Yeraltından Notlar
İnsanın "Yeraltı" kafasının içidir.Kafasının içindeki mağaradır.İç dünyasındaki korkak benliğidir.Dostoyevski, beynin sınırlarını zorlayan bir eserle çıktı karşıma. Aslında bu eser her anlamıyla sınırları zorluyor; vücut bulmak için, anlamak için, anlamlandırılmak için.Öncesinde kitabın genel hatlarından bahsedeyim. Kitap iki kısımdan oluşuyor: "Yeraltı" ve "Notlar" olmak üzere Dostoyevski girişte ikisinin de tamamen hayal ürünü olduğunu ve söylüyor (her ne kadar inanamasam da bu söylediğine...)
Bu eser Dostoyevski'nin Sibirya sürgününden sonra yazdığı eserler arasındadır. Yani o idamdan kurtulup hayatının dönüm noktasını yaşadıktan sonra yazdığı eserlerden.Kitabı okuyorsunuz, anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyorsunuz özellikle "yeraltı" kısmını ortada karakter var ama karakterin adı yok. "kim bu adam?" diyorsunuz. Cismi var ama ismi yok.
Ama kendi kendinize şöyle diyorsunuz:
"O karakter bir sembol. O aslında sen, ben, biz.Çelişki yaşayan. Hayatı anlamaya, anlamlandırmaya çalışan. Kendi iç dünyasıyla, benliğiyle sürekli kavga halinde olan. Benliğindeki korkaklık belki de o karakter..."
Sonra kitap sana sesleniyor!
İnsanın en büyük mahzeni, en büyük yeraltısı, en büyük kara deliği, beynidir! kafasının içindekilerdir! ruhundaki hiçliğidir!
Aslında hepimizin bir yeraltı dünyası yok mu?
Bize bizi, hayatı, her şeyi sorgulatan bir yeraltı..
Keyifli okumalar, kitapla kalın :)
6
Henüz hiç yorum yapılmamış.
