Murat KAYA @Murat_KAYA_1961

Zaman da Yolculuk 3. Bölüm

Merhaba değerli dostlarım ve arkadaşlarım bu gün sizlere Zaman da Yolculuk etmektek konulu makalemin 3. Bölümünü yazdım ve şimdi sizlerle paylaşıyorum. İnşallah makalemi keyif alarak okursunuz.


Günün birinde Ademoğlundan birileri Zaman da yolculuk ederken bile bedensel yaşlanma süreci devam eder. Belki de bu zaman yolculuklar esnasında daha hızlı yaşlanabilirsiniz. Gelecek ve geçmiş zaman dilimleri arasında yolculuk eden bir varlık şu an bilmediğimiz başka kuvvetlerin etkisi altında hücresel yaşlanmaya sebep oluyor olabilir.


Bu yaşanan durum şuna çok benzer. Gökyüzünde bir rota üzerinde hareket eden uçağın içindekiler dış ortamdan tamamen izole edilmiş olsa bile kabin içinde rahat yolculuk eden hosteslerin, pilotların ve yolcuların daha hızlı yaşlandıkları tespit edilmiştir. Bilim adamları buna kütle çekim kuvvetinin varlık üzerindeki hücresel / bedensel yaşlanma etkisi diyorlar. 


Peki hiç yaşlanmadan zamanda yolculuk yapmak mümkün mü? 


Neden olmasın. Varlıkların uyku hali bir tür kontrollü komada da uyumaya benzer. Beden uyuma esnasında daha az yaşlanır. Enerji tüketimi minimum seviyeye düşer. Uyku esnasında da ise sağa ve sola dönerek sürekli hareket halindeyiz.


Bu derin uyku halimizdeki yatış pozisyonu dönüşlerimiz olmasaydı ölürdük. Beyin denilen organımız işlevselliğini yerine getirirken bize rüya adında renkli bir ilizyon yapar. Beynimiz bedenimizi kontrollü gevşetir ve dinlenmesine sebep olur.  


Yüce kitabımız Kuran-ı Kerim bize uyku halinde zamanda yolculuk yapılabileceğini Kehf Suresi 9. ayetten 26. ayete kadar okuduğumuzda anlıyoruz.  


Kefh Suresi 9. Ayet "Yoksa sen Ashab-ı Kehf'i ve Rakim'i (isimlerinin yazılı bulunduğu taş kitabeyi) şaşılacak âyetlerimizden mi sandın?"


Burada rabbimiz bize onların varlığından haberdar olmamızı istiyor. 


Kefh Suresi 10. Ayet "O gençler mağaraya sığınınca şöyle dediler: "Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve bizim için şu işimizden bir kurtuluş yolu hazırla."


O gençlerin Rabbin rahmetine ve merhametine sığınarak bir kurtuluş yolunu gönülden istediklerini anlıyoruz. 


Kefh Suresi 11. Ayet "Bunun üzerine biz de kulaklarını tıkayarak mağarada onları yıllarca uyuttuk." 


Benim burada gayet net anladığım odur ki Rabbimiz mağraya çekilen o 7 genci ve Rakim adında ki köpeğin kulaklarını tıkayarak. 


Yani Rabbimiz onların dış ortam seslerini duymalarını engelmiş. Yani her türlü seslerden izole etmiş.  


Kefh Suresi 12. Ayet "Sonra da iki gruptan hangisinin, onların mağarada kaldıkları süreyi daha iyi hesapladığını anlamak için, onları tekrar uyandırdık.


Burada uyuyan geçlerin ve köpeğin iki gurup halinde uyutulduğunu ve sonra kaldıkları süreyi hesaplamaları yani bizlere ibret olmaları için tekrar uyandırıldıklarını anlıyoruz.  


Kefh Suresi 13. Ayet "Biz sana onların kıssalarını gerçek olarak anlatacağız. Hakikaten onlar, Rablerine iman eden birkaç genç idi. Biz de onların hidayetlerini artırdık."


Rabbimiz burada onların kıssalarını doğru olarak anlatacağız. Rablerine iman eden bu gençlerin her biri hakkı hak, batılı batıl olarak görüp doğru yola girdiklerini, Rab tarafından doğru yola iletildiklerini, dalâletten ve batıl yoldan uzaklaştıklarını, iman etttiklerini, Hakiki salih müslüman olduklarını, birer yol gösterici olduklarını, Kuran-ı Kerim in tevhid inancına sadık oldukları anlamlara geliyor. 


