Bipolar Olmak Kaderimiz Değil 5. Bölüm
Merhaba benim gönülden olan can dostlarım ve de kader arkadaşlarım. Bu gün sizlere "Bipolar Olmak Kaderimiz Değil 5. Bölüm" adlı makalemi yazım diline dökmeye çalışacağım. İnşallah sizler de büyük bir keyif alarak okursunuz. :)
Bizim adına Kader dediğimiz bu yaşam serüvenimiz de yaptığımız olumlu ve olumsuz seçimlerin ve yapılan tercihlerin sonucuna bağlıdır.
Bipolar olmak bizim kaderimiz değildir. Mutlaka ve mutlaka bu rahatsızlığın bir tedavisi olmalıdır.
Şimdi size çok ama çok enteresan gelecek bir soru sormak istiyorum. Hazır mısınız? Hayatınız boyunca hiç mekanik yani kurmalı bir saatiniz oldu mu? Peki ya ben bunu size neden mi soruyorum? diye merak edebilir siniz.
İnsan beyni mekanik bir saat gibi görevlerini hiç aksatmadan çalışırken bakım + onarım + yağlanmaya ihtiyaç duyar. Bakımını işinin ehli olan doktorlara + onarımını için doğal / Sentetik bazlı ilaçlara + Yağlanması için de Vitaminler / B1 / B12 / Omega3 / Omega6 gibi yağlara çok ihtiyaç duyar.
İşinin ehli bir doktor hastasını iyileştirmek için daima çaba gösterir.
Beyin denilen bu hayati organımızın onarımı için doğal ve sentetik bazlı ilaçlar kullanılarak Mani / Depresif ruh hallerimiz ilaçlar sayesinde kontrol altında tutulmaktadır.
Beynimizin de çalışırken yağlanmaya çok ihtiyacı vardır.
Vitaminler / B1 / B12 / Omega 3 / Omega 6 gibi yağların beyinimizin farklı noktalarının düzenli çalışması için gereklidir.
YAĞ GERÇEKTE İLAÇ GİBİDİR
Yaşamın devamı için yağın bu kadar gerekli ve önemli olduğu yeni araştırmalar sonucu ortaya çıktı.
Mesela, tekli doymamış yağ türü olan Omega-3 ile çoklu doymamış yağ türü olan Omega-6 dengeli bir şekilde organizmada bulunmazsa, hastalıklar yakamıza sarılı veriyor.
Doku yapısı, hormon salgısı düzeni bozuluyor. Çünkü, bu iki yağ çeşidi hep karşıt organizma denge unsuru olarak çalışıyor.
Örneğin, Omega-6 türü yağ damarlarda büzücü etki yaparken, Omega-3 damar genişliği yaratıyor.
Beyin hücrelerindeki Omega-3 ve Omega-6 dengesi bozulduğunda beynin yapısı ve sinir hücreleri arasındaki iletişim çöküyor, genlerin işleyişi, bilgi salımı sapıklaşıyor, protein sentezi öldürücü ürün yaratıyor.
Günümüzde yapılan araştırma sonuçlarına göre, romatizma, kanser, dahil bir dolu hastalık, yağ dengesi bozukluğundan kaynaklanıyor.
SÜRPRİZ ŞEKİLDE İYİLEŞİYOR
Organizmadaki Omega-6 ile Omega-3 yağ asidi oranı 1:1 ile 1:3 oranına çekildiğinde bir süre sonra değişik hastalıklar sürpriz bir şekilde iyileşiveriyor.
Omega-3 oranı yüksek olan keten tohumu yağı ile soğuk baskı ile elde edilmiş sızma zeytinyağı karışımı sabah ve akşam yemeklerinden bir saat önce bir yemek kaşığı içildiğinde ve ek olarak günde 200 mg Vitamin E alındığında damar iç çeperi zarları sağlıklı olur, iltihaplanmaz.
Ayrıca kandaki şeker oranının sabit kalması sağlanır, fazla İnsulin salgılanması önlenir, pankreas sağlıklı kalır.
Bu olumlu gelişmelerde şeker hastalığına yakalanma riskini azaltması yanı sıra beyin, göz, sinir sistemi hücre tahribatını asgari düzeye indirir.
BEYİN YAĞI NEDİR?
Belki şaşıracaksınız ama beyinde tam tamına 300.000 kilometre uzunluğunda gözle görülmeyecek incelikte sinir lifciği bulunur.
