Hitler'in Alman Ordusu Üzerindeki Artan Nüfusu
2.1. Tam Yetkili
Hitler iktidara geldiğinden Hindenburg’un vefatına değin Reichswehr işlerine çok müdahalede bulunmadı. Ancak Hindenburg’un 1 Ağustos 1934 tarihli ölümüyle birlikte cumhurbaşkanlığı makamı kaldırılarak şansölyelikle birleştirilmek üzere Führer ve Reich Şansölyesi makamının kurulduğu ilan edildi. Daha en başlarında bu ifadeye nazaran sadece Führer kullanımı yaygınlık kazandı. İlerleyen süreçte de unvandan Reich Şansölyesi ibaresi kaldırıldı. 20 Ağustos 1934’de çıkarılan bir yasa ile de Führer makamı desteklendi. Yasa uyarınca silahlı kuvvetlere tabi olan kişiler ile devlet memurları bağlılık ve sadakat yeminlerini Alman Reichı’nın ve Halkının Führer’i adına edeceklerdi (Noakes, 2020: s. 67). Hitler, kabinesinde Savaş Bakanlığı’na yetenekli bir subay olmasına karşın kolay tesir altında kalabilen von Blomberg’i yerleştirdi. Oldukça kaliteli, seçkin asker olan Freiherr von Fritsch, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na getirildi, kendisinin fikir hayatı askeri çehre dahilinde kısıtlıydı. Führer, getirdiği yeni isimlerle birlikte bir seçim de yapması da gerekiyordu: iktidar yolunda ilerlerken yanında olan muhafızları S.A. (Sturmabteilung) veya artık başında bulunduğu Reich’ın silahlı kuvvetleri. S.A.’nın ordunun yerine geçme istekleri bilinen bir gerçekti. Hitler seçimini ordudan yana kullandı ve 30 Haziran 1934’de S.A. başı Ernst Röhm’ü ortadan kaldırarak orduyu saha sürmeden bu işi noktaladı. Ordu buna bir kazanım olarak baktı fakat bu sürecin ardından kurulacak olan Waffen SS’in artarak devam edecek varlığı potansiyel yeni bir rakibin doğuşu anlamına gelecekti (Hart, 2019: 138-139) SS mensubu olacak gençler ortaçağdaki Töton Şövalyeleri’nin yeminini hatırlatan Fahneneid’ı okuyarak yemin ediyorlardı: “Alman Milleti’nin Führer’i ve Şansölyesi Adolf Hitler, sadık ve cesur olacağıma dair sana yemin ederim. Sana ve senin tarafından atanan üstlerime son nefesime kadar itaat edeceğime ant içerim. Tanrı yardımcım olsun.” (Bartmann, 2018: s. 57).
Siyaset ve ordudaki çetin ilk süreçler geride kaldığında Hitler Versay’ın getirdiklerini ortadan kaldırmak üzere adımlarını atmaya başladı. Silahlanma programı ve 1936’da Rheinland’a yeniden Alman askerlerinin girmesi için harekete geçti. Ancak harekat, Fransa’nın sergileyeceği reaksiyondan çekinilerek göstermelik birkaç birlikle sınırlı tutuldu. Ardından 1938’de Avusturya ile birleşme sağlandı (Hart, 2005: s. 16). Ludwig Beck, bu birleşmede görev aldı ve birleşme hakkında “Eğer anschluss yerine getirilecekse, bunu yapacak en iyi zaman bu zamandır” ifadesini kullanmıştır (Guardian, 2018: s. 66). Avusturya’nın ardından sıra Südet bölgesindeydi. Hitler, Çekoslovakya’ya Südetler’in Almanya’ya katılması için baskı yapacağını duyurdu. Bunun üzerine Genelkurmay Başkanı Beck, bu kararın dünyada çatışmaya mahal verecek nitelikte olduğunu Almanya’nın felakete sürükleyebileceğini ifade eden bir muhtıra ortaya koydu. Fakat Hitler’in kararında bir değişiklik olmadığını görünce