şey, bir şey ya da hiçbir şey
Mavi ve parlak gökyüzü gözlerimin içine dolmuştu sanki. Birden kafamı aşağıya indirdim. Bu sefer de karşımda sonsuz bir deniz vardı. Deniz ve gökyüzü… Nedense insanlar bu uçsuz bucaksız şeylere bakarken huzur bulduklarını söylerler. Bende ise her zaman tam tersi olmuştur. Gökyüzü, yıldızlar, denizler, dağlar ve ucunu bucağını göremediğim her şey huzur vermekten çok ürkütmüştür beni.
Şimdi bakıyorum da her zaman sınırları belli bir yaşam tercih etmişim zaten. Sonunu tahmin edemediğim ya da sonunun kötü olabileceğini düşündüğüm hiçbir işe girişmemişim. İşimden, arkadaşlık ilişkilerimden tutun da evliliğime kadar bu böyle olmuş. Toplumsal açıdan bakıldığında hepsinde de belli bir başarı yakalamış sayılırım. Fakat tüm bu garantici tavırları mantığımı kullandığım için sergilediğimi düşünmeyin sakın. Tabi ki ilk başta öyle düşündünüz. Yine de sizi hoş görüyorum. Dışarıdan bakıldığında insanlarda bıraktığım ilk izlenimin bu olduğunun farkındayım. “Hayatta yaptığı tüm tercihlerinde belli bir başarıya ulaşmış olan, yaşamı boyunca tek bir hata yapmamış mükemmel insan.” işte yeni girdiğim bir ortamda insanlarda uyandırdığım ilk izlenim budur. Hatta çoğu zaman ne kadar mantıklı hareket ettiğim, mükemmel tercihler yaptığım fikri benim de hoşuma gider. Kendimi, insanlar ilk başta beni nasıl görüyorlarsa öyle görmeye çalışırım. Ne kadar mantıklı hareket ettiğimi düşünür kendimle övünürüm. Bu şekilde davranmamın asıl nedeni olan korkuyu görmezlikten gelirim. Kısa bir an için de olsa kendimi olduğumun tam tersi bir şey olarak düşünür mutlu olurum. Kendimi sadece “şey” “bir şey” ya da “hiçbir şey” olarak düşündüğüm zamanlar da çoktur.
Zamanımın çoğunu düşünmeye harcarım. Bu yüzden kendimi de olduğum “şey” dışında yani korkak olmak dışında bir sürü şey olarak düşünür, çeşitli kalıplara oturturum. Bu kalıba sokma işinden de büyük zevk alırım. Bir insanın bile sığamadığı yatağıma oturur sadece kendimi değil tüm insanları birer kalıba sokarım. Bugüne kadar kimleri kimleri bir kalıba oturtup etiket takmadım ki… Sokaktan geçen herhangi birinden tutun da başbakanlara, sanatçılara, din adamlarına, yunan tanrılarına kadar birçok kişiyi kalıplara oturtup türlü türlü etiketler taktım. Tüm bunları yaparken ne kadar iki yüzlü, koca bir korkak olduğumu unuttum. Sanki dünyanın en aşağılık insanı değilmişim gibi herkesi en ağırından eleştirdim.
Şimdi bu uzun gemi yolculuğunda oturmuş, kimse için hatta kendim için bile önemi olmayan hayatımı, yalanlarla dolu olan hayatımı bu kağıda döküyorum. Tüm amacım kendimle yüzleşmek. Bu ikili hayat beni fazlasıyla yordu. Dışarıdan görünenin tam aksine ne kadar aşağılık bir insan olduğumu birilerine anlatırsam az da olsa rahatlayacağımı düşündüm. Fakat tüm bunları birine anlatmak beni korkuttu. Ben de kendimi siz hayali okuyucularıma anlatmaya karar verdim. Neyse, çok yoruldum… artık uyku vakti. Hiçbir önemi olmayan bu satırlara yarın devam edeceğim.
Henüz hiç yorum yapılmamış.
