kantaroncicegi @kantaroncicegi_2641

Bozkır Çiçekleri

Çok uzun zamandır sürekli aynı konular üzerinde dönen kitaplar okuyordum. Ders içindi, okumalıydım. Her ne kadar keyifle okusam da art arda aynı temaları okumak sıkmıştı beni. Geçen hafta yolculuk esnasında saatlerce elimden bırakmayacağım bir kitaba başlamış oldum. Uzun zaman sonra farklı bir kitap okumak çok iyi geldi.
Bozkır Çiçekleri, birinin öneriyle okuma listeme eklediğim ve bir yılı aşkın süredir listede beklettiğim bir kitaptı. Birkaç ay önce rüyama girdi. Rüyamda bir eskicide eskimiş ve kokuşmuş kıyafetlerin arasında yıpranmış bir halde kitabı görünce dehşete kapılıp hemen elime alıyordum. Bu kitabın kıymeti nasıl bilinmez diye hayıflanıp çok ucuz bir ücretle satın alıyordum. Rüyanın etkisiyle o sabah hemen sipariş etmiştim kitabı ancak sınavlar ve ödevler dolayısıyla öncelik vermem gereken kitaplar olduğu için aylarca kitaplıkta bekledi.
 
Nihayet okul dönemi bitince elime aldığım ilk kitap bu oldu, hemen okumaya başladım. Uzun zaman sonra duygularıma böylesine tercüman olan bir kitaba denk gelmek beni çok mutlu etti. Mavi kalemle altını çizdiğim satırları yıllar sonra tekrar okuduğumda yine aynı şeyleri hisseder miyim bilmiyorum. - acaba yıllar sonra da aynı düşünecek miyim merakıyla satır altlarını çizmeyi çok seviyorum.-
 
Romantizmden realizme geçiş sürecinin eserleri olan ve sürekli belli konuları ele alan Tanzimat ve Servet-i Fünun dönemi romanlarından sonra böyle gerçekçi bir roman okumak bana çok iyi geldi. Özellikle kitabın sonunda kahramanların verdiği kararlar beni tatmin etti.
Dil ve üslup olarak da beni içine çeken Bozkır Çiçekleri Selçuk Baran’ın kalemiyle tanışmama vesile oldu. Diğer 2 romanını ve öykülerini de en kısa zamanda okumak istiyorum.
Üç ana kahramanın hayatlarının kesişimini ele alan roman hüzünlü atmosferiyle beni içine çekti. Yolculuk sonrasında da elimden bırakamayıp bir solukta okuduğum kitabı son zamanlarda okuduğum en iyi daha doğrusu bana en iyi gelen kitap seçiyorum ve birkaç alıntı bırakıyorum.
·        Yanılıp yanılmadığını kim söyleyecekti, şimdiye kadar öyle çok yanılan, bilerek ya da bilmeyerek yanlışlıklar yapıp duran ona? Seçtiğini sandığı zaman mı, yoksa seçmemesi gerektiğine inandığı zaman mı daha hatalı olacaktı? “Bir şeyi yapmaktan duyulan pişmanlık, yapmamaktan duyulan pişmanlıktan yeğdir.” diye düşündü.
·        Sahip olmak kadar, ait olmak da güzel bir duyguydu, güven vericiydi; ama yetmiyordu.
·        Kendine güveniyordu. Onu, dünyasından öteye itemeyecek, hiçbir şeyini elinden alamayacak olan başkalarına da -kendine duyduğu güven yüzünden- güveniyordu.
·        İnsanları yönetmek istiyorsan, içgüdülerini iyi tanımak zorundasın Müfit. Oysa sen herkesi kültürel bir hayvan olarak görme eğilimindesin. Bir hastayı en iyi soyarak muayene edebilirsin. Kültür bir giysidir, insanları tanımak için bu giysiyi çıkarmak gerekir.
·        Her şey gelir, geçer, unutulur ama hayat sürerdi. Sürekli olan, değişmeyen yalnızca hayatın gücüydü.

3

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yazmak için giriş yapmanız gerekli