Magnolia - Paul Thomas Anderson
1999 yılında Paul Thomas Anderson tarafından senaryolaştırılmış ve yönetilmiş olan Magnolia filmi kuşkusuz yönetmenin en başarılı yapıtlarından birisidir. Film bazı tesadüfü olayların anlatıldığı sekanslarla açılır. Ki bu görüntüler filmin anlatmak istediği şeyi seyirciye geçirmek için bir temel görevi görür. Film sekiz karakterin sadece bir gününün anlatıldığı ve kimi zaman bu sekiz karakterin hayatlarının kesiştiği bir biçimde oluşturulmuştur. Filmin bütününe bakıldığında her ne kadar tesadüflerin hayatta ne kadar yer ettiğine değiniyor gibi gözükse de, filmin tek odaklandığı nokta bu değildir. Magnolia’da, filmlerde gördüğümüz olayların aslında o kadar da yaşanma ihtimali düşük olaylar olmadığını ve filmin hayattan, gerçeklikten oluşturulduğunun bir kez daha altının çizildiğini görüyoruz. Bunu Phil karakterinin telefonla konuştuğu sahnedeki şu diyaloglardan anlayabiliriz: “Bakın, bu çok aptalca ve gülünç gelebilir. Bu sanki bir filmde bir babanın uzun zamandır görmediği oğluna arama sahnesi gibi görünebilir. Ama bu o, işte o sahne. Ve sanırım gerçekte olduğu için filmlere o tür sahneler konuluyor. Çünkü bunlar gerçekten oluyor. Bana inanmak zorundasınız, bunlar gerçekten oluyor." Anlatılmak istenen bu alt metin filmin içinde üç farklı tarzda anlatılıyor şöyle ki: Filmin hemen hemen ilk bir saati hızlı sahne kesimleriyle birlikte sürükleyici bir anlatım sunuyor, ki bu ilk kısmın karakterleri ve hayatlarını anlatma görevini üstlendiğini düşündüğümüzde oldukça uygun gözüküyor. Filmin ikinci saatine geldiğimizde ise hem karakterlerin hayatlarında kendi kişisel problemlerinin gün yüzünü çıkmasıyla hem de o sekiz karakterin hayatlarının bir şekilde gerilimli bir noktada kesişmesi ile birlikte seyircide uyandırılan gerilim giderek artırılmıştır. Ve son kısım olan üçüncü saatte ise o gerilim noktasının patlamasıyla birlikte yerini karakterlerin açısından bir hüzne bırakır ve dram safhası başlar. Ve bu durumda başka bir filmde olma ihtimali yüksek olan arınma anlamını taşıyacak bir yağmur yağma sahnesi yerine bu filmin sonunda gökten kurbağalar yağar. Bu kurbağa yağma sahnesi İncil’in 8:2 bölümündeki bir pasajdan geldiği iddia edilir. İnanışa göre Musa’nın kavmine zulmeden firavunun halkını Tanrı kurbağa yağmuruyla cezalandırır. Arınma yerine ceza vardır bu filmin sonunda. Bu kurbağa yağması sahnesi sonrasında filmin en küçük karakterlerinden biri olan ve ayrıca da üstün zekalı olan Stanley “Bu olabilir. Kurbağa yağabilir. Bu normal.” der. Aslında bu replikle hayatımızdaki “tesadüf” diye adlandırdığımız o olayların gerçekleşmesine bir referans yapar. Filmlerde veyahut romanlarda okuduğumuz o olaylar gerçek dünyada da oluyorlar hem de içlerinde inanılmaz tesadüfleri barındırarak. Filmde seyirciye anlatılmaya çalışılan bu alt metine Gorki’nin Burun hikayesinde de rastlamıştım. Hikaye şöyle bitiyordu: “Büyük devletimizin kuzey başkentinde işte böyle bir olay oldu! Tabii şimdi olayı etraflıca düşündüğümüzde pek çok gerçekdışı yan görüyoruz. Burnun son derece tuhaf ve gerçekliğe aykırı bir şekilde yerinden ayrılıp 3. dereceden bir memur kılığıyla değişik yerlerde görünmesi… Kabul etmek gerekir ki pek çok yerde pek çok anlamsızlıkla karşılaşıyoruz... Öte yandan, şöyle derinlemesine düşünecek olursanız, apaçık belli ki bu işin içinde bir iş var ve de bütün bunların bir anlamı... Kim ne derse desin, dünyada bu türden şeyler oluyor, çok seyrek de olsa oluyor.”
4