istifa etme kararı aldı. Führer askerlere Çekoslovakya için İngiltere ve Fransa’nın savaşı göze alamayacağı yönünde garanti verdi. Münih Antlaşması’nın imza olunmasıyla Hitler için hem dışarıda hem de içeride kendisine cephe almış generaller karşın kazanılmış bir zafer anlamına gelmekteydi. Generallerin uyarıları ve muhaliflerinin karşı çıkmaları Hitler’in kansız başarılarıyla anlamsızlaşıyor, Hitler ise kendisine artan güvenin farkında bir vaziyette bu güveni değerlendirmek için bir sonraki hamlesine ilerlemekteydi. Savaş riskinin arttığının farkında olan Hitler’in öngörüsü ihtimal dahilindeki savaşın daha kısıtlı bir alanda gerçekleşeceğiydi. Batılı liderlerin yatıştırıcı, ılıman tavrıyla bununla paralel politikası Hitler’de pasif kalacakları imajını doğurmuştu, bir sonraki hedefi olacak olan Polonya’ya bu perspektiften bakmakta ve Müttefiklerin bunun için savaşa gireceklerini tahmin etmemekteydi. Takip edilen siyaset olan Hayat Sahası (Lebensraum) bu girişilen yayılmacılık hareketinin temelinde yer alıyordu. Hitler Hayat Sahası’nı 1936, 1937 yıllarında konuşmalarında açıkça dile getirmiş hatta İngiliz hükümet çevrelerinde sıcak karşılandığı da olmuştu. Ancak tüm göstergelere rağmen Batılı Müttefiklerin radikal politika değişikliği Hitler’in beklemeği ölçüde geniş çaplı bir savaşın içine dahil etti (Hart, 2005: 16-18) Üstelik son ana kadar diplomasi yolu kapatılmamış, Polonya ile görüşmeler sürdürülmüş fakat ülkeye verilen son tarih olan 31 Ağustos’ta da olumlu bir cevap alamayınca Alman taarruzu askerlerin sabaha karşı 4.45’te Polonya sınırını geçmesiyle başladı (Guderian, 2018: s. 91).
Polonya Ruslarla paylaşıldıktan ve araya giren kışın ardından sıra Müttefiklerle hesaplaşmaya gelmişti. 1940’a yön veren olayların olağandışılığı hayret verici düzeydeydi. Alman kurmaylarının çok azının güvendiği bir taarruz ile Fransa yenilgiye uğratılmış; işgal, esneklik taşımayan planıyla kendine güveni yüksek olma özelliklerinin bir arada bulunduran Fransız ordusuna karşın Almanların duruma uygun değişime uğramış planı ile gerçekleşmiştir. İngiliz kuvvetlerinin çekilişi sırasında düştükleri vaziyet ve onların Hitler tarafından adeta bağışlanması sonucu izin verilmiş halde Avrupa anakarasını terk etmeleriyle sonuçlandı (Hart, 2019: s. 165).
22 Haziran 1941 yılında Napolyon’un 1812’de Rusya’nın işgaline başladığı tarihinin yıldönümünden bir gün evvel Hitler’in Rusya’yı işgal harekatı başladı. Napolyon’un işgali kadar kısa sürmeyecek olan bu istila bir yönden benzerlik taşımaktadır ki o da Napolyon’da olduğu Hitler içinde sonun başlangıcı temsil edecekti. Napolyon yıl sona ermeden Rusya’dan çekilmek durumda kalmış, Rusya istilayı takiben ikinci yılında Nisan ayında Fransa’nın başkentine girmekte muvaffak olabildi. Hitler ise Rusya’da üç yıl süresince kalmayı başardı ve Almanya’nın başkentine Ruslar ancak istilayı takiben dördüncü yılında girmekte başarılı oldular. Hitler bitmek bilmeyen Rus coğrafyası karşısında ilk kez tökezliyor ve ilk mağlubiyetini yaşıyordu (Hart, 2005: s. 151).
