Bisikletle Kurulabilecek Hayaller
Herhalde bizim memleket kadar hayalleri kıt bir ülke yoktur. Hemen hemen hiç bir şey icat edemeyişimizden bile anlaşılıyor herhalde. Tek merakı büyüklerinin sevgisini kazanmak olan küçük çocuk hallerimizden daha fazlasını beklemek acımasızlık olurdu çünkü büyüklerin sevgisini büyüklerin yollarından giderek kazanabilirsin yalnızca.
Allah'ım, yaralı bir hayvan gibi saldırgan oluyorum yazarken, düşünürken. Yalnızca hayal kurarken bir çocuk kadar naif -kurduğum hayallerin zorluklarını ve tehlikelerini farketmeyecek kadar.- E 40 yaşına kadar insanların sevgisini kazanmaya çalışın ve bir çöl gibi yalnız hissedin, size de olacak bu. Kimsenin sevgisini kazanamadım. Yani kazandığım sadece onların onayladıkları işleri yapmama olan sevgileri oldu. O işleri de ben yapmak istemiyordum ki en baştan. Bu yüzden evden kaçmamış mıydım 3 kere, lisede. Sonra polisler yakalayıp dövmüştü. Bu da hayatımda beni en çok eğlendiren hikayelerden, güzel dövmüşlerdi. İyi bir dayağın tadı yıllarca dimaktan gitmiyor.
Daha küçücükken ailelerimizden ve çevremizden beklediğimiz sevgiden bahsediyordum dayağı unutalım şimdilik. Sevgiyi suya benzetirsek, çevremizin bize sunduğu sevgi koşullu ve kıyaslamalarla dolu bir sevgi olduğu için tuzluydu ne yazık ki. O yüzden hiçbirimizi bu sevgi doyurmadı, bizim oraların tabiriyle kanamadık bu sevgiye. Türkiye cinselliğin Afrikası, Türkler cinselliğe aç gibi yakınmaları duymuşsunuzdur. Bence bu doğru değil, biz Türkler sevgiye açız. Cinselliği sevginin bir tezahürü sandığımızdan cinselliğe aç gibi görünüyor durum ama değil. İnsanı doyuran Allah sevgisidir diye bir söz olduğunu da duymuşsunuzdur. Tabi ki bu da ancak sizi içki içmenize, şehvet içinde olmanıza, oruç tutmayıp, namaz kılmamanıza rağmen seven bir Allah inancınız varsa mümkündür. Yani Allah da sizi koşullu seviyorsa o sevgiye de kanamazsınız.
Gerçi konumuz bisiklet. Bisiklet bu anlattıklarımın neresinde derseniz ki bence artık demelisiniz. Sadede gel götelek filan diyor olmanız lazım şuanda. Bisiklet işte bize dayatılan tüm koşulları yenebilmenize olanak vermesi bakımından devrimci bir alettir. Doğanın içine sizi neredeyse bedava çeker. Sizi bambaşka güzelliklere bedava götürür. Benim gibi memurluktan göbek bağlamış konformist bir adamsanız önce elektrikli bisikletler cezbeder sizi de. Ama şuan fiyatların fırlaması yüzünden 10 bin TL liralık elektrikli bisikletlerin yokuş tırmanma performanslarını hiç beğenmedim. Çok daha pahalı elektrikli bisikletler almak gerekiyor. Üstelik ne kadar çok donanım varsa bozulma ihtimali de o kadar artıyor bana kalırsa. Yani iyi bir uzun yol elektrik bisikletinin elektriksiz düz olanları kararına vardım. Üstelik zaten insanlar belli bir güce kavuştuklarında, elektrikliden elektriksiz bisikletlere dönüyorlarmış. Benim pek param da olmadığı için ikinci el bi elektriksiz bisiklet aldım bayramın arefesinde.
Bayramda da gidip geldiğimiz komşularımıza, memurluğu bırakıp, evi satıp uzun yola çıkmak istediğimi söylediğimde de işte o en başta bahsettiğim muameleyle karşılaştım. Biz artık çocuklarımız için yaşamalıymışız, memurluk bırakılır mıymış vs. vs.
Gerçi ben de memurluğu bırakma heveslisi değilim ama istediğim Eskişehir tayinini bile yapmak istemeyen bir kurumda çalışıyorum. Eskişehir bana yapmak istediğim diğer şeyleri yapmak konusunda özgürlük sunacak, anlamak istemiyorlar. İşte o zaman ben de 1100 TL ye aldığım bisikletimle onlara meydan okuyorum, giderim lan, bisikletimle istersem dünyayı bile dolaşırım.
Bayramda bol bol bisikletçi videoları izledim, bir kaç da kitap okudum. İnsanların hiç parayla başladıkları yolculuklarına şahit olsanız siz de en az benim kadar gaza gelirsiniz eminim. Özellikle hayatınızın 40 yılını tuzlu su içerek yaşamışsanız.
Yazıya başlarken böyle bi şeyler yazacağımı biliyordum ama ne yazacağımı bilmiyordum. Yazı sanki bitmiş gibi geldiği için bitireceğim ama önce şunu söylememe izin verin: size çok özel, çok içimden ayrıntılar veriyorum çünkü sizi çok içerlere götürmek istiyorum. Çünkü sizinle beraber ben de oraları görebiliyorum böylece. Çünkü her anlatış bir dinleyiştir aynı zamanda. Amma çok çünkü oldu...
1
Henüz hiç yorum yapılmamış.
