Oliver Stone, Putin ve Ben =) Kullanılan videomun hikayesi…
Eğer bilmeyenler varsa Oliver Stone, JFK, Platoon, Wall Street, Natural Born Killers, Doğum günü 4 temmuz, Doors, U Turn, Midnight Express, Scarface, The People vs. Larry Flynt gibi başyapıtları olan bir yazar/yönetmen/yapımcı. (Listeye bakarken farkettim, Barbar Conan'ı da o yazmış)
Bi filmini söyle de izleyelim derseniz "the Doors" (müzik grubunun hikayesi), Natural Born Killers (seri katil aşıklar), The People vs. Larry Flynt (playboy'un kurucusunun hikayesi) üçlüsü arasından seçin derim.
“The Putin Interviews” bir mini dizi / belgesel. Oliver Stone 2 yıl boyunca aralıklarla Vladimir Putin ile röportaj yapıp bunu belgesel dizisi haline getirdiği oldukça iyi bir HBO yapımı.
Normal röportajlardan farkı, Oliver Stone’un aslında bir gazeteci değil bir sanatçı/yönetmen/yazar olması. O yüzden gerek sorular, gerekse Putin’in cevapları oldukça iyi.
Misal Putin yıllar önce Ukrayna’yı istila etmek istediğini ima etmiş videodaki bazı yerlerde.
Aklımda kaldığı kadarıyla birkaç soru:
“20 yıldır iktidardasınız. Rus halkının size bu kadar muhtaç bu kadar çaresiz olduğunu mu düşünüyorsunuz? Koca Rusya'da başka adam mı yok?” (Bu soruyu duyunca Putin'in Surat ifadesi botoksun altında bile belli oldu)
“Dünyanın en zengin insanı olduğunuz söyleniyor. Kaç paranız var?” (cevabı yuvarlıyor Putin.)
“NATO Rusya’ya karşı kurulmuş bir örgüt ama hiç NATO’ya üye olmayı düşündünüz mü?” (Belki siz de üye olursanız hepimiz kardeş oluruz minvalinde bir hissiyatla)
vs....
Oliver Stone o kadar çok rahatsız edici soru sordu ki, Putin’in en bomba lafı çekimler bittikten sonra kamera arkasında geldi: “Sen hiç dayak yedin mi?”
Ciddi ciddi Putin bunu Oliver Stone’a kamera arkasında sordu:
“Sen hiç dayak yedin mi?”
Putin sorulardan öyle sinirlenmiş ki, gündelik hayatta biri bu soruları sorsa hapsi veya mezarı boylar heralde.
Benim videoya gelirsek:
3. bölümün 57. Dakikasında kullanılmış.
Muhtemelen shutterstock veya pond5 hesaplarımdan birinden extended lisans ile alınmıştır. (5 yılık belgesel olduğu için satışları çok kurcalamadım)
Stoklardan aldığı için de bir selamlaşamadık kendisiyle (:
Stokların kötü yanı biraz da bu, kim aldı nerede kullandı göremiyorsunuz. Alıcıyla sohbet etme şansımız yok.
Çekim Hikayesi:
Videoyu Arap Baharı döneminde Bahreyn’de çekmiştim. Gittiğim ülkelerde normalde sokak çekimleri yaparım ama askerler her yerde kontrol yapıyorlar ve tripod / profesyonel çekim sorun çıkarabilir diye epey çekiniyordum. Tutuklanmayacağım çekimler yapma peşindeydim.
O sırada bizim Sultan Ahmet Camii’ne denk bir merkez camisi kıvamında bir camileri vardı. Oraya da gitmiştim.
Üst kata çıktığımda derinlik ve dinamik range yaratabilecek dengeli ters ışık vardı. Silüet çekim için çok iyi gelmişti gözüme.
Namaz kılar gibi yapacaktım. Kameranın yüksekliğini belime ayarladım çünkü hareketin merkezi belimdeydi.
Fotoğraf / Video derslerimde hep anlattığım üzere grid açıktı. (Fullsepp Fotoğraf atölyelerine gelmek isterseniz tarihleri şuradan takip edebilirsiniz.)
Dik otururken belim sol alt, kafam da sol üst gride gelecek şekilde ayarladım.

Vucudumun herhangi bir yerinin arka plan ile rahatsız üst üste gelmemesi için son kontrolleri yaptım / birkaç tekrar çektim.
Burada çekilen videonun 1-2 saniye kullanılacağını bildiğimden namaz hareketlerinin önemi yoktu. Sonuçta amaç iyi video çekmek. Cennete gitmeye çalışmıyoruz =)
Bir de alacak adamlar genelde Amerikalılar olacak, namaz hareketlerini bilmezler zaten deyip rahat rahat takıldım.
Ben böyle defalarca eğildim kalktım, meleklere selam verdim falan…
O sırada güvenlik geldi tam meleklere selam verir gibi yaparken, baktım orda beni izliyormuş. Dedim hapı yuttuk.
Tripod’lu çekim öyle yerlerde genelde yasak olduğundan elleri duaya açtım biraz durdum öyle akjhsksksksks =)
Güvenlikle potansiyel soruna kendimi hazırladım. Amin deyip kalktım.
Güvenlik kameranın başındaydı. “Hi” diye selam verdim adama. Kamerayı toplarken adam sordu:
-“Naptın sen?”
- Dedim “ibadet ettim”.
-“Nerelisin sen?” diye sorunca “Türkiye” dedim.
- “Elleri tutuşun yanlış, eğilip kalkman yanlış, hareketler yanlış, bitirişin yanlış…” falan bana tüm yanlışları saymaya başladı.
- Dedim “Biz böyle ibadet ediyoruz, sorry”.
Adam bundan sonra başladı saydırmaya: “Siz Türkler zaten dini berbat ettiniz. Yalan yanlış şeyler yapıyorsunuz. Hiçbir yaptığınız şey düzgün değil. İslam için en büyük felaket sizsiniz.” falan böyle açtı ağzını yumdu gözünü “Gerçek islam bu değil” tarzında yardırdı. Bi anda tüm Türkleri harcadı adam = )
Kamerayı toplayıp çıkana kadar geçen sürede adam o kadar saydırdı ki, dedim “yanlış ibadet etmek” diye bir ceza uydurup tutuklarlar mı acaba. (:
Neyse ki zor bela kaçtım
Öyle zorluklar sonrasında videonun Kremlin Sarayı'ndan Beyaz Saray'a dolaştığını görmek güzel.
İnsan filmin premier’ine çağırır olmadı bir bahşiş verir ama dert değil, Oliver abimize hürmetimiz büyük.
Yazıyı Natural Born Killers / Katil Doğanlar filminin soundtrackinde kullanılan Leonard Cohen şarkısıyla bitireyim: The Future
12
Çok keyifli bir hikayeydi (: özellikle The Doors grubunu çok severim, filmi bilmiyordum. İlk fırsatta izleyeceğim 🍀
1
