İmgehan @Imgehan_1723

balkonda

Alacakaranlık, basık bir odada iflah olmaz bir romantik sorgulanıyor.

Sen misin o kendini düşünen? Şey… Evet efendim, benim. Nerede düşündün kendini? (Soru eksik ama soruya soru sorma taktiğiyle soruyu açarak soruşturmaya biraz katkı sunayım bari, sonuçta her şeyi devletten beklememek lazım.) Şimdi, efendim, düşüncelerimdeki kendimi nerede düşündüm mü, yoksa kendimi düşünme halindeyken, bedenen, yani efendim bu fani dünyada bana verilmiş olan canın taşıyıcısı mahlukat kendini düşünme gafletinde bulunurken neredeydi mi? Ne diyor lan bu? Efendim demem o ki… Kes! Nerede düşürdün kendini? Efendim… Kes dedim, soruma cevap ver! Efendim diliniz sürçtü galiba, kendimi düşürmem nasıl olur, bilemedim, kafam karıştı. (Bakışıyoruz, niye öyle bakıyor, bakışıyoruz, bakışma anlam kazanmak üzere, biri lafa girsin lütfen, biri lafa gi-) Abi? (Oh!) Ne var? (Gözlerini ayırmadı gözlerimden, sen bari bak sese doğru.) Düşürdün dedin abi. Ee? ‘’Düşündün’’ ya abi aslı n ile, Niğde’nin n’si. Ulan buna mı takıldınız? (‘’Biz’’ olduk köşedeki hoparlörden gelen sesle.) Biraz detaycı bir arkadaş galiba abi. Detaycıyımdır. Sıçarım detayına! Nerede düşürdün ulan kendini? (Bak yine, gülme sakın, düşündün demek istiyor.) Sana diyorum, yoksa yine kendini mi düşünüyorsun, alçak herif? Yok efendim estağfurullah, kendimi nerede düşündüğümü düşünüyordum. Fakat asla kendimi düşünmüyordum. İnkâr ediyorsun yani? Hayır efendim ne haddime. İtiraf ediyorsun o zaman. Elimden geldiğince efendim, çabalıyorum. Çabanı göremiyorum! Efendim, soru tam olarak neydi? Ulan, kaç defa soracağız? (Çok yaklaştı.) KENDİNİ NEREDE DÜŞÜNDÜN?

(Sakin ol ve konuş.) Balkonda, efendim. Demek balkonda düşündün? Yaz, suç mahalli: Balkon. (Baktığınız zaman sadece balkon tabii, balkon, öyle dümdüz balkon, mutfağa katılmamış, PVC ile kaplanmamış, saksılar çiçekler ile donatılmamış, içi; izmarittoztoprak dolu balkon.) Peki, söyle bakalım… Yalnız mıydın? (Ah, hem de ne yalnızlık efendim, dımdızlaktım, düz ovada kurumuş gitmiş bir ağaç gibiydim, yaprağım bile yoktu, dümdüz ova, öyle düz ki dünya düz sanırsınız, gerçi siz gerçekten düz sanıyor olabilirsiniz, neyse geçelim bu kısmı, yalnızdım efendim, bu galakside, bu evrende, bu uzay doluluğunda, bu eşref-i mahlukat bolluğunda yapyalnızdım, yapayalnızdım, yalnızca bekledim, öylece, yalnızca. Yani pek değerli sorgulayıcı ağabey, suç ortağı yoktu, bir ben düşündüm beni, başkası yoktu, kendimi düşünürken bir başka gaflete düşmüş yoktu, yardım ve yataklık eden de yoktu, kendi kendime bir başıma işledim bu yüz kızartıcı suçu, tuttum kendimi düşündüm bir başıma, yalnızdım, yalnız yaptım, evet bunda da yalnızdım, günahı bölüşecek yoktu, günahımı böldüm de yemedim, yalnız işledim bu günahı, zaten sevmem paylaşmayı, kendimi düşündüğümden anlamışsınızdır, herkesin günahı kendine, herkesin düşüncemesi de kendine... Fakat efendim bu sorunun bana garip geldiğini de itiraf etmek isterim, madem itiraflıyoruz her şeyi, bu itiraf gecesinde bu da eksik kalmasın; yalnız düşündüm kendimi fakat acaba sormak istediğiniz, ben kendimi düşünürken sadece ortamda bulunmak suretiyle öyle alelade biri var mıydı mı, yoksa benimle beraber bu çukura düşüp benim kendimi düşünmemle beraber beni düşünen biri var mıydı mı, yoksa benim kendimi düşünmemle beraber tıpkı ben gibi alçakça kendini düşünme gafletinde bulunan başka biri daha var mıydı mı? Hangisi efendim? Tamam ben yalnızım, çekinmiyorum bundan, zaten söylüyorum her fırsatta, yine söyleyeyim, yalnızım, her açıdan efendim.) Bu kabahati bir başıma işledim.

Suç olduğunu bilmiyor muydun? (Arkası dönük sordu bunu, pantolonu kırışmış hep) Biliyordum efendim, biliyordum. (Hızla dönerek, keşke gidenler de böyle- neyse) Öyleyse ne diye kendini düşündün be adam? Kendini düşünmek suç. Yasada yazıyor: Kendini düşünmek suçtur, diye. Devlet tarafından yasak edilmiş. Sen bile bile suç işliyorsun, devlet millet vatan düşmanı! Hain! (Korkmaya başladım fakat duygularımı düşünmek istemiyorum, yoksa yine kendimi düşünme gafletine düşebilirim.) Pişmanım efendim. (Hoparlörden, biraz önce ‘’biz’’ olduğumuz, pek saygıdeğer sorgulayıcı yardımcısı…) Siktir lan! Sizin gibi kendini düşünenler yüzünden ülke bu hale geldi.

