiş ve üretilmiş olmayan hiçbir şey yoktur. Doğa, toplumsal hayatta duyu organlarına kendini sunduğu hali ile dönüştürmüş dolayısı ile üretilmiştir. İnsanlar, hukuki dinsel politik biçimler üretirler. Üretim, biyolojik ekonomik ve toplumsal yeniden üretimi içerir (Lefebvre, 2014, s. 95-96). Modern kuramcılara bakıldığında kapitalizmin ve onun getirdiği yaşam şeklini dayattığı değişim, dönüşüm ve sosyal ilişkilerin nasıl işlediğini yoğunlukla tartışma konusu ettikleri görülür.
Simmel’e göre yüzeysel bir izleme veya okuma ile tek yönlü bir etkileşimi ifade eden birçok toplumsal olgu karşılıklı etkiler üzerine kuruludur. Söz konusu karşılıklı değişim, dönüşüm veya etkileşim kendisinden önceki toplamdan fazlasını oluşturan üretici bir süreci ifade eder. Her türden üretim için bu anlamda bir karşılıklı etkileşim barındırmak zorundadır. Etkileşim ve üretim süreçleri toplumsal hayatın bütünlüğünü oluşturan ve sürekli olarak kendini tekrar eden bir dönüşümü meydana getirir. Burada toplumsal genellik ortaya çıkar dolayısıyla artık başı sonu ve sırası anlaşılamayan bir biçim inşa edilmiş olur. Toplumsal olgular veya bireysel algımız toplumsal biçim ile kavranabilir ve bunun ötesine ancak bu yolla geçilebilir (Simmel, 2009, s. 66-84).
2

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yazmak için giriş yapmanız gerekli