Murat KAYA @Murat_KAYA_1961

Zaman da Yolculuk 1. Bölüm

Merhaba Değerli dostlarım ve arkadaşlar bu gün sizlere Zaman da Yolculuk etmekten bahsedeceğim. İnşallah sizler bu yazımı keyif alarak okursunuz.


Bildiğimiz kainat hayli esnek zaman dokusu üzerinde bir noktadan diğer bir noktaya doğru sanki akar gibi hareket eden bir yapıya sahiptir. 


Zaman dokusu likralı esnek kot kumaşına benzer. Böyle bir dokuya sahip olan kod kumaşının üzerinize giyildiğinde gerildiği gibi yine üzerimizden çıkarıldığında eski halini alıp büzülmektedir. Uzay zaman dokusu da bazen çok hızlanır bazen de çok yavaşlar.  


Kainatın zaman dokusu kütle çekim kuvvetinden etkileniyor. Dünya da yaşanılan zaman akışı farklı uzaya çıkıldığında yaşanan zamanın akışı ise daha farklıdır.


Gezegenimizde yaşadığımız zamanın akışını ölcümlendirdiğimiz 1 gün = 24 saat / 1 hafta = 7 gün / 1 ay = 30 gün ve 1 yıl 365 gün olarak benimsediğimiz zamanın akışı Dünya'dan ve güneş sistemimizden uzaklaştıkça zamanın akışı hızlanır. 


Gezegenimizden uzaklaştıkça zamanın akış hızını ölçtüğümüzde mini saniyelerden saniyelere, dakikalardan, saatlere, günlere, aylara ve yıllara kadar uzanan zamanın akışında hız değişkenlikleri meydana gelmektedir.


Şu an kullandığımız zaman ölcümleri o an anlam ve değerini kaybeder. İşte o zaman bilinen yıldızlar arasındaki uzay zaman dokusu üzerindeki kütlenin hareket hızı ve mesafeler daha 

önem kazanır. 


Peki ya zamanda yolculuk yapılabilir mi? 


Ben Zamanda yolculuk 3 şekilde yapılabileceğine inanıyorum.


1) Yüksek teknoloji kullanarak : Uzay zaman dokusu hayli esnek olduğu için bükülebilir. Zamanın akış hızında ileri ve geri hareket edilebilir. Burada önemli olan uzay zamanının başladığı ilk an (Big Bang) bu zaman dilimine yaklaştıkça geçmişe gidebilir.


Ondan uzaklaştıkça gelecek bir zaman dilimine gidebilirsiniz. Burada ki en önemli faktör gideceğiniz hedefin uzay boşluğundaki rotası ve hızıdır. 


Bir zamanlar Rabbimin en sevdiği kullarından biri olan Hz. Zülkarneyn A.S Rabbinden bir şey istedi. Yüce Rabbimiz ona Hz. Nuh A.S yapmasını istediği gemi gibi ona da bir şeyi yapması için planını verdini kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim Kehf suresinde ayet ayet 

her şeyi mutlak gerçeği görebilen ve onu anlayabilen için anlatmaktadır.


“ Biz yeryüzünde onun için sağlam bir mekân ve (orada istediği gibi hareket edeceği bir ortam ve) kendisine (muhtaç olduğu) her şeyden (amacına ulaşabileciği) bir sebep (yol) verdik.” (ulaşmak istediği herşeye ulaşmanın yolunu ve aracını verdik.) (Kehf suresi: 84. Ayet)


“O da (kendisini batı ülkelerine ulaştıracak) bir yol tuttu.” (Kehf suresi: 85. Ayet)


Kehf suresinin devamında Hz. Zülkarneyn A.S yolculuğunda yaşadıklarını anlatmaktadır. 


“Nihayet güneşin battığı yere ulaşınca, onu, kara balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kâfir) bir kavim buldu. Dedik ki: Ey Zülkarneyn, ya (onları) cezalandırırsın veya kendilerine güzel davranırsın.” (Onları güzellikle yola getirirsin. Nasıl istersen öyle yaparsın.) (Kehf suresi: 86. Ayet)


Hz. Zülkarneyn A.S güneşin battığı kara balçık (Karadelik) ve yakınından bakıldığında su gözesine batar gibi göründüğü noktaya yolculuk yaptığını. Oradaki halkı kurtarmak veya ölüme terketmek elinde olduğu halde adaletli bir yönetici olarak onlara seslendiğini Kuran-ı Kerim in dilinden öğreniyoruz. 


“Zülkarneyn, kim zulm ederse, onu cezalandıracağız. Sonra o, Rabb’ine döndürülecektir. O da onu görülmemiş bir azaba uğratacaktır.” 

(Kehf suresi: 87. Ayet)


“Fakat her kim iman eder ve salih (iyi ve güzel) amel (ibadet ve iyi şeyler) yaparsa ona mükâfat olarak daha güzeli vardır. (Üstelik) ona emirlerimizden kolay olanı söyleriz.” (Ona kolay işler yapmasını emrederiz, zor işlere koşmayız onu.) (Kehf suresi: 88. Ayet)


“Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.” (Kehf suresi: 89. Ayet)


Hz. Zülkarneyn A.S ın sonra yeniden bir yolculuğa çıktığını öğreniyoruz.


“Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu, kendileriyle güneşin arasına (onları koruyacak) örtü koymadığımız bir kavim üzerine doğar buldu.” (Kehf suresi: 90. Ayet)


Hz. Zülkarneyn A.S' ın güneşin doğduğu yer diğe belirtilen nokta mutlaka bizim güneşimizin meydana geldiği ilk hali ve orada ulaştığı bir başka gezegenin üzerinde bulutun ve gölgenin olmadığı çıplak bir gezegene indiğini Kuran-ı Kerim'in dilinden anlıyoruz. 


“İşte böyle. (Zülkarneyn, yüksek bir mevkiye ve hükümranlığa sahipti.) Onun yanında ki (daha nice hükümranlık bilgisini ve) tecrübesini kuşatmıştık.” (Hepsinden haberdardık.) (Kehf suresi: 91. Ayet)


Burada yazılı olanlardan anladığım kadarıyla Hz. Zülkarneyn A.S bu gezegenden işine yarayacak tecrübesi olan birilerini yanına almış. 


“Sonra yine bir yol tuttu.” (Kehf suresi: 92. Ayet) 


Burada Hz. Zülkarneyn A.S nin uzay zaman yolculuğuna devam ettiğini anlıyoruz. 


“Nihâyet iki sed (dağ) arasına ulaşınca, bunların önünde nedeyse hiç sözü anlamayan bir kavim (halk) buldu.” (Kehf suresi: 93. Ayet)


Burası evimiz Dünya' da İnsanlık tarihindeki yaşanılmış ama kaydı hiç tutulamış bir zaman diliminden bahsediyor. 


“Dediler ki: Ey Zülkarneyn! Ye’cüc ve Me’cüc adlı kavimler yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle onların arasında bir sed yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?” (Kehf suresi: 94. Ayet)


İnsanoğluna musallat olmuş. Fitne ve fesat çıkaran bu varlıklardan çok bezmiş olan halk Hz. Zülkarneyn A.S dan yardım istiyor.  


“Zülkarneyn,”Rabbimin bana verdiği (imkân, kudret ve zenginlik sizin bana vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir sed (engel) yapayım.” (Kehf suresi: 95. Ayet)


Burada anladığım kadarıyla Hz. Zülkarneyn A.S maddi bir karşılık beklemeden Rabbinin gönül rızasını kazanmanın daha hayırlı olduğunu bildiği için teknolojik bilgisi ve yapabilirliğini kullanarak o varlıklar ile insanoğlu arasında bir set (engel) yapmayı teklif ediyor. 


“(Zülkarneyn) Bana (yeterince) demir madeni (kütleleri) getirin.”dedi. (Zülkarneyn) iki dağın (yamacın) arasındaki boşluğu (demir kütleleriyle doldurup dağlarla) aynı seviyeye getirince, üfleyin (körükleyin) dedi. Nihâyet o demir kütlelerini eritip kor bir ateş (haline) getirince; 


“Bana erimiş bakırı getirin bunun üzerine boşaltayım” dedi.” (Kehf suresi: 96. Ayet)


Ben Kuran-ı Kerim'in sureleri içinde bu ayeti okuduğumda çok etkilendim. Hz. Zülkarneyn A.S bir metalurji mühendisliği bilmine vakıf olduğunu anladım. Demir külçeleri baraj yapar gibi iki dağ arasına aynı seviyeye gelecek gibi muntazam diziliyor.


Demir kütlesi hava körüklenip ak kor sıçaklığına getirildiğinde bakır getirmelerini istiyor. Kızgın demirin üzerine sıcak bakır döktüğünüzde "TUNÇ" alaşımını elde edersiniz. 


Tunç alaşımını binlerce yıla meydan okuyacak kadar dayanıklı olduğunu biliyorum. Bu alaşım çok serttir. Tunç alaşımının iç dokusunda mikro hava boşluğu olmadığından derin oksitlenme meydana gelmez.


Kütlesinin yoğunluğu pek ağırdır. Tunç'un kalınlığı arttıkça çok ama çok zor kesilir. Kıramazsınız. Soğuk ve Sıcak ısı değişkenliklerine çok dayanıklıdır. 


“Artık (Ye’cuc ve Me’cuc) onu ne aşabildiler ne de delebildiler.” (Kehf suresi: 97. Ayet)


İşte burada Tunç alaşımının ne kadar mükemmel olduğunu Kuran-ı Kerim in dilinden anlamak için okuyoruz. 


“(Zülkarneyn), Bu, Rabb’imin (kullarına) bir rahmetidir. Rabb’imin va’di (yani, kıyametin kopma vakti) gelince (Ye’cuc ve Me’cuc) onu (o Seddi) yerle bir eder. Şüphesiz, Rabb’imin va’di gerçektir” (Kehf suresi; ayet:98)


Burada bize anlatmak istenilen Rabbimiz tarafından belirlenmiş bir zaman aralığına kadar o duvarın ayakta duracağı ve sonra yıkılıp yerle bir olacağını bunun da Rabbimizin bir vaadi olduğunu Kuran-ı Kerim in diliyle öğrenmekteyiz.


Bu yazdığım "Peki ya zamanda yolculuk yapılabilir mi?" 1. Bölümdümü okudunuz. Bilin ki sizin duygu ve düşüncelerinize daima saygı duyarım. Olumlu ve olumsuz eleştirilerinize daima açığım. 


3

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yazmak için giriş yapmanız gerekli