Bir İdam Mahkumunun Son Günü
Kitabın beni oldukça etkileyen bir kısmıyla başlamak istiyorum;
“Korkulacak bir şey olmadığını, acı çekilmediğini, sakin bir ölüm olduğunu, ölümün böylece kolaylaştırıldığını söylüyorlar. Hey! Peki ya altı haftalık bu can çekişmeye, gün boyunca süren bu iniltiye ne demeli? Çok yavaş ve çok hızlı geçen o telafisi imkânsız son günün endişelerine ne demeli? Giyotin sehpasına çıkan o ıstırap merdivenine ne demeli?”
Kitaptaki İdam Mahkumu için ölmek sorun değildi, bunu biliyordu, hazmetmişti az çok. Ancak sorun şu ki, öleceği güne kadar geçireceği vakitleri nasıl geçirecekti? Zaman nasıl ilerleyecek? İdam edileceği güne kadar nasıl yaşayacak? Ailesinin, en çok da kızının özlemine nasıl dayanacak? Kitabın en başları sizi tamamıyla içine çekmese de, ortalara ve sonlara doğru geldikçe sanki ordaki idam mahkumu sizmişsiniz gibi hissediyorsunuz. Müthiş bir iç sıkıntısıyla bitirdim kitabı.Sanki idama giden bendim.Okurken hayatın içinde oluşuma, ailemle bir arada oluşuma, özgür bir şekilde hayatıma devam ediyor oluşuma şükrettim.Özellikle idam cezası hakkında, yazardan farklı görüşlere ve düşüncelere sahip olan insanların okuması gerektiğine inanıyorum. Aynı zamanda kitabın önsözünü okumayı asla es geçmeyin derim.
Keyifli okumalar, kitapla kalın :)
4
Henüz hiç yorum yapılmamış.
