HÜSNÜYUSUF
"Kader tek çizgi değildir. Onlarca yoldan her birinin ayrı hikayesi vardır. Ben yollara yeni bir tane ekledim. Şimdi bambaşka bir kaderimiz var."
"Teyzen şizofren miydi?"
"Bundan da şüphelenmişler. Fakat teyzemin akıl sağlığı gayet yerindeydi."
"Sen şizofren olabilir misin peki?"
Güldü durdu bu lafıma. İltifat etmişim sanki. Bıraktım gülsün. Yaz günü akşama dönerken esen ılık rüzgara karıştı gitti gülüşleri. Şiir yazılası türden bir heyecan la derin derin nefesler aldım. Mutluluk haramzade bir oğlan çocuğu gibi hunharca tüketilmiş mirastı benim için. Bitirmiştim son damlasına kadar. Ardımı arkamı düşünmeden. O yüzden şiir yazma heyecanımı bastırdım.
"Şuradan vapura binip karşıya geçelim. Oradan metro ile terminale gideriz."
"Hiç metroya binmedim ben. Bu yerin altından hızlıca giden şey değil mi?"
Bu şehirde hiç metroya binmemiş başkaları olup olmadığını düşündürdü bana. Varlıktan ya da yokluktan herhangi bir sebepten o yerin altındaki tozlu havanın insanların tuhaf bir anlaşma içindeki sessizlikleri, raylardaki çınlama, sarı çizgi uyarısı...
Onun ilklerini taşıdım içimde. Benim de ilklerim oldu. Fal taşı gibi açılmış gözleri ile etrafına bakınışı, şimdi ne olacak telaşı, çocuk gibi bu tren neyle çalışıyor diye soruşu, izlediği bir filmde metro hattında oluşan bir kazadan kimsenin kurtulamadığını anlatışı... Yerin altı korkunçtu. Doksan dokuz yılında İstanbul'da bir deprem olmuştu. Teyzesi demişti ki deprem olacak fakat korkmana gerek yok bizim evimiz yıkılmayacak. Deprem olmuştu, onların evi yıkılmamıştı, teyzesine inanmadığından değil de çocuktu o zamanlar sarsıntıdan korkmuştu. Bodrum katta insan çığlıklarına benzer sesler duymuştu. Toprak bağırmıştı, dövünmüş acıklı bir ağıt yakmıştı. Deprem korkunçtu tanık olduğu en korkunç ikinci şeydi hatta. Birincisi teyzesinin öleceğini bile bile çekip gidişiydi. Benim için tanık olduğum en korkunç şey neydi? Şurada yer boşalmıştı. Koştu oturdu. Herkesten önce oturunca zafer kazanmışçasına seviniyordu. Ayakta durmak zordu. İnsan yürümeden boş boş dikilince zor oluyordu. Ben boş boş dikilirken başını dikmiş anlatıp duruyordu. Ee ben diyecektim tanık olduğum en korkunç şey neydi? Yanında oturan amca ters ters bakıyordu bize. Dudaklarımın üzerine götürdüm parmağımı ve şşt dedim, sessiz ol. Mahcup oldu. Duvarlarda yazılı yüksek sesle konuşmamızı söyleyen uyarıya baktı. Bir hata yapmıştı. Gözlerini açmayı bıraktı, başını eğdi. Üzülme demek istedim başından okşayıp, bu o kadar da üzüleceğin bir kural ihlali değil insanlar neler neler yapıyorlar da yüzleri bile kızarmıyor.
Henüz hiç yorum yapılmamış.
