Hayal mi, o da ne?
Hayallerim ne? Ülkenin yönetimini elime alıp adaleti ve mutluluğu sağlamak, Mars'a gidip Mars rüzgarını dinlerken Mars gökkuşağını izlemek, cinsellik(muhtemelen en çok hayalini kurduğum bu), sevdiğim insanla zaman geçirmek, müzik dinlerken girdiğim ruh hallerindeki hayallerim, filmler izlerken filmin içine girdiğim hayallerim... Başka başka birçok hayal var. Canım sıkılıyor ve hayal kuruyorum. Hayal kurarken mutlu oluyorum. Eğleniyorum kendimden uzaklaşmaktan. Bazen uzaklaşamıyorum ve kendi içimde sıkışıyorum. O kadar canım sıkılıyor ki yerimde duramıyorum. Hayal kuramadığım için canım sıkılıyor.
Ne zaman canım sıkılsa hayal kurmaya çalışıyorum. Sıkılmak bu değil mi: kendi içine sıkışmak. Etrafındaki her şey seni içine doğru sıkıştırıyor. Kendinle burun buruna geliyorsun. Geriliyorsun kendinle bu kadar yakın olmaktan.
İnsanı "ben" ve "beden" olarak ayırırım. Beden, fiziksel olarak insanın varolan her şeyi. Her bir hücresi insanın, bedenin bir parçasıdır. Ben ise, bedenin bir sonucudur. Beden zamandan bağımsız olarak var iken ben zaman içinde varolur. Bedenin zaman içindeki nedenleri "ben" sonucunu doğurur. Beden bilgisayarın donanım kısmıysa ben de yazılım kısmıdır. Donanımdaki tek başına anlamsız elektrik akımları yazılımda bir anlam oluşturur. Bedendeki nöronlar arasındaki etkileşimlerde beni oluşturur ve anlam kazanır.
Her insanın bir "ben"i var. Her "ben"in farklı olmasının sebebi her bedenin ayrı olmasından kaynaklanıyor. Hangi insanın nöronları bir başkasınınki ile aynı olabilir? İmkansız diyebiliriz buna.
Ben, bedenin üzerinde bir kontrole sahip değildir. Dediğim gibi: Ben, bedenin bir sonucudur. Bedendeki etkileşimler sonrası ben oluşur. Benlik, "ben"in bedeni farketmesi ile başlar. Ancak ben kendisini fark edemez. Ben, kendisini bilir ancak farkedemez. Farkedemediği için anlamlandıramaz. Ben, "ben"i anlamaz.
Benin istemesinin nedeni bedendir. Ben, bedenden dolayı bir şeyler ister. Bir şeyler istiyorum, çünkü bedenim bir şeyler istetiyor. Evrendeki sebepler sonuçlanır. İnsanın yaptığı sadece sebepleri anlamlandırarak sonuçlandırmaktır. İstemek, sebepler ile sonuçlar arasına konulmuş bir anlamlandırmadır. Dünyada serbest bırakılan bir nesne düşer. İnsan buna bakar ve "bu nesne düşmek istiyor(ya da birçok anlamlandırma biçimi)" der. Benin varlığı anlamlandırmayla varolur.
Sebepler ve sonuçlar anlamdan bağımsız bir şekilde vardır. Sonuçlar daha görülebilirken sebepler gizem taşır. Sebeplerin belirsizliği insanda gerginliğe neden olabilir. İnsan belirsizlik karşısında çok korkak davranır. Sebeplerin görünürde yokluğunu anlamlar ile doldurmaya çalışır. Dinlerin, mitlerin, mitolojinin, efsanelerin ortaya çıkışı böyle başlar. Anlam olarak kaldığında bir zenginlik olan bu tür insan ürünleri, sebep olduğu düşünüldüğü zaman gerçek olarak gözükür ve dikte edilmek için bir nedene sahip olur.
"Bilmiyorum" demeyi bir erdem olarak görürüm. Belirsizlik karşısında korkup onun üstünü örtmektense onunla yüzleşmek gerektiğine inanıyorum.
Anlam konusuna geri dönersek, ben anlamlandırarak varoluyorum. Hayal kurmak, benin kendinden(yani bedenden) ayrılıp "gerçekliğe" anlamlı bakmasıdır. Ben sadece anlamlandırarak varoluyorsa ben, her an hayal kuruyorum. Gerçekliği algılamaktansa onu hayal ediyorum. Gerçeğin ne olduğunu bilmiyoruz ve yapabileceğimiz tek şey onu hayal etmek. Herkes hayalinde kendi gerçekliğini yaşar. Herkes her an kendi gerçekliğinde yaşar. Ne kadar kötü bir şey başımıza gelirse gelsin onu kötü yapan biziz. İyi şeyleri de iyi yapan biziz. İyi ve kötü insanın hayalindedir.
İnsan elindeki muazzam gücü farketmeli: anlamlandırma. İnsan hayal kurarak kendi dünyasını kurar. Hepimizin kendi dünyasını inşa etme gücü var. Hiç kimsenin dünyasında yaşamak zorunda değiliz ve yaşayamayız da zaten. İnsan kendi dünyasından çıkamaz. İnsan kendi dünyasının lideri olduğunu farkettiğinde özgürleşecektir. Neyi yapıp gene neyi yapamayacağımızı kendimiz belirliyoruz. Kendi dünyamızda kendimize prangalar vuruyoruz. Herkes kendi dünyasında yaşadığını farketmeli ve kontrolünü eline almalıdır. İşte ben kendi dünyanı şekillendirmeye mutluluk derim.
Okuduğunuz için teşekkürler. Beynimin her bir nöronunu damıtarak yazdım bu yazıyı. Kendi düşüncelerimin bir kaydı olarak görüyorum bu yazdıklarımı burada paylaşmayı. Birgün yazarsam diye "mutluluk manifesto"mun bir bölümü olacak belki de bu yazdıklarım. İyi günler:)
Henüz hiç yorum yapılmamış.