(Çok haklısınız efendim fakat başkasını düşününce de hoş şeyler olmuyor. Ben uzun süre başkasını düşündüm. Tamam, başkalarını demek daha doğru olacak. Fakat son zamanlarda hep onu düşünmüştüm. O zaman da yalnızdım ama son seferdekinin aksine, yani burada olmama sebep olanın aksine, kafamın içinde yalnız değildim. İnsanın yalnız kendini düşünmesi suç imiş. Tamam ben bunu biliyordum ama bir anlığına unutuvermişim efendim, dedim ya, gaflet.

Ben onu kalabalıkların içinden özenle ayırıp düşündüm. Üşenmedim hiç, ayıkladım kalabalığı ondan, yalnız gelsin yanıma diye, sadece ikimiz biz olalım diye. Biraz sahiplenici ve kıskanç olabiliyorum. İnsanın kendine zarar aslında bu, biliyor musunuz efendim? Fakat o zamanlar kendimi düşünme gafletine düşmediğimden, sahiplendim durdum onu kafamın içinde. Gülüşünü çerçeveleyip astım kafamın içindeki tüm duvarlara. Kafamda da çok duvar vardır, biraz dar görüşlüyüm efendim, bolca koridor bulunur kafamda, uzun koridorlar, oralara da astım gülüşlerini. Biraz daha az beğendiklerimi astım oralara, insan geçerken tam inceleyemiyor, koridorda durup duvarlara bakmak garip geliyor insana, neticede koridor bu, geçmek için var, geçip gitmek için.

Siz şimdi diyeceksiniz niye kafanda tutup durdun da gidip söylemedin diye. Ama denedim efendim, çok denedim, fakat izin vermedi. Ben sevemedim de zaten, ona da izin çıkmadı, nasıl zarar ziyansam artık, onu sevmeme izin vermedi ama onu düşünmeme engel olamazdı. Ben de düşündüm durdum onu efendim, suç da değil, oh, bol bol düşündüm. Sonra insan kendini sevmeden başkasını sevemez gibi geldi efendim fakat bu işlemiş olduğum suçu işlerim falan diye bu tarz düşüncelerden hemen kurtuldum. Kendimi hiç düşünmedim o zamanlar. Onu düşündüm durdum, varım yoğum oydu, yasaldı ayrıca. Salonda, mutfakta, banyoda, koridorda, balkonda… Balkonda efendim insan suça meyil ediyor. O malum günde ben balkonda halkıma ihanet ettim ve kendimi düşündüm. Kendimi birçok yerde düşündüm efendim fakat nihayetinde balkondaydım, balkonda.)

Pişman mısın? Evet efendim, hem de çok. Kendimi düşünmek hiç iyi gelmedi bana (Ben hala kendimi mi düşünüyorum?), bir görseniz kendimi, çok kötü, acınası, iğrenç. İğrenç olduğunu biliyoruz, halk düşmanı herif. Halk dostu olmak için elimden geleni yapacağım efendim, bundan sonra milletimi, vatanımı, dağlarını, taşlarını, yollarını (Belki biraz da onu…) düşüneceğim. Kendimden uzak bir yaşam için elimden geleni yapacağım. Hani derler ya benden uzak Allaha yakın ol diye, ben de kendime diyeceğim, hatta diyorum: Benden uzak Allaha yakın ol!


Balkonda bir başına

Biraz işkence, bir ömre yetecek kadar nasihat, bolca tehdit ve telkin ile salıverdiler beni. Mahpusa koymadılar. Onu da esirgediler benden. Düşemedim mahpus damlarına. İçeridekileri kötü etkilermişim. Dışarıda tehlikeli olamayacak kadar yalnızmışım. Dışarıya kapattılar beni. Arada avluya çıkıyorum, balkona yani. Hücre hapsi gibi bir şey benimkisi. Hani çok tehlikeli suçlulara yapıldığından. Tehlikeliyim.  Ne yapalım canım, işledik bir suç, çekeceğiz cezamızı. Hem düşünmek için de vaktim olur. Sonra çıkınca derim ki (Kapatıldığım dışarıdan çıkınca), kapat kapıyı gardiyan, girmesin içeridekiler dışarıma, sonra ağır adımlarla ona doğru yürürüm, gömleğim hafif ütüsüz, solgun, yakası dağınık ve bıyıklıyımdır… Dururum karşısında, hüzünlü, kederli, çok şey görüp geçirmiş gibi ve benden geriye kalan biraz tebessüm ile. Sonra derim ki, içeride veyahut dışarıda (Buna karar vermem gerekiyor, bir ara vereyim.) düşünecek çok vaktim oldu; ben yine seni düşündüm.

Terliklerin üstüne basma suretiyle ayaklarımı sürüyerek balkonumun hududuna gelirim. Aşağıya bakarım önce düşünceli, sonra daha önemli bir şey aklıma hücum etmişçesine ileriye doğru, apartmanlar arasından ufka doğru bakarım. İşte balkondayım yine, tüm o kabahatin işlendiği yerde arınacağım, kendimden. Balkonda ve şimdiki zamandayım. Kendimi kendimden kopartıyorum. Geriye ne kalıyorsa kalıyor. Halkımı düşünüyorum, kendini düşünmeyenlerden oluşmuş halkımı. Kendilerini düşünmeleri yasak edilmiş halkımı. Vatanını, devletini, Allah’ını düşünen, fakat asla ve asla kendini düşünmeyen, halkımı düşünüyorum. Balkonda bir başıma, asla ve asla kendimi düşünmüyorum.


4

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum yazmak için giriş yapmanız gerekli