Kefh Suresi 14. Ayet "(Oranın hükümdarı karşısında) ayağa kalkarak dediler ki: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz, O'ndan başkasına ilâh deyip tapmayız, yoksa saçma sapan konuşmuş oluruz."


Demek oluyor ki o gençler Rablerine sadakatle bağlı tevhid inancına bağlı kimseler olarak hükümdarlarına kafa tutabilecek kadar büyük bir cesarete sahiptiler. 


Kefh Suresi 15. Ayet "Şu bizim kavmimiz, Allah'tan başka ilâh edindiler. Onların ilâh olduğuna dair açık bir delil getirselerdi ya! Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir?


İşte burası söylenecek bir sözün kifayetsiz kaldığı son noktadır.


Kefh Suresi 16. Ayet "(İçlerinden biri şöyle demişti:) "Mademki siz, onlardan ve Allah'tan başka taptıkları putlardan ayrıldınız, o halde mağaraya sığının ki, Rabbiniz rahmetinden size genişlik versin ve işinizi rast getirip kolaylaştırsın."


Burada mağraya sığınma önerisini veren gencin önerisi gayet mantıklı. O salih gencin arzusu ve yürekten söylediği dileği de çok anlamlı sıradan bir insanın bile aklını başından alıyor.  


Kefh Suresi 17. Ayet " Ey Muhammed! Baksaydın güneşin doğduğu zaman mağaranın sağ tarafına yöneldiğini, batarken de sol taraftan onları makaslayıp geçtiğini görürdün. Onlar, mağaranın geniş bir yerinde idiler.


İşte bu Allah'ın mucizelerindendir. Allah kime hidayet ederse, işte o, hakka ulaşmıştır; kimi de hidayetten mahrum ederse, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.


Bu ayette bize anlatılmak istenilen mesaj çok değerli olduğunu söyleyebilirim. Gençlerin sığındıkların mağranın güneşin ışığına olan konumunun önemi ve gençlerin uyuduğu mağranın iç kısmının geniş bir yerinde olduklarını bunun da Rabbin bir mucizesi olduğunu 

anlarken Rabbimizin kime hidayetini yani Hakkı hak, batılı batıl olarak görüp doğru yola girmeyi, doğru yola iletmeyi, dalâletten ve batıl yoldan uzaklaşmayı, iman etmeyi, Müslüman olmayı, yol gösterici olmayı, Kuran- Kerim'in tevhid inancına bağlı kul olmayı nasip ederse ona ulaşacağını ama Rabbim kimi hidayetinden mahrum ederse ona doğru yolu gösterecek bir dostu bulamayacağını söylüyor.  


Kefh Suresi 18. Ayet "Bir de onları mağarada görseydin uyanık sanırdın. Halbuki onlar uykudadırlar. Biz onları sağa sola çevirirdik. 


Köpekleri de girişte ön ayaklarını ileri doğru uzatmıştı. Eğer onları görseydin, arkana bakmadan kaçardın ve için korku ile dolardı." 


Demek ki bu gençler uyku halindeyken bizim uyku halimiz gibi sürekli bir hareket halindeler. Biz onları sağa ve sola çevirdik ifadesiyle bizlere anlatılan çok önemli olduğunu söylemek istiyorum.


O uyku halindeki gençler sağa ve sola çevirmeseydi kan basıncı bir noktaya 

toplanacağından yumuşak bağ dokusunda çok derin çürümeler meydana geleceğinden bu gençlerin ölmesine sebep olurdu.


Köpeğin derin uyku halindeki pozisyonu anotomisine en uygun olandır. Burada 3. tekil şahıs bizler o ana tanıklık edebilseydik gerçekten korkar ardımıza bakmadan oradan kaçıp giderdik. 


Kefh Suresi 19. Ayet "Onları bir mucize olarak uyuttuğumuz gibi, birbirlerine sorsunlar diye kendilerini uyandırdık da içlerinden bir sözcü şöyle dedi: "Ne kadar durup kaldınız?" (Kimi)


"Bir gün ya da günün bir parçası kadar kaldık" dediler. (Kimi de) şöyle dediler: 


"Ne kadar durduğunuzu, Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi, bu gümüş paranızla şehre gönderin de baksın, hangi yiyecek daha temiz ise, ondan size azık getirsin. Hem çok dikkatli davransın ve sizi kimseye sezdirmesin."


