Bir Karakterin Ağzından...
Bugün odamda kendimi asabileceğim sağlam bir şeyin olmadığını fark ettim. Ağladığımla kaldım o yüzden. Eğer sağlam bir demir çıkıntısı veyahut bir boru olsaydı, her şey daha farklı olabilirdi. Her şey daha hiç olabilirdi. Oysa hep ilaçla yaparım diye düşünüyordum. Ama bugün nedense üzüntüme kendimi asmak yakışır diye düşündüm. Yapamayacağımı biliyorum, şuan yazmam bunun kefareti. Daha ne kadar daha ödeyeceğim ben bu bedeli? Kaç halatsız gece daha? Uymuyor işte, bir kaç beden büyük geliyor bana bu yaşam gömleği. Emanet bir palto gibi... Meğer yaşamak hüzün temelliymiş. Yani en azından bizim buralarda böyle. Ah bizim buralar... Yakmalı her tarafını, taş üstünde taş bırakmamalı. Her bir taşraya müstahaktır ya bu!
Fanusumun içini ve dışını yaşadım. Zannetmiştim ki dışında daha rahat nefes alırım. Bunda da zannetmeyle kaldım. Dışarda da ümüğümü sıktı yine bi’ şeyler. Hatta daha da artırıyorum. Cam fanusumun camına mıhladılar beni, bir sinek misali. Misal diyorum efendiler! Yoksa bir sineğinki kadar yaşama hevesim yoktur. Anlayacağınız fanus dışındaki ihtimal mutlu hayat, ihttimal dahilinden sıyrılamadı. Doğruyu söylemek gerekirse ben de pek rahat durmadım dışarda ya. O hata senin bu hata benim doğru yanlış dolaştım. Olmadı yani, onu da beceremedim. Ne içerde ne dışarda ben yaşamayı bir türlü beceremedim. Oysa tüm annelerin hayır duaları arkamdaydı. Karavana çıktı hepsi.
5
Henüz hiç yorum yapılmamış.
