Sulara Gömülen Tarih- Zeugma Mozaik Müzesi


Şu dünyada yaşamak için bir evin, bir ailen ve bir de Fırat olsun yeter!
Kim demiş, bilinmez ama yerinde ve anlamlı söylemiş.
Fırat, binlerce yıllık hikayeleri besleyen bir kaynak. Anadolu’da en güzel ve en güçlü medeniyetlere ev olmuş, yurt olmuş, bereketiyle kutsamış. Onlardan birine doğru binlerce yıl önceye Zeugma’ya ışınlanıyoruz, hazır mıyız?
Zeugma; Adıyaman, Kilis, Antep ve Urfa’ya kadar uzanan kültür havzasına yerleşmiş bir kent, medeniyet, hayat, kısaca her şey…
Bu medeniyetten kurtarılanlar Zeugma Mozaik Müzesi’nde sergilenirken, kurtarılamayanlar çoktan sular altında kaldı bile!…
Zeugma diğer adıyla Belkıs; Gaziantep’in Nizip ilçesine 10 kilometre uzaklıkta, tepeler üzerine kurulmuş bir antik kent. Büyük İskender’in generallerinden I. Selevkos Nikator MÖ 300’de, aynı zamanda Büyük İskender’in, Fırat Nehri’ni geçtiği yerde, Selevkeia Euphrates ismiyle bir kent kuruyor. Kurduğu bu kentin karşı kıyısına da eşi Apama’nın adıyla ikinci bir kent kurarak, iki kenti bir köprüyle birbirine bağlıyor. İlk başta Helen ve Perslerin yaşam, kültürel izlerini her alanda taşıyan kent, MÖ 31’den itibaren Roma’ya bağlanmasıyla geçit-köprü anlamını taşıyan yeni adıyla “Zeugma” olarak tarihe geçiyor. Bundan sonra Roma Dönemi’nin de altın çağını yaşamaya başlıyor. MS. 256 yılında Sasani Kralı I. Şapur, Zeugma’yı ele geçirince yakıp yıkıyor. Ondan sonra bir daha eski ihtişamına dönemeyerek tarihten yavaş yavaş siliniyor.
Henüz hiç yorum yapılmamış.
