Şule Kılıçaslan @Sule_Kilicaslan

bir fotoğrafın çağrıştırdıkları üzerine


fullsepp hesabına hangilerini eklesem diye fotoğraf arşivime bakınırken çektiğim bu fotoğrafa denk geldim. yaptığım mizanpaja içimden hafif bir sırıttım, kısmen özenmişim :) sonra ne üzerine böyle bir işe giriştiğimi hatırladım ve bahsi geçen fotoğraftaki şiiri ilk nerede duyduğum geldi aklıma. lisans zamanımda boğucu bir yaz döneminde neredeyse büyük oranda düzenli yaptığım tek şey Yeditepe İstanbul'un bölümlerini izlemekti. genelde en'lerle kategorize etmek istemem sevdiğim şeyleri çok da zor gelir en basit en'lerimi bile belirlemek zira. fakat en sevdiğim dizi için bunu diyebiliyorum sanırım. velhasılı dizinin son bölümlerine doğru Yusuf karakteri mahallenin romanını yazarken bir yandan da aldığı kitaptaki bazı kısımları temize çektiği sırada içeri gelen Olcay'a isteği üzerine bu şiiri okur. tamamlayamaz zaten okumayı. o kısmı bile öyle güzel işlenmişti ki yazar artık ne zaman bu şiiri görsem aklıma o sahne gelir. zaten hikayeyi ve anlatım tarzını o kadar beğeniyorsunuz ki senaristi merak etmeden duramıyorsunuz. o kısımda da bu derinlikli ve dokunaklı hikayeyi yazanın Ali Ulvi Hünkar olduğunu gördüm. kısa çaplı biraz araştırma yaptıktan sonra kendi içimde imrenerek takdir ettim tabii olarak. bölük pörçük aklımda kalanlarda oldu hayatına dair. a izmir deymiş, a şimdi devlet tiyatrolarındaymış gibi. aradan görece uzun bir ara geçtikten sonra izmir devlet tiyatrosuna neler gelmiş diye bakınırken Arf Sabiti ismiyle daha ilk bakışta ilgimi çeken tiyatro oyununu gördüm, bundaki en büyük etken sanırım matematik bölümü öğrencisi olmamdı hiç şüphesiz. bir de oyuncu kadrosunda Dündar rolü için Ali Ulvi Hünkar'ın ismini görünce o hepimizin zaman zaman tanık olduğu bir kıymetli tanıdığa başka bir güzel alanda rastladığındaki o küçük heyecan kıpırtısını yaşadım. şimdi böyle yazınca yine güldüm. tanıdık falan diyorum da kendi çapımızda bize yansıyan kadarıyla artık. ve o oyunu Elhamra Sahnesinde izlemek nasib oldu.şu an yazmakta olduğum yazı zihnimde gezinirken, hemen baktım bu sene oynuyor mu diye göremedim. ama olur da bir yerde rastlarsanız gitmenizi hararetle tavsiye ederim.

 

 ve o kadar çok açıdan tavsiye ederim ki bunlardan bazılarına değinecek olursam ilk olarak modern teknikleri klasik tiyatronun içerisinde kullandıkları kısımlar vardı. bu noktada daha önce denk gelmediyseniz bence güzel ve farklı bir deneyimdi. burası teknik kısmıydı tabi.

 

içeriğine gelecek olursak Cahit Arf'ın hayatını işleyiş şekli çok anlamıydı evet karşımızda bir matematikçi vardı ama aynı zamanda bir insan vardı, doğduğu ve bağlı hissettiği ülke için oranın çocukları, gençleri için endişelenen ve şartlarının iyileşmesi için bir takım uğraşlar veren. en azından benim gördüğüm kadarıyla, bu bir ilkti. ve bilmiyorum bu tiyatronun yazarı olan Feraye Şahin bir matematikçi ile görüşmüş müdür , danışmanlık almış mıdır ya da kendisi de bilebilir gerçi ... burada tereddüte düşmemim sebebi evet o sırada tahtaya yazdığı formüller falan doğruydu -gerçi 10 tl'niz varsa internete ya da bir kitaba bile bakmadan görebilirsiniz- ama yazım sırası ya da o düşünce akışı içinde silip geri yazdığı yerler aslında çok da anlamlı değildi :) bu işler öyle ilerlemiyor, sanırım. burada sanırımı bilerek ve itana ile ekledim ki büyük bir laf etmiş ya da pot kırmış olmak istemem çünkü :) zaten gerçek hayata dayansa da kurgu olduğu için ve izlemesini istediği geniş bir kitle olduğu için bu kısımlar değerini kesinlikle düşürmüyor. ama bu tip 'niche' ayrıntılara dikkat edilmesi ayrı bir hava katıyor değil mi ?

