Amansız Dörtlü - 2
RÜYALAR
Koşuyordu.
Neyden kaçtığını bilmeden, bilmek de istemeden.
Yüreği büyümüş, büyümüş, göğsüne sığmayacak gibi. Gecenin karanlığında sadece içgüdülerine kulak vererek ilerliyordu. Kokuları, sesleri can havliyle eleyip kendini kurtaracak küçücük, cılız bir umudun peşinden.
Tırmanmanın olanaksız olduğu duvarın önüne geldiğinde her şeyin bittiğini anladı. Sırtını diken diken eden hava akımını hissedince hızla döndü. Kaçışının, korkusunun kaynağına, donuk, sevgisiz gözlere baktı. Sırtını kamburlaştırıp dişlerini gösterdi.
Güneşi bir daha göremeyeceğini anlamanın öfkesiyle çığlık atmak, mümkünse kükremek için
ağzını açtı.
Gırtlağından çıkan sesi tanıyamadı.
Zeytin, soluk soluğa uyandı. Gördüğü rüyayı sabaha doğru hayal meyal hatırlayacaktı.
Ancak boğazındaki yırtılmışlık hissi uzun süre geçmeyecekti.
Bir başka mahallede, bir başka evde, onunla aynı anda yataktan fırlayan Uğur’sa, kendini
uyandıran o korkunç sesin ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Henüz hiç yorum yapılmamış.
