Sessizliğin Haykırışı
Uyuyorum, uyanıyorum bazı sesler duyuyor tekrar hiçliğe dalıyorum. Benliğimi kaybedeli kaç gün oldu bilmiyorum. Uyandığım hastane odasında aklımdan geçenler sadece bunlarla sınırlıydı. Gözlerimi açmakta zorlanırken, aniden başıma giren ağrı ile irkildim. Yattığım yerden biraz doğrulmak istediğimde ise o hissettiğim tiz ağrı tüm vücuduma yayıldı. Yataktan kalkmak istedikçe her yerim ağrıyor, ağrı arttıkça yatağa daha çok gömülüyordum. Sonunda bir hemşire odaya girdi;
"Dur, sakin ol. Hastanedeyiz, uzun zamandır uyuyorsun. Yaraların daha tam olarak iyileşmedi, daha dikkatli olman gerekiyor."
Yaralarım mı diyorum kendime, neyden bahsettiğini başlarda idrak edemiyorum. Daha sonra vücuduma baktığımda bileklerimin sarılı olduğunu fark ediyorum.
"Be-ben mi yaptım bunları?"
Hatırlamıyorum, hatırlamaktan korkuyorum. Ne kadar zamandır kendimde değilim, neden bu haldeyim? Düşünüyorum, beynimin hatırlamamam için en ücra köşelere sakladığı gerçekleri arıyorum. Silik bazı sahneler geçiyor gözümün önünden ama o sahnelerde kendimi bir yere göremiyorum. Ne kadar zamandır orada olduğunu anlamadığım doktor konuşmaya başlıyor:
"Zor birkaç gün geçirdin, kendine biraz zaman tanıman lazım. Hastanemizin psikiyatri bölümü ile birkaç görüşme yapman gerekiyor. Yakınlarına ulaşmaya çalıştık ancak kimseyi bulamadık. Kızım hatırlıyor musun nerede oturduğunu ya da ulaşabileceğimiz biri var mı?"
"Yok , hayır. Yani ulaşabileceğiniz biri var mı bilmiyorum ama Beşiktaş'ta oturuyorum."
Doktor ve hemşire odadan ayrıldıktan sonra bir süre daha kalıyorum. Sonunda kendimde kalkacak güç bulduğumda direkt odadan çıkıyorum. Çıkış işlemleriyle uğraşacak ya da psikiyatri bölümüyle görüşecek hali kendime göremiyorum.
"Anne, anne. Duymuyor musun beni, dursana."
Arkamı dönüyorum kimseyi göremiyorum. Devam etmek istediğimde bu tanıdık sesi tekrar duyuyorum. Hatırlıyorum, bu sesi bir yerlerden anımsıyorum.
"Anne ne olur dur ne yapıyorsun."
Hayır hatırlamak istemiyorum, "Ne olur sus!" diye haykırıyorum ne olur sus hatırlamak istemiyorum. İçimdeki ses kaçmam gerektiğini söylüyor, ama dışarıda duyduğum bu sesi görmezden gelemiyorum. Düşüncelerim, aklım, benliğim hiçbir şeyi o an idrak edemiyorum.
"Anne seni çok özledim, bak gel senin için neler getirdim."
Papatyalar diye mırıldanıyorum kendi kendime taptaze kokan papatyalar...
"Papatyalar, taze güzel papatyalar, güzel papatyalar..."
Başımı dizlerimin arasına alıp yerde ağlarken tekrardan karanlığa gömülmeden aklımdan geçenler son düşünceler bunlardı. En başından beri etrafımda duyduğumu sandığım sesler aslında bana aitti...
4
Henüz hiç yorum yapılmamış.