Daha sonra bu derin uyku halinden uyanan gençler mağrada uyurken dışarıda akıp geçen zamandan habersiz olduklarını ve kendi algılarına göre uyku halindeki zaman kavramı hissiyatını yaşadıklarını anlıyoruz. İçlerinden bir gencin samimiyetindeki inanç duygusu ile


"Ne kadar durduğumuzu Rabbimiz iyi bilir." demesinden anlıyoruz. Aralarından gençlerden secip gümüş para ile alışveriş yapmaları için gönderirken dikkatli davranmasını sizi kimse sezmesin diyerek tembih ediyorlar. 


Kefh Suresi 20. Ayet "Çünkü şehir halkı, sizi ellerine geçirirlerse muhakkak sizi taşlayarak öldürürler veya kendi dinlerine çevirirler ki, o zaman siz dünyada da ahirette de asla kurtuluşa eremezsiniz."


Bence buradaki tembih edilenler hem bu zaman diliminde yaşayan bizlere hem de o mağraya sığınmış gençlerin yaşadığı zaman dilimine vurgu yaptığına inanıyorum. 


Kefh Suresi 21. Ayet "Böylece insanları onlardan haberdar kıldık ki, öldükten sonra dirilmenin hak olduğunu ve kıyamet gününden şüphe edilemeyeceğini bildirmek için, öylece şehir halkına buldurduk.


Onları mağarada bulanlar, aralarında durumlarını tartışıyorlardı. 


Dediler ki: "Üstlerine bir bina (kilise) yapın. Bununla beraber Rableri, onları daha iyi bilir." Sözlerinde üstün gelen müminler: "Üzerlerine muhakkak bir mescid yapacağız." dediler.


Rabbimiz bizim de görmemizi ve fark etmemizi istediği bu ilahi mucizesiyle öldükten sonra dirilmenin de hak olduğunu ve kıyamet günün geleceğine de hiç şüphe edilmesin diyerek o gençleri şehir halkının bulmasını sağladı.


İçlerinden pek azı bu gerçeği görüp anladığını diğer büyük bir kısmı gençlerin uyudukları mağrasının üzerinde kilise / mescid gibi bir bina dikmeyi istediklerini anlıyoruz. 


Kefh Suresi 22. Ayet "Ashab-ı Kehf'in sayılarında ihtilaf edenlerden bazıları: Onlar, üç kişidir, dördüncüleri köpekleridir" diyecekler. 


Diğer bazıları da "Onlar, beş kişidir, altıncıları köpekleridir " diyecekler. Her ikisi de bilinmeyen hakkında tahmin yürütmektir. (kimileri de:) "Onlar, yedi kişidir; sekizincisi köpekleridir" derler.


De ki: "Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir." Onları ancak pek azı bilir, Bu sebeple onlar hakkında bu bildirilenler dışında bir münakaşaya girişme ve bunlar hakkında hiç kimseye de bir şey sorma!


Kefh Suresi 23. Ayet "Hiçbir şey için, Allah'ın dilemesi dışında: "Ben yarın onu yapacağım deme"


Kefh Suresi 24. Ayet "Ancak Allah dilerse (yapacağım de). Ve unuttuğun vakit Allah'ı an ve "Umarım Rabbim beni, doğruya daha yakın olana eriştirir." de.


Rabbimiz eseri olan Kuran-ı Kerim in bu ayetlerinde yazılı olan her şey gayet açık ve net dile gelmiştir. 


Kefh Suresi 25. Ayet "Onlar, mağaralarında üçyüz yıl kadar kaldılar ve dokuz yıl da buna ilave etmişlerdir."


Kefh Suresi 26. Ayet "De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir." Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O ne güzel görendir! 


O ne mükemmel işitendir! Onların, O'ndan başka bir yardımcısı yoktur. O, kendi hükümranlığına kimseyi ortak etmez." 


Bu ayetlerde yazılı olanlar o kadar nettir ki artık sözlerimin kifayetsiz kaldığı yerdir. 


Bu yazdığım "Peki ya zamanda yolculuk yapılabilir mi?" makalemin 3. Bölümdümü okudunuz. Bilmenizi isterim ki sizin duygu ve düşüncelerinize daima saygı duyarım. Makaleme yönelik olumlu ve olumsuz eleştirilerinize daima açığım. 


3

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yazmak için giriş yapmanız gerekli