2.2. Çöküş
Batı kanadının çöküşünün başlangıcı, Normandiya Çıkarması. Müttefiklerin, Hitler’in Atlantik Duvarı’nı alaşağı etmemek ve denize dökülmemek için birçok sebepleri vardı. Riskler göze alındı, yola çıkıldı. Müttefiklerin sahile varmasıyla çok uzun olmayan bir zaman diliminde 120 kilometre genişliğinde bir köprübaşı oluşturdular. Bu gelişmeden sonra Almanlar asla bu köprübaşlarını yarabilecek bir taarruz düzenleyemediler. Montgomery’nin daha önce tasarladığı şekilde Müttefikler bulundukları mevzilerden yarma harekatına başlayarak ilerlediler. Devamında Almanların Fransa’da yer alan tüm mevzileri yıkıma uğradı (Hart, 2003: s. 575). Alman tarafında çıkarmanın nereye yapılacağına dair tahminler arasında doğru bilen kişi Hitler’di. Hitler’in çıkarmayı Normandiya’dan beklediğini ifade eden emirler yayınladığını gün yüzüne çıkaran kişi Blumentritt’ti (Hart, 2019: s. 437).
Alman kuvvetleri 16 Aralık 1944’te Ardenler’den taarruza geçtiler. Müttefiklerin üst kademesinin birçoğunun Almanların bir kez daha taarruza kalkamayacakları düşüncesinden eminken inen bu darbenin getirdiği şaşkınlık çok yüksek seviyedeydi. Olaylara Almanların zaviyesinden bakacak olursak, vaziyet oldukça farklı görünmekteydi. Hitler’in elindeki son kozunu oynamasıydı bu ve en hazırlıksız oynayışıydı (Hart, 2019: s. 490). Bu taarruz baskın niteliği taşıyordu. Savaşta meydana gelen birçok baskın gibi mantık ve akıl çerçevesine sığmayan niteliğiyle vücut buluyordu. Hitler, zırhlı birliklerinin Müttefik kuvvetlerinin yakıt depolarını ele geçirecekleri varsayımı ile ileri mevkilere gerçek bir stratejik derinlik olmaksızın yolluyordu. Sonuç itibariyle doğurduğu neticeler; Batı Cephesi’nde vuku bulan en büyük tekil muharebe ve Amerikan Ordusu’nun tarihinde yaşadığı en büyük çarpışma özelliği taşıması. Altı yüz bin Amerikan askerinin yirmi bini hayatını kaybetti, kırk bini yaralandı, yirmi bini esir düştü (Ambrose, 2018: s. 223-225)
23 Mart 1945’de batıdan Müttefiklerce genel taarruz başlatıldı. Yüzer tanklarla takviye edilen piyadeler Ren nehrinden karşıya geçti ve karşılaştıkları az direnişi bertaraf ederek nehrin doğu tarında köprübaşı elde ettiler. Günün aydınlanmasıyla beraber iki hava indime tümeni indirildi, bu tümen yolu açmak için kullanıldı. Takviye birliklerin, tankların geçebilmesi için köprü yapına başlandı. Taarruz karşındaki zayıf mukavemete karşın genişleyerek devam etti. Ruslar ise doğuda 11 Nisan’da Elbe nehrinin 100 kilometre yakınına yanaştılar. 16 Nisan’da Jukov, Neisse Nehri’ni geçen birliklerle taarruza devam etti. 27 Nisan’da Amerikan birlikleriyle Rus birlikleri Elbe’de buluştular. Hitler, 29 Nisan’da Eva Braun’la evlendi, ertesi gün 30 Nisan 1945’de eşiyle beraber intihar etti. Vasiyeti üzerine bedenleri bahçede yakıldı (Hart, 2003: 716-719). Muharebeler 8 Mayıs’taki koşulsuz teslime değin yer yer sürecekti. Bazı askerler Führer’lerinin intiharını radyodan Wagner’den uzun dinletilerinin ardından öğrenecek (Bartmann, 2018: s. 271). Kimisi ise Ruslara esir düşmemek üzere hayat mücadelesinde günler sonra haberdar olacaktı (Koschorrek, 2019: s. 343).
Henüz hiç yorum yapılmamış.
