Köpek Sahibi Olmadan Önce
Köpeklerin sevimliliği karşısında mantığın otomatikman devre dışı kaldığını ve insanın içinden sadece “İstiyorum!” diye düşündüğünü biliyorum, sizi çok iyi anlıyorum. Küçüklüğümden beri hayalimdi tüylü bir arkadaşa sahip olmak ve üniversite bitmeden bu hayalim gerçek oldu.
Ben oğlumu sahiplenmeden önce evde köpek bakımı ile çevreden, beni vazgeçirme çabalarına maruz kaldım. Sanıyorlar ki “Sabah akşam kaka toplayacaksın!” cümlesi beni veya bizi bu sevdadan vazgeçirecek. Şimdi ise hepsi sıklıkla onun nasıl olduğunu ve ne zaman sevmek için gelebileceklerini soruyor.
Köpek sahibi olmadan önce ilk yapılması gereken şey iyi bir araştırma kesinlikle. Çünkü çoğu insanda köpeklerle ilgili çok yanlış bilgiler mevcut. Bunlardan en yaygını “Köpekler üşümez.” ve “Köpekler her şeyi yer.”. Bunları bilmeniz çok önemli çünkü onun dili siz olacaksınız, o neyin ona iyi gelip gelmediğini bilemeyecek. Bazı köpekler bu konuda iyi değillerdir. Bir besine alerjisi olsa bile her seferinde onu yemeye devam ederler. Size burada sayfa önerisi yapmayı çok isterdim ama benim araştırmalarım hep eksik kalarak beni hüsrana uğrattı. Maalesef her sayfanın kendi çapında eksiklikleri var. Mesela köpekler ne yememeli ile alakalı makalelerin hiçbirinde ekmek yememesi gerektiği yazmaz. Halbuki bu çok önemli bir bilgidir, çünkü ekmek köpeklerde tüy dökümüne yol açar.
Bu yüzden köpeğinizi evinize almadan önce bunları olabildiğince detaylı araştırın ve veterinerinize soru sormaktan çekinmeyin.
“Bir köpek istiyorum!” cümlesini kurduktan sonra gelen adımlardan biri nasıl bir köpek istediğiniz. Sevginizi koşulsuz bir şekilde kabul edecek binlerce köpek var ama her köpek cinsinin kendi karakteristik özellikleri var ve bunların size uyumlu olması çok önemli. Mesela pek bilinmez ama Fransız Bulldoglar çok inatçıdırlar ve eğitimleri biraz zorlayıcı olabilir. Çünkü başına buyruk olmayı tercih edecek ya da eğitimden çabuk sıkılacak. Köpek sahibi olmak zaten sabır isteyen bir işken bu ufaklıklar için sabrın limiti biraz daha fazla olmalı.
Sadece cins köpeklerden bahsettiğimi sanmayın sakın. Her köpek “sonsuza kadar evim” olsun ister. Sokak köpekleri de onlardan farklı değil. Kurtarma köpeklerinin travmaları ve korkuları çok olur. Onlarla ilgilenmeniz bir yana sizin sakin bir kişiliğe sahip olmanız gerekir. Çünkü asla unutmayın, hayvanlar hisseder.
Köpeğinizin boyutu da her şey kadar önemlidir. Köpeklerin boyutlarına göre yürüyüş yapma ihtiyaçları değişiklik gösterir. Küçük köpekler için en fazla otuz dakikalık bir yürüyüş yeterli olurken büyük köpeklerde bu bir saati bulur. Yürüyüş sonrası oyunu unutmamak gerekir. Köpeğiniz yürüyüşle bütün enerjisini atamaz. Ya başka köpeklerle oynaması gerekir, gerçekten yorulması için ya da karşı cinsten bir köpekle bir süre takılması gerekir ki sosyalleşme konularına daha sonra döneceğim.
