Felsefe Denemesi
"Mutlak’a kendini beğenmişin biri olarak daldım, mağara adamı olarak çıktım."
(E.M.Cioran/ Burukluk syf:21)
"Bizi ürküntülerimizin efendisi kılan şey, kavram kullanımıdır. Ölüm deriz - ve bu soyutlama onun sonsuzluğunu ve dehşetini hissetmekten muaf tutar bizi. Şeylere ve olaylara ad vererek Açıklanamaz'dan yan çizeriz: Zihin faaliyeti kurtarıcı bir sahtekarlıktır, bir es geçme alıştırmasıdır; yumuşatılmış, rahat ve yanlış bir gerçeklikte gidip gelmemize imkan verir."
E. M. Cioran, Çürümenin Kitabı, Metis, Sy: 130
Cioran'ın alıntısında ki mutlak kavramını açıklamak ve açıklamamı meşru kılmak için başka bir Cioran cümlesini referans gösterme ihtiyacı duydum. Şüphesiz ki felsefenin bağlamında mutlak kavramını açıklamak- Cioranın cümlesini de göz önünde bulundurduğumuzda zorlayıcıdır. Zira mutlak kavramı asıl Mutlak'ın saltlığını ve keskin gerçekliğini açıklamak için yeterli değildir. Yine de Cioran'ın bahsettiği bu sahtekarlığı kendi lehime çevirerek basit bir tanım yapacağım.
Mutlak, bütün olan ve bu bütünlüğünde herhangi bir yabancılık barındırmayan saf arı olandır. Bİr diğer adıyla hiç ulaşılmamış ve ulaşılamayacak olan gerçekliktir.
Kendini beğenmiş biri olarak Mutlak'a, gerçekliğe dalmak bir nevi felsefe yolunda ilerlemektir. Daldığın mutlaktan elinde tecrübe ve düşünceler dışında hiçbir şey olmadan çıkmaktır. Mutlak'a dalma cesaretini gösteren kişilerdir filozoflar ve dalışın sonunda ellerinde kesin bir yanıtın olmayacağının ayırtında olarak gerçekleştirilmiş bir cesaret göstergesidir. İşte Cioran alıntının virgülden sonraki bölümünde kısaca bundan söz etmektedir. Mağara adamı olmak, birçok şeyden bihaber olmaktır, bilmediğini bile bilmemektir. Ancak Cioran'un cümlesinde Mutlak'ın varlığını tecrübe edinmiş ve bilmediklerinin farkında olan bir mağara adamı vardır. Mağaradan çıkmış bir mağara adamı... Tıpkı Platon'un İdealar Kuramındaki insanlar gibi... Mutlakiyetin ve gerçeğin etrafını sardığını bilir ama ona ulaşmamıştır. Yani dalıştan önce ve sonra insanda bir değişim vardır. Hatta bir düşüş vardır. Kendini beğenmiş birinin mutlak'a kendini çok yakın bulduğu yerden aslında asıl yerine - mutlaktan çok uzak olana- düşmüştür. Mutlak'a yakınlaşmak için gerçekleşmesi gereken bir düşüştür. Cioran'ın da dediği gibi, "Merak, sadece cennetten dünyaya düşüşe değil, her günkü sayısız düşüşe yol açmıştır."
Bu cümleyi bir de Cioran kişiliği bağlamında düşünmek gerekir. Kendisi umutsuzlukta ve karamsarlıkta Nietzsche ve Schopenhauer ile birlikte anılan filozoflardan biridir. İntihar etme ihtimalini kendi elinde bulundurduğunu düşünerek ve bundan yaşama gücü alarak seksen küsur yıl yaşamış bir insandır. Hayatındaki olumsuzluklardan ve başarısızlıklardan nemalanarak kendine tayin ettiği yazma görevini yerine getirme düşüncesiyle yaşamıştır. Yani bu olumsuz görünümlü cümledeki durum Cioran için faydalı ve gerekli bir durumdur. sadece Cioran için de değildir, her insanın bilmediği gerçeğin var olduğunu öğrendiğinde dumura uğraması gerekir. Düşüş için kendini ilk önce ilkel bir canlı olarak bulmalı daha sonrasında bu düşüşü, gerçeğin peşine takılarak lehine çevirmelidir. Ve tekrar tekrar düşmelidir, dalmalıdır Mutlak'a. Bu döngü insanları o uygunsuz kendini beğenmişlik ve çok bilmişlik durumundan kurtarmak için lüzumludur. Bu durum her bir filozofun, filozof olmak için geçtiği bir yoldur.
Sonuç olarak insan Mutlak'a dalma cesaretini gösterip düşüşü yaşayana kadar ilkel bir canlı olacaktır. Her insanda bulunan öğrenme ve bilme eğilimini gerçekleştiren insanlar bu ilkellikten arınacaktır. Ancak bu potansiyeli kullananlar mağaranın dışına çıkabilecek ve Mutlak'a yaklaşabilecek kimselerdir.
2
Henüz hiç yorum yapılmamış.