 

velhasılı, bir yandan da Arf'ın sanrıları esnasında Rieamann ile konuşmaları acayip bir güzellik katmış ve anlamına anlam katmıştı hikayenin. bu kısımda benim yaşadığım hisleri yaşamak isterseniz bu yazıda bahsettiğim iki nevi şahsına münhasır (hatta başka bir sıfatla anlatacak olursam; bu kelimeyi tam da böyle kişiler için kullanmayı çok seviyorum kelimenin tam anlamıyla 'gifted')  - o zaman niye direkt onu kullanmadım değil mi ? , bilmem böylesinin daha farklı bi havası oldu şimdi sanki - insanın hayatına bakabilirler. zor oldu de mi, bi dağıldık sonra ana cümleye geri döndük. ben hep böyleyim zaten, siz de tecrübe edin :) . ya bir de o değil de Riemann rolünü oynayan kişi hakkaten o kadar çok benziyordu oynadığı kişiye, adamı rolündeki gibi mezarından çıkıp hakkaten bizimle sohbet ediyor zannettim türkçe dublaj versiyon olarak :).

 

daha bir çok açısı ve derinliği vardı oyunun izleyenin hayatının hangi aşamasındaysa daha bir etkileyecek ve kendi içinde bulunduğu düşünceler silsilesine benzerlik taşıdığını göreceği. en basitinden örnek verecek olursam yurt dışına gitme, oranın sağladığı imkanlar, tekrar geri dönme fikri, döndükten sonra cazip(görece) bir teklifle çağrılınca yaşanılan ikilemler, açmazlar vesaire... 

 

aslında bu tiyatro ile ilgili şu an anlattığım kısımları 2 sene falan önce sanırım, varyanttan İzmir'in güzel gece manzarası eşliğinde yürürken düşünmüştüm. o zaman daha yoğundu ve ağırlık noktaları daha farklıydı tabi. ya yazsam mı işte sosyal medya üzerinden bu beğenimi. hatta direkt Ali Ulvi Hünkar'a yazayım hiç olmazsa evet küçük bir şey belki ama bir bakıma böyle geri dönüşler onlar için motivasyon kaynağı olabilir. bu ve buna bağlı bir çok düşünce geçti ve o zaman yazmadım hiçbir şey tabi genel karakterime uygun olarak. :)

 

burada hatırlara ünlü şairin şu dizeleri geliyor;

 

"Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:

Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor

Yürekten gelenin doğal rengini."

 

yani evet ortada nice büyük yiğitçe atılışların engellediği yok bu örneklemde ama olsun hatır işte geliyor akla. :)

 

evet buraya kadar bir başkası için ne kadar anlamlı olur bu yazdıklarım açıkçası çok ilgilenmiyorum. başkalarının da okuyacağı bilinciyle yazdığım - teknik olmayan- ilk yazım bu. bir bakıma hoşuma gitmedi diyemem.  sürç-ü lisan ettiysem de - burada okumaya bir es verelim- ne olcak ki en fazla ... :)

 

kalabiliyorsanız şayet, esen kalmanızı dilerim.  

12
kantaroncicegi @kantaroncicegi_2641

Sanki karşımda oturuyorsun da muhabbet ediyoruz gibi seninle. Öyle bi havada yazmışsın, içim ısındı okurken, özlemişim :)

2
Şule Kılıçaslan @Sule_Kilicaslan

çok teşekkür ederim bu naif ve cesaretlendirici yorumun için ˆ-ˆ