Bütün hayati işlemler bu mikro incelikteki lifcikler üzerinden gerçekleşir.
Lüfciklerin sağlıklı olması için zarlaının okside olmaması gerekir. Bunu sağlamak için de beyinde yeteri miktarda Omega-3 yağı (DHA) bulunması şarttır.
Ayrıca, beynin yüzde 60’ını yağ oluşturur. Bunun yüzde 30’u da Omega-3 (DHA) yağıdır.
Eğer, temel yağ adı verilen bu kimyasallar yeteri miktarda her gün besi yoluyla alınmazsa hem beyin hücreleri, hem beyni besleyen damarların iç ceperleri, hem de 300.000 kilometre uzunluğundaki sinir lifcikleri okside olur, yapısal bozukluğa uğrar.
Sonuçta başta beyin fonksiyonları, sonra da tüm organik elektriki sistem bozukluğu yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar.
Mesela, sürekli kaygılı, unutkan, gergin, mutsuz ve halsiz seniz, bilin ki organizmamızda ya yanlış yağ vardır veya Omega-3 yağı eksilmiştir; size işareti böyle verilmektedir.
O işaret aynı zamanda yavaş gelen ölümcül hastalıkların, ayak sesleridir!..
ANTİOKSİDANLARI YİYİN
Her zaman söylediğim gibi, bitkiler en iyi antioksidan kaynağıdır.
Turunçgiller ve taneli meyveler, en güçlü antioksidan kaynakları olmakla birlikte, tüm meyve ve sebzeler antioksidan kaynağıdır.
Koyu ve parlak renkli meyveler, vitaminler bakımından oldukça zengindir. Eğer bulursanız en canlı meyve ve sebzeleri satın alın.
En favori meyveler: Yaban mersini, ahududu, çilek, nar, goji meyvesi.
A vitamini kaynakları: Havuç. mango.
C vitamini kaynakları: Kivi, mango, papaya, kuş üzümü.
E vitamini kaynakları: Sebze yağları, badem, koyu yeşil yapraklı sebzeler, buğdaydır.
RETİNOL KIRIŞIKLIKLARI AZALTIR
Cildiniz, yenilenme ve tamir döngüsünde doğal olarak A vitamini kullanır. Retinol de, A vitamininin saf bir formudur.
Retinol genellikle, ciltte kırışıklıkların görünümünü azaltmak ve akne ile savaşmak için kullanılır.
Bu güçlü içerik, hücresel yapıyı uyararak cildin yüzeyinde yeni, sağlıklı hücreler meydana getirir, antiaging faydalar sağlar. Retinol, aşağıdaki besinlerde bolca bulunur:
Süt: D vitamini, kalsiyum ve A vitamini bakımından zengin olan sütün yapısında bulunan retinol miktarı, içerdiği yağ miktarı tarafından dengelenir. Buna göre, yağ içeriği yüksek olan sütün, içermiş olduğu A vitamini miktarı daha azdır.
Öyle ki; bir su bardağı tam yağlı sütün içermiş olduğu retinol miktarı 227 IU iken, bir su bardağı yağsız sütün içermiş olduğu retinol miktarı, 497 IU'dur.
Buna ek olarak, süt ürünleri ekstra A vitamini ile zenginleştirilerek daha fazla retinol alımı sağlanabilir.
Et ve tavuk: Retinol; et ve kümes hayvanlarında değişen miktarlarda bulunur. Sığır karaciğeri, retinol içeriği en zengin olan gıdalardan biridir. 100 gram fırınlanmış karaciğerin içerdiği retinol miktarı 26088 IU A vitamini şeklindedir.
Bu miktar, günlük alınması tavsiye edilen A vitamini miktarının çok üzerindedir. Retinol içeren diğer et ürünleri; ördek eti, tavuk eti, balık yağı ve karidestir.
Peynir: Peynirin retinol içeriği, türüne bağlı olarak değişkenlik gösterir. Buna göre, keçi peyniri ve krem peynirinin yapısında bulunan retinol miktarı daha yüksek iken, diğer peynir türlerinin yapısında bulunan retinol miktarları daha düşüktür.
Balık: Ton balığı, uskumru, alabalık, ringa balığı, morina ve somon gibi balıklar, esansiyel Omega-3 yağ asitleri ve protein açısından zengin kaynaklardır. Bu tür balıklar, aynı zamanda iyi bir retinol kaynağı olup cilt için faydalı etkiler gösterir.