Köpeğinizi yürütmenizin en önemli sebebi, bu küçük sevgi yumakları her gün belirli sayıda adım atmazsa depresyona girebiliyor ve bunun olmasını hiç istemeyiz. Ama bu dediğimden korkmayın, havanın uygun olmadığı günler buna dahil değil. Bir gün yürütmediniz diye köpeğiniz size küsmez…alıngan bir köpekse küsebilir ama ben oğlumla böyle bir problem yaşamadım. O orta boylarda bir köpek, on beş kilo ve istediğinde kucağına alınmadığında küserek gidip yatağına yatıyor. Havanın uygun olmadığı günler ise benden önce o eve kaçıyor.
Ayrıca yürütecek bir yerinizin olması önemli tabi. Oturduğunuz yer uzun yürüyüşler yapmaya müsait mi? Sokak köpekleri ne sıklıkla var, saldırganlar mı, saldırganlarsa hangi saatlerde ortalarda geziyorlar? Köpeğinizi özgürce salabileceğiniz bir yer var mı? Başka köpeklerle sosyalleşebileceği bir yer var mı?
Evet, sosyalleşme. Köpeğinizin bizler gibi sosyalleşmesi çok önemlidir. Eğer yavru bir köpek sahiplenmeye karar verdiyseniz evinize çok sık ve çok uzun süre olmayacak şekilde misafir çağırmalısınız. Bu misafirler çeşitli yaşlarda olmalı ve köpeğiniz her tür insanı tanımalı, dışarı çıktığında tehdit olarak algılamamalı. Köpekler özellikle çocuklara ilgi gösterir. Onların yanında sakin kalmalarını sağlamak gerekli çünkü köpekler kuvvetlerinin farkında olmuyor. Çocukları devirip onlarda boşu boşuna fobi yaratmak istemeyiz. Aksine köpek sever bir dünya elimizde.
İnsan tanıması, köpek tanımasına göre daha kolay olacak, işin ironisi de bu. Köpekler sanıldığı gibi diğer köpeklerle çok kolay arkadaşlık kuramazlar. İki köpeğin birbirini görüp oynamaya başlamaları aslında nadirdir. Köpek parklarında daha çok olur ama tasmalı iki köpek tanıştığında birbirlerine hırlayabilirler. Siz ilk önce kendi köpeğinizi tanımalısınız. Karşınızdaki kişiyi eğer ilk karşılaşmaysa buna göre uyarmalı, ona göre sakin kalarak tetikte olmalısınız. Çünkü köpeğinizin hareketlerini asla yüzde yüz kontrol edemeyeceksiniz. Yıllardır tanıdığınız sakin köpeğiniz bir anda bir gün bir köpeğe hırlayıp saldırmaya çalışabilir. Onlar bize göre daha farklı hissedip tanışıyorlar. Burada önemli olan köpeğinizin sizin sesinizi duyunca duracak olması.
Her zaman diğer köpeğin dişi mi erkek mi olduğunu ve sakin olup olmadığını sorun. Dişi-erkek köpekler ve erkek -erkek köpekler için genelde anlaşamazlar diyip birbirlerinden uzaklaştırma eğilimi vardır. Zorlamayın ama bulduğunuz her fırsatta köpeğinizin diğer köpeği tanımasını en azından bir koklamasını sağlayın. Bunun dışında boyutlarının da yine önemi var. Küçük köpekler asabi olabiliyor, büyük köpekler tanışma konusunda daha sakin oluyorlar. Açıkçası burası anlamadığım bir nokta. Köpeklerin birbirlerinde nelere kızdığını anlamak zor çünkü kuyruk sallayarak birbirlerine gidip yan yana olunca hırlaşabiliyorlar. Bunu küçük köpeklerde sık gördüm. Önceden dediğim gibi sizin sesinizin ve komutunuzun önemi çok fazla.
Köpeğiniz dışarıya ilk adımını, yavru-yetişkin fark etmeden, kuduz aşısını olduktan sonra atabilir. Siz evde ona tasma takmayı alıştırmaya başlayın ve lütfen gövde tasması kullanın. Koridorda ya da evin geri kalanını da kullanarak tasma takılı bir halde, ödül maması vererek onu sakin ve yanınızdan yürütmeye alıştırın. Çünkü dışarıya çıktığında hem çok heyecanlanacak hem de keşfe çıkmak için sabırsızlanacak. Onlar bizden çok daha fazla keskin burunlara sahip. Her kokuya gitmeye çalışacak.
