haz acıyla gelir
Yakın zamanda anılarım uçup gitti, sadece zihnimde canlandırabildiklerim benimle. Aklımda tutamadığım şeyleri araç gereçlerle depolamaya çabalıyorum hep o da beklenmedik anda kaybolup gidebiliyor her şeyiyle beraber. Kaybolmadan önce son bir kez daha okuyabildiğim bir not tutmuştum kendime bunu paylaşmak istiyorum.
Yaz ayları için çoğu insan tatil ile süsler hayallerini hele ki kendine ayıracak vakti yoksa. O parlak güneşe odaklar kendini mavi denizlere gri kumlara bu gözünde canlanan görüntüler dayanması için biraz daha güç verir bugünlerine. Kimine yaz tatil gelir kimine kış tatil gelir. Benim için yazlar yarım ömrüme kadar hep iş demekti ya da işler arasında dinlenmesi olan tatil. Bu yıl iki durumu birden yaşadım tatilimi de yaptım çalışmaktan da geri kalmadım diğer yıllarım gibi.
İşli tatilimde çok ufacık minnacık iğne ucuna dokunmayacak kadar önemsiz bir olay yaşadım. O kadar basit bir olay ki bunun konusunu dahi açmaya gerek yoktur kimine göre ama bana göre öyle mühim öyle haz verici bir şeydi ki kendimi mazoşist gibi hissediyorum bunlar ağzımdan dökülürken.
Yaptığım iş doğayla ilgiliydi. Doğa dediğim hayran olunası güzellik. Bu hayran olduğum güzellikler içinde ellerim çıplak çalışırken bir parmağımda siyah minik bir nokta gördüm, dokunduğumda acıyordu benim için tahmin etmesi zor değil sıklıkla karşılaştığım yaban çalılıklarının ince dikenlerinden biriydi parmağımın içine gömülen ama asla kaybolacak kadar da derine inmeyen varlık. Onu fark ettiğim andan itibaren aklıma takılmaması da mümkün değil.
Parmağıma acı veren dikenden kurtulmak için sıkıştırmaya başladım hemen bedenime ait olamayan bu varlığı kendimden uzaklaştırmak için. Geçmiş tecrübelerle ufak tefek acılarla çıktı diken gömüldüğü yerden. Onun deriden kopma anı yüreğime öyle bir su serpildi ki ben bile inanamadım bu kadar ferahladığıma. Dikenin dış yüzeyinin deri kanalı boyunca bıraktığı o tatlı acılık kaldı parmağımda.
Sonrası daha şaşırtıcı oldu benim için o dikenin tekrar batmasını istedim parmaklarıma tekrar batsın ki acı verici o varlığı uzaklaştırarak tekrar mutlu olabileyim.
Yabani çalı dikenleri o kadar miniktir ki asla fark edemezsin deri içine saplanana kadar, hatta uzun bir süre bile derine yapıştığını fark edemezsin ama fark ettiğin andan itibaren de onunla yaşayamadığını anlayıp biran önce kurtulmaya bakarsın.
Yıllarca derime tesadüfen yapışan bu dikenleri görmüştüm ama o zamana kadar hiç istekli olmamıştım bu dikenlerle oynayarak mutluluk duymaya.
Acıyı hissetmek, acıdan kurtulmak ve acıya özlem duymaktı hepsi.
2
Henüz hiç yorum yapılmamış.