Meyve ve sebzeler: A vitamini, retinol ve beta-karoten olmak üzere iki formda bulunur. Retinol hayvansal ürünlerde bulunurken, beta-karoten ise meyve ve sebzelerde bulunur.
Retinol, vücut tarafından kolayca emilebilen A vitamini formudur.
Beta-karoten ise kolayca absorbe edilemez, vücut içinde retinole dönüştürülebilir özelliktedir. Bundan dolayı, beta karoten içeren besinler de retinol tüketimi açısından önemlidir.
Kabak, domates, kavun, lahana, brokoli, mango, greyfurt, papaya, guava, havuç, ıspanak, biber ve kabak; A vitamininin beta-karoten formunda olan zengin gıdalara verilen birkaç örnektir.
Bunların dışında kırmızı ve turuncu renkteki sebze ve meyveler de retinoidler bakımından zengin besin kaynaklarıdır.
LESİTİNE İZİN VERİN
Yağlar ve temel yağ asitlerinin kompleks bir karışımı olan lesitin, hücre zarının ana bileşeni olarak canlı hücreler içinde bulunan yağlı bir maddedir.
Yağımsı bir madde olan lesitin; hücrenin yapısına girerek hücreleri, dokuları, organları onararak onları korumayı ve fonksiyonarını en üst seviyede çalışmasını sağlar.
Beyin fonksiyonunu güçlendirici özelliktedir; bellek, düşünme yeteneği ve kas kontrolünde olumlu etkileri vardır.
Ayrıca, kolestrolün damar çeperlerinde birikimini ve safra taşını önleyen bir maddedir.
Lesitin bakımından zengin besinler; yumurta, soya ürünleri, karnıbahar, fındık ve fındık yağı, turunçgiller, patates, ıspanak, iceberg marul ve domatestir.
YEMEKLERİNİZE TUZ YERİNE BAHARAT KOYUN
Hücrelerde ekstra su tutan ve onlara zarar veren tuz yerine yemeklerinizi tatlandırmak için aşağıdaki faydalı ot ve baharatları kullanabilirsiniz:
Zencefil: Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kandaki yağ oranını düzenleyerek damarları korur. Şeker hastalığını tedavi edici etkisi vardır. Migrene iyi gelir.
Ağrı kesici ve iltihabı yok edici özelliği vardır. Yapılan araştırmalarla, soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonlarda zencefilin tedavi edici etkisi kanıtlanmıştır.
Zerdeçal: Kanserli hücreler ile mücadele ederek hücre yenilenmesini hızlı bir şekilde destekler. Bunama ve Alzheimer'a yakalanma riskini büyük oranda azalır.
Antioksidan etkisi sayesinde vücutta biriken zararlı maddelerin dışarı atılmasını sağlar. Kanı temizleyerek damar tıkanıklığını engeller. Kalp rahatsızlığı riskini azaltır.
Sarımsak: Kötü kolesterolü düşürür, kalp sağlığını korur ve tansiyonu dengeler. Çeşitli araştırmalarda, düzenli olarak çiğ veya az pişmiş sarımsak tüketmenin kolon ve mide kanseri başta olmak üzere çeşitli kanser türlerine yakalanma riskini önemli oranda azalttığı belirlenmiştir.
Kimyon: Tam bir A vitamini deposu olan kimyon; C, E ve K vitaminleri de içerir. Yabancı maddeler ve serbest radikallere karşı etkili antioksidan içerdiği için, bağışıklık sisteminin hastalıklarla mücadele etmesine yardımcı olur.
Acı kırmızı biber: Vücut ısısını artırarak kan dolaşımını hızlandırır. Bir iltihap sökücü ve enfeksiyon giderici olması nedeniyle artirit ağrılarına iyi gelir. Diyabet ve sedef hastalarında da tedavi edici olarak kullanılır.
Bilmenizi istiyorum ki sizlerin sağlığına zarar vermek istemiyorum. Bu yazdığım makaleme katılıp / katılmamak adına özgürlüğünüz daima vardır.
Bipolar kardeşlerimin duygu ve düşümlerine daima saygı duyarım. Olumlu ve yapıcı eleştirilerinize daima açığım. En içten saygılarımla....
KAYNAKÇA :
Turgay Renklikurt (Eksik beyin yağı öldürüyor!..) / (Beynin doktoru yağdır!..) Makalesinden yararlandım.
HOWARD MURAD (Beyninizi sağlıklı yağlarla besliyor musunuz?) makalesinden yararlandım.
Henüz hiç yorum yapılmamış.