Ve bu ilk keşif döneminde büyük ihtimalle başka bir hayvanın dışkısını yiyecek. Üzülmeyin ve endişelenmeyin. Bir kereden bir şey olmaz ama tekrarlanmamasına dikkat edin. Eğer diğer köpek hastalıklıysa bu sizin köpeğinize de geçer. Tüylü dostumuzun merakı yüzünden hastalanmasını istemeyiz. Köpeklerin dışkı yemesinin genel olarak iki sebebi vardır. Çok baskın koku meraklarını tetikler, bir diğeri vitamin eksikliği çekiyordur.
Dışarıdaki ilk gezisinin güzel geçmesi çok önemli. Dış dünyanın tehlikeli olmadığını görmeli ve dışarı çıkmaktan tedirgin olmamalı. O yüzden en başta bu gezileri kısa tutmak ve ödül mamalarımızı yanımızdan ayırmamak en iyisi. Yabancılara karşı sakin kalmalı. Biri onu sevmek isterse korkmayın, izin verir. Hayvanlar bizim ruh halimizi anlarlar. Eğer siz gerilirseniz o da gerilir. Sakin kalmanız ikiniz için de en iyisi.
Bazı köpek cinsleri doğuştan alerjik doğar, her köpeğin yediği besin sizin köpeğinizde alerji yapabilir. Bu alerji genelde kendini kaşıntı olarak gösterir. Beyaz renkli köpeklerde daha çok görülür. Veterinere göstermenizde fayda var. Panik olmaya da gerek yok. En fazla, kaşınıp kendini yaralamaması için kaşıntı karşıtı bir iğne yapılır.
Burada ufak bir bilgi eklemek istiyorum. Benim oğlum bu bahsettiğim doğuştan alerjik, beyaz renkli köpeklerden. Onun belirli bir besine alerjisi yok ama kaşıntı yüzünden kendini yara bere içinde bırakmışlığı oldu. Kuru mama dışında da yemek veriyorduk ve hava karlı olduğu için yürüyüşünü yapamıyordu. Aynı besinleri yazın yediği için besin alerjisi olmadığını biliyoruz. Sorun protein depolanmasıydı. Vücudunda atılamayan proteinin fazlası bu şekilde tepki vermişti. Bu gibi durumlara dikkat etmelisiniz. Artı olarak bir şey yapmanıza gerek yok, köpek yavrusu bakışlarına hayır demeyi öğrenin yeter. Her gün elma yiyor diyelim, bir dilimin yarısı kadar yiyebilir, bunu haftanın üç gününe düşürmek onun için iyi olabilir. Gibi.
Sadece alerji açısından değil tabi, birçok sebepten dolayı evinizin yakınında veteriner olması sağlıklı olacaktır.
Bir sonraki sorumuz: Ona ne kadar zaman ayırabilirsiniz? Çünkü o sizden hep, zamanınızın tamamını isteyecek. Özellikle yavru köpekler eve ilk geldiklerinde terk edilme travması atlatmaya çalışıyor olacaklar. Siz onları hemen aileye dahil edebilirsiniz ama onlar için kısa bir süre gerekli çünkü annelerini geri isteyecekler. Hatta bazı köpeklerde geceleri uluma bile görülür. Bu durumda ona kızmamalı, aksine yanında olup onu sakinleştirmelisiniz ki güvende olduğunu hissedebilsin.
