erzaco @erzaco_3415

Bir Canavarın Zihni

Psycho, The Texas Chain Saw Massacre ve The Silence of the Lambs gibi efsaneleşmiş birçok korku/gerilim filmine ilham olan nam-ı diğer Plainfield Kasabı Ed Gein, 27 Ağustos 1906’da Wisconsin’de, baskıcı bir anne ve umursamaz bir babanın ikinci çocuğu olarak dünyaya gelir.

Öyle ki 1940 yılında hayatını kaybeden babalarının ölümünden dört sene sonra, 1944 yılı Mayısında Gain ailesinin yaşadığı çiftlikte çıkan bir yangının ardından ölü bulunan Henry’nin ölümünden de, babalarının ölümünden de Ed’den şüphelenilir. Söylenene göre Ed, biricik annesi ile yalnız kalmak istemektedir.

Ed ve abisi büyürken aşırı dindar ve otoriter anneleri iki kardeşe cinselliğin çok büyük bir günah olduğunu söyler ve karşı cinsle yakınlaşmalarına engel olur. Annenin bütün bu baskılarına rağmen Ed ona büyük bir bağlılık duyuyor, ağabeyi Henry annesi ve kardeşi arasındaki bu “garip bağlılığı” sık sık eleştiriyordur.

Ancak ne yazık ki Henry’nin ölümünden bir yıl sonra anne Augusta da hayatını kaybeder ve bu ölüm Ed’in halihazırda sallantıda olan psikolojisini iyiden iyiye bozar.


Bu kaybın ardından yapayalnız kalan Ed, çok geçmeden annesini diriltmek üzere anatomi öğrenmeye başlar ve öğrendiklerini mezarlardan çaldığı cesetlere uygular.

Pek tabii, yaptığı çalışmalar hiçbir işe yaramayınca Ed bütün umutlarını kaybeder ve çareyi annesinin derisini yüzüp onun elbiseleriyle birlikte giymekte ve onun gibi davranmakta bulur.

Gün geçtikçe daha da sapkın bir hal alan genç adam çaldığı cesetlerin sayısı arttıkça kadın bedenine olan ilgisi de artar. Öylesine artar ki, bir dönem kendini hadım ederek kadın olmayı dahi düşünür. Bu düşünceyi gerçekleştirmese de çaldığı cesetlerden aldığı parçalar ve soyduğu derilerden yaptığı maskelerden kendine bir koleksiyon oluşturur.

Ancak bir süre sonra bu da yeterli gelmez. Cesetler artık ona zevk vermiyordur. Bu sebeple, çalışmalarını taze deri üzerinde yapma kararı alır ve 54 yaşındaki Mary Hogan’ı silahıyla vurup öldürür. Evine götürdüğü Mary’nin yüz derisinden bir maske yapan ve vücudundan birçok parça alan Ed, Mary’i öldürmesinden üç yıl sonra, Bernice C. Worden isimli kadını öldürmesinin ardından yakalanır. Ed’in yakalanmasının ardından evine giden polisler Worden’ı kapıya baş aşağı bir şekilde asılmış, karnı yarılmış, tıpkı bir av hayvanı gibi içi doldurulmuş vaziyette bulur. Evin geri kalan kısmında ise insan yüzlerinden yapılmış maskeler, mumluklar, derilerle kaplanmış eşyalar, kurularda cesetlerden kesilmiş parçalar ve daha pek çok eşya ile karşılaşırlar.

Kaynaklara göre o gün polis tarafından düzenlenen raporda listelenen eşyalar aşağıdaki gibidir,
1. 4 burun.
2. Bütün bir insan vücudundan kalan kemikler.
2. Dokuz tane insan derisinden yapılmış yüz maskesi.
3. İnsan kafatasından yapılmış kaseler.
4. 10 tane testere ile kesilmiş kadın kafası.
5. İnsan derisiyle kaplanmış pek çok sandalye ve koltuk.
6. Worden’in kese kağıdına koyulmuş başı.
7. Bir ayakkabı kutusu içerisinde 9 kadın cinsel organı.
8. Buzdolabında çeşitli organlar.
9. Jaluzinin ipine geçirilmiş bir çift dudak.
10. Kadın memelerinden yapılmış bir kolye.
11. İnsan yüzü derisinden yapılmış bir abajur.
Yakalanmasının ardından kendisine yöneltilen ölü sevicilik ve yamyamlık suçlarını reddeden Ed, o eşyaları evini süslemek amacıyla hazırladığını söylemiştir.

Yapılan davanın ardından akli dengesi yerinde olmadığı gerekçesiyle yüksek güvenlikli bir hastaneye yatırılmış ve 26 temmuz 1984’te solunum ve kalp yetmezliği sebebiyle hayatını kaybetmiştir.

2
Özgür Çağdaş @ozgur_cagdas

senaryo yazdığım dönem bu adamı baya incelemiştim, dönemi için çok enteresan hikayesi var

2

Yorum yazmak için giriş yapmanız gerekli