İmgehan @Imgehan_1723

Buraya git

Koşarak çıktı merdivenleri. Son bir kez odasına bakmak istedi. Babası bağırdı arkasından ‘’Gitmemiz gerek!’’ Bir şey unutmuş gibi hissediyordu. Odasının kapısına yaklaştı, kapı bir garip geldi gözüne, sanki yıllardır girip çıktığı odasının kapısı değildi. Kapıya elini sürterek girdi. Bir şey unutuyormuş hissi içindeydi hala. Oda boştu. Babası tekrar seslendi. Tam dönecekken ayağının bastığı tahta döşemelerden birinin gevşek olduğunu hissetti. Bunu daha önce fark etmemişti. Eğildi, tahtayı kontrol etti. Ucuna bastırınca öbür ucu kalktı. Tahtayı yerinden çıkardı, altında eski bir kağıt vardı. Korktu. Kağıdı aldı, dörde katlanmıştı. Yavaşça açtı, bir şeyler yazıyordu:


Hikayesiyle vardır insan. Yazar, oynar.

‘’Bak yavrum, bırak bu kağıdı ve git bu evden bir an önce.’’ dedi babamın sürekli takım elbise giyen arkadaşı. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Elimde babamın öldüğünü söyleyen bir mektup vardı ve sıradakinin benim olacağımı söylüyordu: ‘’Sıradaki talihli sensin.’’ yazıyordu. Babamın arkadaşı gitmem gerektiğini söyleyip duruyordu başımda. Küçük bir kağıda bir şeyler karaladı, bana verdi. Bu adrese git, dedi, yaşamak istiyorsan. Koştum. Çok koştum. Adresi bulduğumda karşıma iki katlı bir ev çıktı. Geniş bahçeli, ahşap bir evdi. Çocuklar gülüp oynaşıyor, yetişkinler de muhabbet ediyorlardı. Bahçeden beni fark eden, daha önce hiç görmediğim, bir kadın bana seslendi. ‘’Hadi oğlum yemek hazır.’’ Anlam veremedim. Şaşkın şaşkın bakarak yaklaştım. Onlar bana beni tanır gibi bakıyorlardı, bense ilk defa görüyordum onları. Çocuklardan biri ‘’Hadi abi çok acıktık.’’ dedi. Büyülenmiş gibi yaklaşıyordum onlara. Sanki yürümüyordum da kayıyordum. Bana ayrılan yere oturdum. Bir anda hep orada otururmuş gibi hissettim. Yemek koydular önüme, çok acıkmıştım. ‘’Yavaş oğlum.’’ dendi. O akşam ve yıllar boyunca o evde, onlarla yaşadım.


Ne bir isim, ne bir tarih vardı. Arkasını çevirdi, boştu. Kağıdı ceketinin cebine koydu aşağıya indi. Babasını göremedi. Seslendi, bağırdı, çağırdı fakat babasını göremedi. Korkuyla koştu. Babasıyla her zaman ziyarete gittikleri babasının arkadaşına gitti. Sakinleştirilmeye çalışıldı, su verildi. Sanki her şeyin farkındaydı arkadaşı, çok sakindi. Bir kağıt çıkardı, ‘’Buraya git.’’ dedi. ‘’Niye?’’ der gibi baktı suratına. ‘’Yaşamak istiyorsan, burada yazan adrese git.’’ dedi, gayet sakin bir şekilde. Ne yapacağını bilemedi, babası yoktu. Boşluğa bakıyordu, öylece. ‘’Bir karar vermelisin, yaşamak istiyorsan acele etmelisin.’’ dedi, yine sakince.

Kağıdı aldı, koşmaya başladı. Ağlıyordu ve koşuyordu. Teri göz yaşına, göz yaşı terine karıştı. Adrese gelince kontrol etmek için kağıda baktığı sırada bahçeli evden biri seslendi ‘’Hadi oğlum yemek hazır.’’

Başından geçenleri kimseye söylemedi. Birkaç yıl sonra başından geçenleri bir kağıda yazıp, odasında gevşettiği döşemelerden birinin altına sakladı. 


10
Duru Düşünseli @20DideDURU22

Sevindim. Ne demişler söyleyene değil söyletene bak. Siz bir kapı açtınız ve ben oradaki yolculuğumu, keşiflerimi paylaştım sizinle. Bu cümlemi sevdim. Yansıma yazılarım başındaki tanıtım kısmına ekleyebilirim :) Ben bunlara kıvılcım diyorum. Kendi yazma amacım önce kendime kıvılcım sunmak ve okuyanlar da kendi kıvılcımlarına ulaşırsa ne mutlu bana. Bunlarda sizin bana yolladığınız kıvılcımlar ki o kıvılcımlar beslenirse güneşler doğurur.

İmgehan @Imgehan_1723

Yine harika şeyler yazmışsınız. Yazdıklarınız beni de çok düşündürdü. Yıllar önce yazdığım bu hikayeye yeniden şöyle bir baktım sayenizde. :)))

Yorum yazmak için giriş yapmanız gerekli