Burada yine kendi oğlumdan örnek vermek isterim. Onu biz başka bir aileden iki buçuk aylıkken sahiplendik. Maalesef o aile onu satın almıştı ve vakit ayıramamışlardı ve o bir haftayı yalnız geçirmek zorunda kalmış, bu dönemde de oldukça korkmuştu. Onu eve ilk getirdiğimiz zaman iki ay onu hiç bırakmadım. Ben üniversiteye gidiyordum ve tatil dönemiydi, o yüzden kolay olmuştu benim için. Ama onun için zordu. Annesinden ayrı kalmıştı, uzun süre yalnızdı ve birkaç defa yer değiştirmek, sürekli farklı insanlar görmek zorunda kalmıştı. Beni sevmesi kısa sürdü, bana güvenmesi biraz daha uzun. Geceleri birçok kez kalkıp yatağımda yattığımdan, orada olduğumdan emin olmak için uyanıp bakıyordu. En başta gece bir şey ister, bir şey olur da ben duymam diye korkmuştum ama kalkıp bana bakması hemen uyanmamı sağlıyordu. Yatağı, hemen yatağımın yanındaydı. Elimi aşağı sarkıtıp onun üstüne koyuyordum ve hemen öyle uykuya dalıyordu. Şimdi dünyada en çok güvendiği insan benim. Bu yazıyı yazarken de sırtı bana yaslı bir şekilde uyuyor.
Eve ilk gelen yavru köpek için evinizin bir köşesini ayırmalısınız. Hem uyuyup hem tuvaletini yapıp hem de mamasını yiyebileceği genişlikte olmalı ama aynı zamanda dar olmalı. Köpeğinizi hemen eve salamazsınız çünkü içgüdüsel olarak her yere büyük-küçük tuvaletini yapmaya başlayacaktır. Alanını küçülterek bunun önüne geçebilirsiniz. O alıştıkça da yavaş yavaş evde gezmesine izin verebilirsiniz. Dışarıda tuvalet eğitimi oturduktan sonra rahatça bırakabilirsiniz zaten.
Tuvalet eğitimi de düşünüldüğü kadar zor değil. Tek ihtiyacınız olan ödül maması. Köpeğiniz sizin istediğiniz yere tuvaletini yaptığı anda ödülü verip aferin demeniz yeterli olacaktır. Çoğu köpek bu eğitimi kolay kapar. Eğitimlerin en zoru etrafta birçok dikkat dağıtıcı etken varken ona “Dur!” eğitimini vermektir. Bu hayati bir eğitimdir. Özellikle onun kayışsız gezmesini istiyorsanız. Evet, karşıdan karşıya geçerken bekleyen köpekleri hepimiz gördük ama köpeğiniz bunu hemen bilmeyecek. Ya tecrübe ile öğrenecek ya da siz onu koruyacaksınız. İkincisinin olmasını isterim şahsen.
Tüylü dostumuzun dışarıda rahatça gezebilmesi için bütün aşılarının tam olması gerekir. Dışarıya ilk adımını, özellikle yavru köpekler kuduz aşısı olduktan sonra atabilir. Bazı aşılar sadece yavruyken yapılır, bazıları ise ömür boyu yılda bir kere tekrarlanır. Dış parazit ve iç parazit ilaçlarını dışarıdan da temin edebilirsiniz ama veteriner verirse köpeğinizin pasaportuna işlenmesi kolay olur. Bunlar üç ayda bir kullanılan ilaçlardır. Ense damlası şeklinde formu da var hap şeklinde de var. Bu pasaport herhangi bir sıkıntı anında köpeğinizin sağlığının yerinde olduğunu kanıtlamanız için en kısa yoldur.
Size alışması için bir süre hep yanında kaldığınız köpeğinizi de bir anda uzun bir süre yalnız bırakamazsınız. Bir dakika gibi kısa sürelerle yanından gitmeli ve yavaş yavaş bu süreyi uzatmalısınız. Bir, beş, on , on beş, yarım saat, bir saat ve saatler. Bunun önemi şu, köpekler biz her kapıdan her çıktığımızda onları terk ettiğimizi düşünür. Sizin her zaman geri döneceğinizi bilmeli. Bu terk edilme fobisi de bazı sonuçlara yol açabilir. Mesela stres olup evdeki eşyalara zarar verebilir. Daha önceki araştırmalarımdan yola çıkarak şu konuda düzeltme yapmak istiyorum.
