İp Cambazı
İP CAMBAZI
Yıllar oldu sanırım yazmaya ara vereli. İçimi dökmeyi bırakalı çok uzun zaman oldu. Zaman zaman yazdığım minik bir defterim var mesela. Ona bile aylardır sürmedim elimi.
Hayat, koşuşturma ve sürekli birşeyleri yetiştirme telaşıyla doluyum. Kafam dolu. Kafam hep doluydu zaten. Ama artık eskisi gibi onu boşaltmaya, zihnimden geçenleri kağıtlara aktarmaya bile vaktim kalmaz hale geldi.
Bu durum sanki bir anda olmuş gibi hissediyorum.
Sanki bir anda büyüdüm…
Sanki bir anda hayat telaşı içine düşüverdim…
Sanki kendimi, benliğimi bir anda unutuverdim…
Ama şöyle biraz geçmişe gidince öyle olmadığını anlayabiliyorum. Büyüdüğüm zamanlar lise yıllarıma denk geliyor galiba. Eskiden hiçbir şeyi ya da hiç kimseyi umursamadan sadece yazan, çizen ve içinden geçenleri anlatan o küçük çocuk yavaş yavaş büyümeye başladı. Sabahları uykusundan uyandığında saati umursamazca evden çıkan o küçük çocuk birşeyleri yetiştirebilmek için 3-4 saatlik uykuyla ve yorgun bedeniyle, sırtında yarıya kadar açık çantası, elinde montu ve daha fermuarlarını bile çekmediği botlarıyla servise yetişmek için koşmaya başladığında büyümeye de başladı.
Hayat telaşı o zamanlar sarmaya başlamış beni. Bunu şimdi o koşuşturmaya ayak uydurmayı becermeye henüz başladığım dönemlerde anlıyorum.
Gitmek için çırpındığım, artık başka bir dünya görmek istiyorum diyerek çalıştığım ve çıktığım eve istesem bile vakit bulup gelemediğimde anlamlanmaya başladı büyümek kavramı.
Kendimi kalıpların içine sokmayacağım ve her zaman burnumun dikine gideceğim derken burnumu yontmaya çalışan bıçaklarla karşılaştığımda anlamlanmaya başladı insan olmak kavramı.
Hayat ömrüm boyunca saçma sapan yerlerden yakaladı ve saçma sapan yerlerden vurdu beni. Bir ip vardı ve ben ipin üstünde dengede durmaya çalışan bir cambazdım.
Her düşeceğim sandığımda daha dengeli durmayı başardım ve her düşmem dediğimde belki de en dibe çakıldım.
Ama ne var ki her seferinde, herkes gibi kendimi yine o ipin üstünde buldum.
Şimdi yüzüm güzüm yara bere içinde, dizlerim yorgunluktan titriyor belki ama hayatın bir ip üstünde cambazlık yapmak olmadığını anladım.
Hayat o ipin üstünden yere çakıldığında yaralarına rağmen tekrar oraya çıkmak, daha da önemlisi çıkmak için gerekli cesarete sahip olmaktı. Yeni yeni anladım.
Ama zaman bu ya… Her geçen gün hayatın kafamdaki tanımını değiştiriyor ve değiştirmeye de devam edecek.
Uzun zaman sonra kalemi tekrar elime almaksa içimi ferahlatan tertemiz bir hava gibi oldu benim için. Yıllar önce devamlı yazdığım bloglardan sonra Fullsepp yeni bir başlangıç ve değişen sanal mecrada yeni tomurcuklanan bir çiçek gibi çıktı karşıma.
Umarım yazarım yine.
Umarım yine zihnimin kuytularına sıkışan ve aklımı acıtan ne varsa dökebilirim satırlara…
Mutlulukla kalın 😊
Hep sağlıklı ve hep huzurlu kalın 😊
5
Henüz hiç yorum yapılmamış.
