Emma
- Bana gençliğimi hatırlatıyorsun Emma. Eskiden çok güçlü bir kadındım. Neyse ki boyum ve kilom senle hemen hemen aynı kalmış. Bir de giyim tarzım biraz değişmiş o kadar.
- Çok tatlı bir kadınsın Rachel. Bilemiyorum. Yaşadıklarına rağmen hala bu kadar hoş ve mütevazi kalabilmene hayranım. Ben gerçekten huysuz ve sinirli biri olurdum.
- Neyse ki artık geceleri rahat uyuyabileceğim.
- Dur bakalım bu konuda biraz araştırma yapmam lazım. Ben basit bir iç mimarım o kadar Rachel!
- İçimden bir ses öyle diyor Emma.
Nerdeyse 3 saat geçmişti. Emma saatine baktı:
-Kalkalım mı Rachel? Burdan ofise geçeceğim. Evin için biraz hazırlık yapmam lazım.
-Yine tekrarlar mıyız?
-Elbette. Evler insanlar gibidir, seni tanımak için daha çok kahve içmemiz gerekecek.
Emma arabasına bindi. Çıkmak için beklerken aynada Rachel’i fark etti. Emma’yı izliyordu.
- Ne tatlı bir o kadar da tuhaf bir kadınsın!
Diye geçirdi içinden.
Ofisine varınca hemen bilgisayarının başına geçti ve enerji, çakra, olumlama, doğal taş, feng shui… artık ne bulduysa araştırmaya başladı.
5 saatlik bir araştırma sonunda oldukça klişe bilgiler bulduğunu fark etti.
- Evet Emma döndük başa. O kadar rahatsız bir evde köşelere canlı çiçek koymayı Rachel düşünmemiştir çünkü!
Normalde bir fikir verilir ve o fikre kendi tasarladıklarını eklediği işlerle başarıya ulaşan Emma, kendini Rachel’in ruh doktoru gibi hissetti. Kadını her ne kadar tuhaf bulmuş olsa da, onun için çabalamak istemişti.
Saat nerdeyse 11 olmuştu.
- Ofiste uyumak istemem.
Eve geldiğinde balkon kapısının açık olduğunu gördü.
- Yakında soyulman yakındır kızım.
Duştan sonra pizza söyleyip bir bira açtı ve bilgisayarının başına oturdu.
Rachel Rover…
- Demek kendi söküğünü dikemeyen bir psikologsun ve benim dikmemi bekliyorsun. Ne hoş!
10
Henüz hiç yorum yapılmamış.