Köpekler yaptıkları yaramazlığı hatırlamaz, diye çok yazı okudum. Böyle bir şey yok. Onun için o an vardı, bitti gitti diyorlar ama hayır. Köpeğiniz ne yaptığının farkında. Bunun kötü bir şey olduğunu ona ceza vererek öğretebilirsiniz, bir daha yaparsa ki yapabilir hemen çözülmesini beklemeyin, yaptığının yanlış olduğunu bildiği için olay mahaline gelmeyebilir. Eve geldiğinizde köpeğiniz çok usluysa bilin ki evde sizi bekleyen bir yaramazlık var.
Köpekler yazları 4-5 haftada bir yıkanır, kışları 6-8 haftada. Sadece su ile yıkanmasında bir problem yok, sadece bir süre kokusu farklı olabilir. Bu açıkçası bana batan bir şey değil ama tek başıma yaşamıyorum ve ıslak köpek kokusunun üstünde kaldığını söyleyip şampuanlamamı istiyorlar. Bebek şampuanı kullanıyoruz, veteriner önerisiyle.
Köpeğiniz olabildiğince sadece sizin elinizden beslenmeli ki yabancıların eline atlamasın. Köpeğinizin gözü sizin üzerinizde olmalı ve bir şey yapmadan önce sizden onay alması gerektiğini bilmeli. Alfa siz olmalısınız. Eğer evde bunun için gerekli eğitimi verebileceğinizi düşünmüyorsanız çok önceden eğitim yeri araştırın. Köpeğinizin komut dinlemesi onun hayatını kurtarır. Bunun en basit örneği akan bir trafiğe atlamadan sizin “Dur!” komutunuza hemen uymasıdır ya da bir kedinin arkasından koşup kaybolmamasıdır.
Sizin disiplinli olmanız köpek sahibi olmada en önemli kuraldır. Gerek eğitimi olsun, gerek yeme kuralları olsun, gerek ev içi kuralları olsun. Eğer evinizi paylaştığınız insanlar varsa, anne-baba, eş, ev arkadaşı fark etmez, sizin köpeğiniz için koyduğunuz kurallara uymak zorundalar. Özellikle yeme kuralları. Sizin “O bunu yiyemez.” dediğiniz hiçbir şey köpeğinizin boğazından geçmemeli. Köpekler “yavru köpek” bakışını bilinçli yaparlar. Bu tuzağa düşmemelisiniz ve başkalarının düşmesini engellemelisiniz. Köpeğiniz her yasaklı yemek yiyişinde ömründen gider. Başka insanların bu konuda rahat takılmasına aldanmayın. Onun sağlığından siz sorumlusunuz ve eminim uzun bir süre size yoldaşlık yapsın istersiniz. Elbette bazen kaçamaklar yapıp zararlı şeyler yiyebilir, bunun dozunda olmasına özen gösterin.
Köpek sahibi olmadan önce her konuda bilgi sahibi olduğunuzdan emin olun. Köpeğinizin cinsi, cinsiyeti, yaşı, bunların hepsi sizin aranızdaki ilişkiyi etkileyen durumlar. Sırf köpek seviyoruz diye kas gücüne yetişemediğimiz bir köpeği sahiplenme tehlikesine ve ona sahip değiştirme travması yaşatmamıza gerek yok.
Gözünüz korktuysa korkmasın. Bu dünyada en güvendiği ve en sevdiği insan siz olacaksınız. Sevgisi tüm zorluklara katlanmanıza hayli hayli yarayacak. Belki sabah erken kalkmak zor gelecek ama onun kuyruk sallayarak size bakması o zorluğu silip atacak.
Ben uzman değilim, küçük üç yaşında bir oğlum var sadece. Acil ev aradığı için çok araştıramadan sahiplendik ve başlarda biraz zorluk yaşadık. Mesela ona ufak bir yer ayarlayıp çıkmasına izin vermemeyi bilmiyorduk, evi güzelce döşedi…
Umarım yardımcı olur. Ben ve tüylü dostum, sen ve tüylü dostuna mutluluklar diler.
Henüz hiç yorum yapılmamış.
