Şule Kılıçaslan @Sule_Kilicaslan

M.K Perker

Keyifler gıcır ...


Beni bıkbıkçılıkla itham edenler utanır mı bilmem ama bakın bir iş mükkemmel ise mükemmel demesini de biliyoruz ki bu sefer kendi kanaatimce mükemmel bile az kalıyor duygularımı ifade için. Şahane!


Böyle teatral bir coşkudan sonra sebebini daha iyi anlatacak olursam eğer; bu haftasonumu şenlendiren aynı yazarın/çizerin iki kitabıdır. "Öyle Bir Geçer Zaman Ki" ve "Büyüklere Masallar". Kutlukhan Perker'in hayatı hakkında bilgi vermeyeceğim bu yazıda. Onun yerine merak edenler olursa diye zaten genel olarak da çok çok beğendiğim Nilay Örnek'in harika işlerinden biri olan Nasıl Olunur programına konuk olduğu bölümü buraya iliştiriyorum. Benim için bu podcastler harika birer yürüyüş eşlikçisiler :) . Ve ayrıca kendimi tutamayıp 2 tane de YouTube' dan link vereyim ilki BBC Türkçe için yaptığı seriden ikincisi de Sunay Akın'ın programına konuk olduğu bölüm. Burayı link sağanağına boğmadan ana mevzumuza geçiş yapalım.


Kutlukhan Perker'in ilkin Insomnia Cafe çizgi romanını okumuştum, daha doğrusu tabi ilk tanışmam Hürriyet gazetesindeki Ece serisi ile olmuştu. Pikniğe falan giderken bulmacası bol diye alırdık. Ben bi ara sırf Ece'leri okumak için alır olmuştum, çünkü pazar günü Ece günü :). Sonra akıl edip de internete bakınca ayrıca kitaplaştırıldığını da gördüm. Ve öyle öyle yıllar içinde kendimi sürekli takip ederken buldum Kutlukhan Perker'i :)). Paragrafın başında dediğim gibi ilk okuduğum kitabı Insomnia Cafe olmuştu. Siyah- beyaz bir çizgi roman, çizimler harika diyeceğim ama bu bile aslında o kadar yersiz ki. Adam zaten rüştünü ispat etmiş, o kısmı aşmış zaten haddim bile değil gibi hissediyorum böyle demekle. Hikayesine gelecek olursak da o da heyecanlı-tedirgin edici, fantastik ögeler barından ve zaman zaman kitabın gerçekliğinde kaybolduğunuz bir yapıda. Dengesi tam da benim okumaktan-izlemekten çok keyif aldığım ayardaydı. Ve zaten bu kitabı anlatmaya koyuldum da diğer bahsedeceğim kitaplar için de geçerli bu o kadar güzel göndermelerde bulunuyor ki, resmen deha parıltıları :)). Burada şöyle güzel bir yazı da var bu kitap hakkında bakabilirsiniz, dilerseniz.


Ben yukarıda paylaştığım yazı gibi ayrıntılı bir şekilde anlatmayacağım. Zaten aynı yapıda da değiller. Şöyle ki "Büyüklere Masallar" içinde çoğunlukla 12, bazen de 24 kareden oluşan gerçeklikle fantastik iç içe geçmiş kısa öykülerden oluşuyor. Her birine ayrı ayrı bayıldım. 12 karede serim-düğüm-çözüm öyle güzel ve çarpıcı işlenmiş ki. Cidden hem çizim de hem de anlatı da böyle bir yeteneğe sahip olmak insanda imrenmenin ötesinde kıskanma duygularını bile canlandırıyor. 🙂 Benim sanırım bugün bir şeyleri acayip övesim var :) Ama yok yok cidden böyle, abartı değil ˆˆ.


Şöyle sadece son kısımdan bir şey paylaşacak olursam -aslında bu tam olarak kitabı yansıtmıyor ama yazarın motivasyonunu anlıyoruz.-


Kravat


"Her yeni öykü için masaya oturduğumda, aklıma gelir. Şöyle demişti Ari bir keresinde,


"Hayalet değil midir ilham perileri de ? "


Herhangi bir filozof ya da şairden farkı yoktur benim için, Broadway'le 8.caddenin kesiştiği yerde gazete bayii işleten Ari'nin. Ya da "Sırrı nedir 100 yaşına kadar yaşamanın?" diye sorulduğunda, "Yorulunca otururum."diyen babaannesinin.


Ve şöyle dermiş Felipe'nin Meksika'daki dayısı: "En güzel başlangıçtır kafa karışıklığı."


... Okuduğum tüm kitaplardan öğrendiğim kadar öğrendim, Ari'inin babaannesinden, Misha'dan ve Felipe'den. Yorulunca otururum, yeniden başlarım kafam karışınca."


Diğer kitap da çok keyifli zaten, ilkin çok beğendiğim kısımların fotoğraflarını çekip buraya eklesem mi diye düşünmüştüm ama hem bağlamdan koparmak gibi olur -gerçi olmayacağı örnekleri de vardı- hem de bu telif kısmı geldi aklıma, o yüzden vazgeçtim. Bi de biraz küçük, haliyle okuması zor olabilirdi.


Sadece tanıtım amaçlı kitabın arka kapağında yazanı ekleyeyim buraya "M.K. Perker doğup büyüdüğü Beylerbeyi'nin çocuklarını, delilerini, esrarengiz hadiselerini; ailesi, mizah dergilerinde meslektaşları ve arkadaşlarıyla yaşadığı birbirinden ilginç olayları kendine has hikayeciliğiyle anlatıyor. Çizgi romanla bir tür stand-up komedinin iç içe geçmiş nadide bir örneği"


Evet sonuna kadar katılıyorum yukarıda yazanlara :)


Öyle işte bu beğenimi burada paylaşmak istedim. Ya aslında yazmak istediğim çok şey var da birini yazsam diğerinin boynu bükük kalacak diye hiçbirini yazmamayı tercih ediyorum. Sadece şunu söylemekle yetineyim bir çok insanla da alakalı anılarını anlattığı bölümler çok keyifli. İnsanın anılarını bu şekilde tutması/tutabilmesi çok hoş.



Şöyle son olarak şovumu da yapayım 🙂


an image of...


Ve ayrıca, benden de sana çok sevgiler... 


---

Bir de arkadaşlar Fullsepp Blog Yarışması da belki malumunuz belki değil ama devam ediyor.


Bu kapsamda benim de gözüme kestirdiğim bu harika aleti şu siteden inceleyebilir. Hakkında daha iyi bilgi sahibi olmak için sitedeki İlker Canikligil'in tanıtım videosunu izleyebilirsiniz. :)


Kalabiliyorsanız; esen kalın.


14
Şule Kılıçaslan @Sule_Kilicaslan

Sağolasın kardeşim :) 😀 Senin düşüncelerin benim için hep kıymetli :)

Yorum yazmak için giriş yapmanız gerekli